ingiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ingiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2025 Pazar

ASİL NADİR İLE ZENGİNLİĞİN KANUNLARI

 


Bir Arap atasözü, dünyadaki en fakir insanlar, dev gibi orduları beslemek zorunda olan krallardır, der. Fakirlik sözünün anlamını sürekli para düşünmek, para hesabı yapmaksa, bu atasözü doğrudur. Onlara para asla yetmez ve paralarını da diledikleri gibi harcayamazlar. Böyle yaparlarsa başlarına ne geleceğinin en iyi örneği, Asil Nadir'in yaşadıklardır. Asil Nadir'in İngiltere'de, kısa sürede edindiği dev serveti savunmayacağım. Nadir, bu servetini Türkiye ve Kuzey Kıbrıs'a taşırken, olası soruşturmalar için siyasi koruma da istemişti muhtemelen. Öte yandan biraz düşününce, Nadir'in bu servetini aklayıp, siyasi sığınma alacağı tek ülke Türkiye yada Kuzey Kıbrıs değildi. Nadir'inkinden çok daha karanlık servetlere kucak açan nice ülkeler var. Nadir'in yıllarca yargılandığı ve servetini kaybetmesine yol açan soruşturma, bazı şirketlerin değerlerinin, sahte alımlarla daha değerli gösterilmesi ve buna bağlı olarak da vergi kaçırmaktan ibaret. Kara para aklama ya da Reza gibi uluslar arası ambargoları delme girişimi yok. Zaten uzun süre hapis de yatmadı.

Nadir'in Türkiye ve Kıbrıs'a servet aktarma sebebi masumluğu değildi vatanına bağlılığıydı. Bu sebeple Özal'a güvendi ama Özal vatan sever değil, kompradordu. Amerika ve Avrupa'nın çıkarlarını, Amerikalılar ve Avrupalılardan önce düşünürdü. Nadir, Özal'a fazla güvendi. Özal, Nadir'in parasıyla kendine yandaş medya kurdu. Nadir medyası, Özal ve AKP'ye çalıştı ve sol partilere radikal düşmanlık yaptı. Nadir, Kıbrıs'a da yatırımlar yaptı, diğer yandan medyasıyla Denktaş'a muhalefet etmeye başladı. Sürdüremeden bitti. Gene de sonunda Denktaş'ın Kıbrıs'ına sığındı çünkü, Denktaş vatan severdi.

Nadir olayından da anlıyoruz ki zengin de olsanız, her istediğinizi yapamıyorsunuz. İngiltere'den kazandığınız paraları, Türkiye yada Kuzey Kıbrıs gibi yerlere aktarırsanız, sonunuz birden geliyor. İngiltere gibi ülkeler bunu kabul etmiyor. Asil Nadir, bir günde servetini kaybetti ama ne ilginçtir ki Türkiye ve Kıbrıs'taki yatırımları, Özal'a yakın iş insanlarının eline geçerek, çalışmaya devam etti. 

Gene de ne kadar iktidara yakın olursanız olun, kompradorlara güvenmeyin.

13 Temmuz 2022 Çarşamba

CECİL RODESH KİMDİR?

 


Cecil John Rhodes isimli İngiliz (1853-1902), kırk dokuz yıllık kısa hayatına pek çok kötülük sığdırmış, sömürgeciliğin görünen yüzü olmuştur. On yedi yaşında, verem tedavisi için geldiği Güney Afrika'nın efendisi olmuştur. O kadar ki, bugünkü Malavi'ye Doğu Rodezya,  bugünkü Zambiya'ya Kuzey Rodezya, bugünkü Zimbabve'ye Orta Rodezya ve bugünkü Botsvana'ya Güney Rodezya denmiş;  Zimbabve'nin resmi adı, 1965-79 arasında Rodezya olmuştur. Bu kadar geniş alanlara adını veren Rodesh, benim şahsi tahminimce adını Rodos adasından almış olabilir.

İngilizler, daha doğrusu İngiliz ordusu, Afrika'nın iç bölgelerine, Rodesh'in De Bears elmas ve De Bears madencilik şirketlerinin çıkarları için girdiği gibi,  1899-1902 arasındaki Boer savaşı da onun şirketinin çıkarlarını savunmak için yapılmıştır. Bu savaşta İngilizler 8 bin kadar savaşta,  13 bin kadar hastalıkta ( Afrika'nın ölümcül sıtması), bin kadar kayıp, 23 bin kadar yaralı (onların da çoğu sıtma ve benzeri hastalıklar) 45 bin kadar kayıp vermiştir. Bu kayıp, İngilizlerin, Napolyon savaşları ile Birinci Dünya savaşı arasında en çok kayıp verdikleri savaştır. Genelde böl-yönet ve paralı asker kullanarak savaşan İngilizler, çoğu kez, deniz haricinde öyle büyük çaplı savaşlara girmemişlerdir. İngilizlerin meşhur tarihçisi Arnold Joseph Toynbee, İngiliz imparatorluğunun geri çekilişini bu savaşla başladığını yazar. (Kendisi Ermenilerle ilgili olarak Türkleri suçlayan meşhur Mavi Kitap'ın da yazarıdır) Jack London'ın Ezilenler kitabına göre ( Bu kitap London'ın gözlemlerine dayandığından roman değildir), bu savaştan sonra terhis olan askerlerin çokluğu, İngiltere'de işsizliği arttırmıştır.

Kendisi hayatı boyunca evlenmemiş, çocuk sahibi de olmamıştır. Roman yazarı Wilbur Simith'e göre de bir homoseksüeldir. Ölünce de mirasını, kendisinin çıkarları için savaşan İngiliz devletine ve milletine değil, Güney Afrika hükumetine bırakmıştır. Güney Afrika hükumeti de aslında kendi şirketinden farklı değildir. Aslında Rodesh, mirasını kendi uşaklarına bırakan bir efendidir.



Kendisi sadece kapitalistçe eylemleri değil, fikirleri ile de kötülük  kaynağıdır. En başta ırkçıdır ve ona göre beyaz adam, tüm insanlığa hükmetmelidir. Diğer ırkların, özellikle de Afrikalıların mutluğu beyaz adama itaattir. Kendi çıkarları bozulunca, beyaz ırktan Boerlere savaş açmaktan da çekinmemiş, İngiliz ordusu Boerlerle mücadele edemeyince, kadın ve çocuklara saldırmış, ilk toplama kamplarını inşa ettirmiştir.

Johannesburg ile İskenderiye'yi demiryolu ile kurma planı üzerine çizilen bir karikatür, onu konu edinen en ünlü sanat eseridir. Etkisi halen sürmektedir. Zimbabve, Rodezya adı ile ve onun fikirlerine göre, nüfusu yüzde biri bile olmayan beyazların egemenliğinde bir devlet olarak kuruldu ve dünyada hiç bir ülke tarafından tanınmadı. Daha sonra benzer bir yönetim (Apartheid), uzun yıllar Güney Afrika'da geçerli oldu. 

Güney Afrika'daki Rodesh'in izleri, Apartheid rejimi yıkıldıktan sonra başlıyor. Yavaş yavaş heykelleri kaldırılmaya, adını taşıyan yerlerin adları da yavaş yavaş değişti ve değişiyor. Rodesh ile ilgili yazılmış çok kitap olsa da, Türkçe'ye çevrilmişi (Wilbur Simith'in romanları dışında) 



 Batıyı ve beyaz adamları anlamak, Rodesh gibileri anlamakla başlar.