kitleleri yönlendirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitleleri yönlendirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2023 Cuma

YAPAY ZEKA SİYASETİN HİZMETİNDE -1 İKTİDARI KORUMA



 Cambiridge Analitica, büyük sıkandallar sonucunda 1 mayıs 2018'de kendisini feshetti ama Vikipedia'ya göre (O da Associted Press'den almış) gene mayıs 2018'de kurulan Data Propia, Cambirdege Analitica'nın eski yöneticilerince yönetiliyor. İşin doğrusu Data Propia, alanında tek değil, muhtemenel en büyük de değil. Bu işler eskiden de vardı, şimdi de var ve muhtemelen daha fazla yapılmaktadır.

Şimdi pek çoğunuz, Watsapp başta olmak üzere bedava uygulamaların, hakkınızda veri topladığını ve bunu şirketlere sattığını biliyorsunuzdur zira bu konuda bir şeyler duymuş ya da okumuşsunuzdur. Sadece mesajlarınız değil, fotlarınız, videolarınız, paylaştığınız dosyalarınız da analiz ediliyor. Watsap gruplarını 250 ile sınırlandırılmasının temel nedeni de, grup ilişkilerinin yeterince analiz edilememesi. Sorun siz telefonda köpek maması dediğinizde, tüm gün köpek maması reklamı görmenizle sınırlı değil. Sorun, sizin hakkında toplanan bilgiler sayesinde, toplumun deney fareleri gibi yönetilmesi, sizi yönlendirmesidir. Bunu da sizin kişilik profilinizi yaparak yapmasıdır. Eğer iktidar yanlısıysanız, bunun devamı için, kişiliğinize göre propaganda yapılıyor. Bunun parası büyük ve bu yüzden de parasını ancak iktidar sahipleri ve kendine göre iktidarı değiştirmek isteyen büyük kapitalist tröstleri verebiliyor. İktidar değişmemesi için, iktidar yanlıları, iktidar değiştirmek isteyen dev şirketler ödeyebiliyor. Bu şirketler geleneksel medya kanallarının (gazete-tv-radyo) da çoğuna sahiptir. Pek çok ülkede geleneksel medya kanallarının büyük çoğunluğu 2-3, en fazla 5 şirketin elindedir.



Profiliniz, ikitdar yanlısıysanız, durumunuzu değiştirmemek için, size özel propaganda yapılıyor. İktidar değişirse, siz neyin kaybedilmesinden korkuyorsanız, onun değişmesi ile nelerin kayıp gideceği, gözünüze sokulur. Mesele iktidara muhalif olmanızdır. Eğer iktidara muhalif olmakta kararlıysanız, asıl zor iş, o zaman başlıyor. Sizi iktidar yanlısı olarak döndüremeyeceklerini anladıklarında, bu seferde önce sizi oy vermemeye, seçimleri boykot etmeye yönlendiriyor. Cambiridge'ın en çok öğündüğü iş, Trinidad-Tobago'da gençleri seçimi boykot etmesini sağlayarak, Hintli göçmenlerin partisinin kazanmasını, Siyahilerin partisinin kaybetmesini sağlamak olmasıdır. Mesaj, sözde tüm Trinidad-Tabago halkınadır ama siyahiler, köle geçmişleri sebebiyle aile bağları daha zayıftır ve boykota en çok onlar katılır. Bazı sözde muhaliflerin, 2.tur için boykot çağrıları bilmem dikkatinizi geçti mi?İktidarlar için en sevilen muhalif, oy vermeyen muhaliftir. Eğer muhalifseniz, en büyük muhalefet partisi ya da muhalefet bloğuna oy vermemelisiniz. Olası en küçük muhalif partiye oy verip, iktidara daha çok milletvekili kazandırmalısınız. En soldaki parti olan Türkiye İşçi Partisinin 4 milletvekili kazanıp, MHP'ye 12 milletvekili kazandırdığını unutmayın. Bu haberleşme ve sosyal medya şirketleri o kadar yaygın ki, hangi partinin, hangi sandıkta ne kadar oy alacağını, az bir farkla tahmin edebiliyor. Birebir o sandığın ya da hangi sandığın seçmeni, nasıl yönlendirilir, onun taktiğini de belirleyebiliyor. Yapay zeka, isterse on milyar kişiyi tek tek profilleyecek güce sahip. Öyle komedyenlerin espirindeki gibi her kullanıcıya bir CIA ya da FBI personeli yok, ciddi bir program yada bot (robot) var.

