Öğretmenlik hayatım boyunca öğrencilerimin Nazi ve Htler sevgisi hep canımı sıktı. Bu nefretlerinin temel sebebi, Rus ve Yahudi nefretleriydi. Oysa Yahudileri ve Rusları bu kadar güçlendirenler de Nzilerdi. Onlar olmasa İsrail devleti kurulamaz, Sovyetler Birliği, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesinden birisi olamazdı.
En başta Yahudileri ele alalım, Rönesans'ın bir özelliği de Yahudi düşmanlığıydı. İşin doğrusu Yahudi düşmanlığının kökleri Roma imparatorluğundaki büyük Yahudi isyanlarıdır. Romalılar, ÖnAsya, Levant yada Orta Doğu denen bölgedeki dinsel adanmışlıkla tanıştı ve dehşete düştü. Ölümden, işkenceden korkmayan ve savaşan insanlardı bunlar. Sadece Filistin bölgesdinden değil, Mısır, Kıbrıs, Girit gibi şehirlerdeki Yahudiler de sık sık isyan ediyordu. Roma imparatorluğu da çözümüYahudileri, imparatorluğun dört bir yanına, özellikle de Filistin'den uzak yerlere dağıtmakta buldu. İspanya ve Ren vadisi, en çok Yahudi yerleştirilen bölge oldu, çünkü hem oralarda nüfus azdı, hem de oralar Levant'a fazlasıyla uzaktı. Diğer bölgelerdeki Yahudilerin çoğu asimile oldu, bu yüzden sonraki yıllarda Yahudilerin neredeyse tamamı, bu iki bölgeden gelmeydi. 1492'de İspanya krallığı, tüm ülkeden Yahudilerin ülkeden çıkarılmasını istediğinde, tarihçilerin tahminine göre İber yarım adasının (İspanya ve Portekiz) %5'i yani yirmide biri Yahudiydi. 1492'de İspanya, 1497 Portekiz, Yahudileri ve Müslümanları sınırdışı etti. Osmanlı, Müslümanları Tunus'a, Yahudileri de Anadolu ve Balkanlara, özellikle Ege denizi kıyılarına yerleştirdi. Böylece Osmanlu Yahudilerinşn çoğu Safarad, yani İspanya Yahudisi oldu, diğer Yahudilerin çoğu da Safardlaştı. Diğer büyük Yahudi topluluğu, Almanya'da Ruhr vadisine yerleştilenlerdi. 1933'de Dünya Yahudilerinin %85-90'ı bunlardı. Birinci Haçlı Seferleri öncesi bu topluluğa saldırılar oldu ve Yiddiş denen Almanca-İbranice konuşan bu topluluk, her kıyım ve katliamda Avrupa'ya yayıldı.Derken büyük veba salgını sırasında bir Alman prensi, onları Polonya'nın batısında, Pomeranya ve Silezya bölgesinde topladı, nüfus azalmış ve tarım yapacak insanlara ihtiyaç vardı. Yahudiler bundan sonra Polonya-Ukrayna-Macaristan civarı başta olmak üzere Avrupa'ya dağıldılar. Gerek Papalık, gerekse Luther, Calvin ve diğer Protestan liderler, sık sık Yahudi düşmalığını körükledi. 17 yy'da Yahudiler mehdi bekledi, Sabatay Sevi ve bir kaç kişi mehdi olarak ortaya çıktı. Ruhi Çenet'le ortaya çıkan Hasidilik de, bu dönemde, Ukrayna'da ortaya çıktı. Sonraki yüz yıllar boyunca progrom denen Yahudi katliamları ve Yahudilerin sürgünü tüm Avrupa'da sürdü gitti. 19. yüz yılda Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa dışındaki sömürgeler bir çözüm olarak göründü. Bu dönemde Yahudiler ilk defa uluslar arası örgütlenmeye başladılar. Bu örgütler de hep amatör kalıyor, Yahudilerin çoğu bu örgütlere üye olmaya çekiniyordu. 