#TARİH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#TARİH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2024 Pazar

ASAF HALET ÇELEBİ'NİN BİLİNMEYEN ŞİİRLERİ (#TARİH 2024 OCAK SAYISI)

 


#Tarih dergisi, 2024 Ocak ayı, Emin Ahmet İşli'nin yazısına göre bir sahafta bulunun el yazmasındaki şiirler Asaf Halet Çelebi'nin (asıl adı, Mehmet Ali Asaf'tır.) az da olsa Yapı Kredi yayınevinden çıkan Tüm Şiirleri ile arasında farklar olmakla beraber, şu üç şiir ve son sayfaki beyit , yokmuş. (Derginin 66. sayfasında yayımlanmıştır.)

RÜYASIZ ÖYKÜ

Geceleyin

bacadan düşen umacı

haydi düş de ye beni

ye beni

bir şey görmeyeyim

gözümden ye beni

bir şey duymayayım

kulağımdan ye beni

bir şey düşünmeyeyim

beynimden ye beni

görmeyeyim

işitmeyeyim

düşünmeyeyim

SEVGİLİ

seneleri unuttum

doğmamış gibiyim

unutmadığım sen varsın

ki seni de yutdum

başımı kesseler

içinden başım çıkar

ve gene sanan gülümser

kulaklarımı kesseler

içinden kulakların çıkar

ve sana açılır

bacaklarımı kesseler

içinden bacakların çıkar

ve sonsuzluğa doğru yürür

YER OLMAYAN YERE

neden döüyorlar

döne döne kimden geliyorlar

kime gidiyorlar

ne sağları var

ne solları var

ne altları var

ne üstleri var

nerden geliyorlar

sarhoştan daha sarhoş

deliden daha deli

onlar da bilmiyorlar

at kendini bize

ve bilme

biz

bütün dönenlerle

yer olmayan yere gidiyoruz

yer olmayan yere

SON SAYFADAKİ BEYİT

Peri padişahının kızına gönül verdim

Kendime urba yaptırdım masalları renginden




28 Haziran 2022 Salı

DOĞAN AVCIOĞLU TARİHÇİLİĞİ

 


Türkiye'de son yıllarda popüler tarih yayıncılığı ve tarih romancılığı pek popüler. Türk halkı görünüşte tarihe meraklı ama 8-9 yıl öncesini bile bilmeyecek kadar cahil. Google'a ya da başka bir arama motoruna-siteye bakmaktan aciz, garip insanlarla karşılaşıyorum. Bazıları da sosyal medyadaki tuhaf hesaplardan (kişi bile değil) tarih ya da diğer bilimleri öğrenmeye çalışıyor.

Meşhur profesörlerin (adlarını yazmak istemiyorum) popüler tarih kitapları, genel anlamda bilimsellikten uzak. Gazeteci tarih yazarlarının da (Onlara da tarihçi demek istemiyorum, zira tarih, metodolojisi belli bir bilimdir.) okurları ciddi anlamda tatmin ettiğini söyleyemeyeceğim. Onlar arasında da iyi işler yapan var. Ben gene de Doğan Avcıoğlu tarihçiliğinin ülkemize geri dönmesi gerektiğini söylemek isterim.

Bir tarih kitabında, ya da bilimsel bir eserde, atıf diye bir şey vardır. Bir bilgi nereden, kimden alınmış, hangi kitaptan alınmış, gösterilmelidir. Bunun için de bilimsel eserlerde yıldızcık kullanılmalıdır. Yıldızcık kullanılmasa bile, bu bilgiyi hangi kaynaktan aldığını bir şekilde söylemelidir. Diğer bir hususta, bir dönemin tarihini bütünsellikle anlatılmasıdır. O dönemin ekonomisi, kadın-erkek ilişkileri nasıldı, genel olarak neler oldu, anlatılmalıdır. Tarih, savaşlardan ibaret değildir, kralların hayatından ibaret, hiç değildir. Bence ciddi popüler tarih kitapları, romanları ve filmlerinde de benzer özelliklere dikkat edilmelidir. Oysa ülkemizde, geçmişte de tarih edebiyatı hep bir destanlar, efsaneler edebiyatı olageldi. Yeşilçam denen geleneksel Türk sineması, Kahpe Bizans söylemi ile özetlenebilecek, toplumun faşizan duygularını kabartan ve tarihsel gerçeklikte alakasız filmlerdir. Hatta bu filmler halk arasında, özellikle film hataları yüzünden, şaka konusudur.

Burada Doğan Avcıoğlu'nun tarih kitaplarını tavsiye edeceğim. Avcıoğlu'nun tarihçiliği kusursuzdur diyemeyeceğim. Basit bir internet araması ile bile kendisinin altmışlar sonu, yetmişler başında bir devrimteşebbüsü ideoloğu olduğu görülecektir. Öte yandan kitapları, bir tarihsel tez nasıl ispatlanır, onu okuyucuya iyi öğretir. Ben, Avcıoğlu'nun; Türkiye'nin Düzeni, Türklerin Tarihi ve Milli Kurtuluş Savaşı tarihi kitaplarını yıllar önce okumuştum. Yazarın Osmanlı'nın Düzeni adlı kitabı da, notları da ölümünden sonra eşyaları arasında, ölümünden yıllar sonra bulunup, 2013'de yayımlandı.

Yeni neslin, en azından tarih nasıl yazılır veya halka nasıl anlatılır öğrenmek için bile, Doğan Avcıoğlu'nun okunması zorunludur.