19.yüz yılda ise Yahudiler, yavaş yavaş Filistin'e göç etmeye başlamıştı. Aslında Theodor Herzl daha doğmadan, ilk Siyonist yerleşimler ortaya çıkmıştı. 1 Mart 1881'de Rus çarı 2.Aleksandır suikastle öldü. Suikastten Yahudilerin parmağı olduğuna dair dedikodular, Kiev merkezli olmak üzere Ukrayna boyunca seri katliamlar yol açtı. Olay yüz binlerce Yahudi'nin Amerika ve Filistine göç etmesi ve Yahudi örgütlenmesinin daha ciddi bir hal alması ile sonuçlandı. 1894'de Fransa'yı sarsan Yüzbaşı Dreyfus davası başladı. Yüzbaşı Dreyfus, Fransız ordusunda bir subaydı ve Almanya hesabına casusluk yapmakla suçlanıyordu.Elde somut bir delil yoktu ama gene de Dreyfus, ceza sömürgesi olan, Fransız Guyanası açıklarındaki Şeytan adasına gönderilmişti. (Bu ada meşhur Kelebek romanına da konu olmuştu.) Yahudi asıllı yazar Emil Zola, meşhur İtham Ediyorum yazısını yazdı. Herzl'de Siyonizmin kitabını yazdı. Herkes Htler ve katliamlarını bilir ama Ekim devrimi sonrası çıkan Rus iç savaşında, bir milyon kadar Yahudi öldürüldü. Hatta Yahudi katletmesi ile ünlü bir Menşevik general, Paris'te öldürüldü. Katil Yahudi, generalin yaptığı katliamları bahane edip, ağır tahrik savunması yaptı ve serbest kaldı. Bir kaç yıl sonra Talat Paşayı vuran Ermeni'de aynı savunmayla serbest kaldı. Gene de iki Dünya savaşı arası dönemde de Yahudi dayanışması, çok mükemmel değildi. Derken Nziler geldi.Avrupa Yahudilerinin üçte ikisini, Dünya Yahudilerinin yarısını katletti; Yahudiler de bir daha asla dedi.
Günümüzde Yahudiler, eskisi kadar ezik değiller ve bunun sonucu olarak da, Yahudi olmayanlarla evlilikler çok artmış durumda. Ruhi Çenet'in videosu ile gündeme gelen Hasidiler, Dünya Yahudilerinin %2'i kadarı. Hepside yekpare değil, kendi içlerinde de bölünmüşler. Mesela bazıları İsrail'in varlığını desteklerken, bazıları Mehdi gelmedi bahanesi ile İsrail'i desteklemiyor. İsrail'den sonra en kalabalık oldukları A.B.D.'de %60 civarı; Türkiye'de bile %40'a ulaşmış. Artık Yahudi damat ve gelinleri de Yahudi yapmanın yollarını arıyorlar. Netenyahu buna, gizli soykırım dedi. Ermenistan'ın İsrail kadar güçlü olmama sebebi, Ermenilerin sadece Türkiye ve Ermenistan'da ötekileşmiş azınlık olmasıdır. Arap ülkelerinde bile azınlıklar, sıradan Hristiyan topluluklardır. 19.yüz yılda, Fransız İhtilalinin getirdiği uluslaşma ile asimile olmaya bile başlamışlardı ama Antisemtistler, Yahudilerin asimile olmasını da istemedi. Türkiye'de bile benzeri oldu. Türkiye Yahudilerinin çoğunluğu, , Vatandaş Türkçe Konuş kampanyasına uyup, İspanya'dan getirip, yüz yıllardık konuştukları Ladino denen orta çağ İspanyolcasını terk etmeye karar verdiğinde faşist şair ve gazeteci Orhan Seyfi Orhon, ''Sakın Türkçe konuşma, sahte vatandaş! Birgün gelip de seni özünden, yüzünden tanımazsak bile, bari sözünden tanıyalım'' diyerek tavrını ortaya koymuştu. Azınlıkları ötekileyip, dışlayan faşistlerin yaptıüı, ağacı budamaya benzer.
Gelelim Nzilerin Rusları nasıl güçlendirdiğine, onları süper güç yaptığına. 1945'den önce Avrupa, Rusya'nın Brezilyası'ydı. Sekiz buçuk milyon kilometre kareden daha büyük bu ülke, dünyanın beşinci en büyük yüz ölçümlü ülkesidir. Hem Ekvator çizgisi, hem de Oğlak dönencesi üzerinden geçer ki, hem Ekvator'u, hem de dönenceleri içine alan tek ülkedir. Tek başına Güney Amerika kıtasının yarıdan fazlasını (%55 civarı) içerir; 2026 tahminin (Vikipedi) 214 milyon nüfusu vardır ve nüfus olarak Rusya'dan fazladır. Şili ve Ekvator hariç, kıtadaki tüm ülkelere komşudur. Dünyanın en büyük tarım üreticilerinden ve maden kaynaklarından biridir, ciddi de bir sanayisi vardır. Gene de süper güç değildir. 19. ve 20. yüz yıl Rusyası'da tam olarak bu durumdaydı. Devasa yüz ölçümü, nüfusu ve asker sayısı olmasına rağmen, Osmanlı hariç yenebildiği bir Avrupa ordusu yoktu. Osmanlı ile son büyük zaferi olan 93 Harbi (1877-78 Osmanlı Rus savaşı) , Rusya için pahalıya patlamıştı. Hem Osmanlı ile savaş uzun sürmüş, çok kayıp verilmiş, uzayan ikmal hatları sorun olmuş; hem de İstanbul-Yeşilköy (Ayastefanos)'e kadar savaşarak yürümüş Rus ordusu, dönüşte Polonyalı asilerin pususuna düşmüştü. Bütün bunların sonucunda Rus Çarlğı, Ekim Devrimine doğru giden ekonomik çöküşe gitti. 1904-5 savaşında Japonya'ya yenilmeleri, Çarların ve soyluların gözden düşmesine sebep oldu. Sonuçta Ekim Devrimi geldi, devrimciler beş yıllık bir iç savaşın ardından ülkeye hakim oldu ama Polonya ve Finladniya, elden çıkmıştı.
1945'de Naziler, Sovyetlerle savaşıp, yenilerek, Komünizme ve Ruslara bir hayat bahşetti. Komünizmi, Faşizm karşısında kahraman yaptı. Rusya ve Komünizm, 1990'a kadar sürecek kırk beş altın yılını yaşadı. Sovyetler Birliğinin sınırları batıya doğru genişledi. Sadece Sovyetler Birliğinin kendisi, 1990'da Avrupa kıtasının %51!ini oluşturuyordu. Polonya, Doğu Almanya, Çekostlovakya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan; Varşova Paktı ülkeleri olarak fiilen Rusya'nın egemenliğindeydi. 1954'de Doğu Almanlar, 1957'de Macarlar, 1968'de Çekostlovaklar ve 1979'da Polonyalılar bu egemenliğe isyan etti. Sovyet Yönetimi tüm sorunlara rağmen, 1990'a kadar egemen oldu. Nziler Ruslar'a Almanyayı yağmalama ve milyonlarca Alman'ı ve Alman ordusunda savaşmış yabancıyı (Almanların doğu ordusu, sadece Alman ve Avusturyalıardan oluşmuyordu. En kalabalıkları Rumenler olmak üzere, İtalyan, İspanyol, Fransız ve diğer ülkelerden Nzi sempatizanları da savaşa katılmıştı. Hep Alman esirlerin durumu anlatılır ama diğer ülkeden esirlere ne olduğu belirsizdir) esir olarak Sovyetlere verdi. Bu esirler sadece beden işçiliği yapmadılar, öyle olsa Sovyetler, Amerikalılardan önce uzaya çıkamazdı. Batıya, Amerika'ya çalışan Von Braun gibi dehaları herkes biliyor. Oysa doğuda esirler, yaşamak için mimarlık, mühendislik, öğretim üyeliği galan yaptı. 1953'de Stalin ölünce, Almanya'ya dönmelerine izin verildi. Altı buçuk bilyon kadar esirden, beş yüz bin kadarı sağ kalmıştı. 1957'de son on yedi bin esiri geri almak için Batı Almanya şansölyesi Konrad Adenauer, Moskova'ya Kruşçev'in ayağına gitti. Ruslar, Almanları yenmenin gücüyle, Doğu Almanya, Çekostlovakya, Polonya gibi ülkelerdeki sağlam fabrikaların çoğunu da söküp, götürdü. Moskova ile Urallar arasını sanayi bölgesi haline getirdi.
Son olarak, Nzilerin iktidara gelişiyle beraber ülkeyi terk eden solcu ve Yahudi bilim adamları, sanatçılar, mimar, mühendis ve benzeri uzmanlar, Türkiye dahil, Dünya'nın dört bir yanına dağıldı. Türkiye'de 1940'da üniversitelerde bir ara toplan 192 Alman bilim adamı vardı. Pek çoğu daha sonra yurt dışına çıktıysa da, Türk vatandaşlıklarını korumaya ve Türk öğrenciler yetiştirmeye devam ettiler. Sadece Ünivertiste Öğretim Üyeleri değil, sanatçı ve uzmanlar da uzun yıllar Türkiye'de çalıştı.Türkiye'ye faydaları da bu oldu.