 Bu botlar sadece oy verme tercihiniz değil, olası bir seçmen bastırma harekatında ne yapacağınız üzerine de analiz yapıyor. Seçmen bastırmanın ne olduğunu da bir hatırlayalaım: 

https://onbinkitap.blogspot.com/2019/01/adam-kazand-m-acaba.html


Ek; 2018'de yerel seçimlerde, şimdiki Hüda-Par'cıların bir kısmı, Hilafet Yanlıları adı altında spsyal medyada oy verme çağrıları yapıp, videoları yayınlamış ve bu sebeple de alaya alınmışlardı.Bunu yapmalarını sebebi çılgınlıkları değildi. Cumhurbaşkanlığı seçiminden altı ay sonra ekonomi hızla çökmüş, pek çok muhafazakr seçmen, AKP'den uzaklaşmıştı. Tepki için Saadet ya da başka partiye oy verme ihtimalleri vardı. Onları geri Akp'ye kazanmayacakları anlaşılınca, oy vermemeleri için bu kampanya yapıldı. Şimdilerde bu oylar, Yeniden Refah'a yönelince bu kampanya unutuldu.
 


26 Şubat 2023 Pazar

KİTLELERİN SUÇU DA SUÇTUR

 


Yirmi küsur yıl sonra gene büyük bir deprem oldu, sayısız bina yıkıldı, sayısız insan öldü. Üstelik bu arada hiç deküçük olmayan depremler oldu (Elazığ, İzmir, Akşehir, Van; benim hatırladıklarım.) Gene inşaattın demir ve çimentosundan çalma,  gene kolon kesme, gene kaçak kat çıkma ve bilmem kaçıncı imar affı (ya da barışı) vs, vs.. Dünyanın en fazla deprem hissedilen 6. (altıncı ) ülkesiymişiz. (İnstagram'daki bir bilginin yalancısıyım ama o kadar çok deprem görüyoruz ki, hayır diyemiyeceğim.). Başka bazı kaynaklar da 4. diyor.  Bizde halen bunlar oluyor. Bu sefer farklı bir şeyler var. Yıkıntı denizinde dimdik duran binalar, geri kalan tüm binaları suçlayan binalar. Yüz yılın felaketinin aslında yüzyılın ahlaksızlığı olduğunu gösteren binalar. Tedbirsiz olduğumuzu gösteren binlar. Oysa ben bile, pek de okunmayan bu blogda, depremle igili, gelen tehl,ke ile ilgili bakın neler yazmışım.

https://onbinkitap.blogspot.com/2020/01/deprem-artik-panige-kapilalim.html (Keşke paniğe kapılsaymışız)

https://onbinkitap.blogspot.com/2020/11/aklimiza-gelmeyen-felaketler.html (keşke aklımıza gelseymiş)

https://onbinkitap.blogspot.com/2019/09/barbarlari-beklercesine-depremi.html (barbarlar geldi)

https://onbinkitap.blogspot.com/2020/02/tuzlu-su-im ar-affi.html (o tuzlu suyu içtik)

Bugün ise, böyle bir depremde bile halen nasıl birileri çürük inşaat yapmaya cesaret ediyor sorusunu cevaplamak için tez üretmek. Bunun sebebi, müteahitlerin toptan vurguncu olması ve nasıl olsa hepimizi de yargıalmazlar güvencesi değil mi? Aslında bundan da bahsetmiştim:

https://onbinkitap.blogspot.com/2023/01/kurak-gunler-ve-suru-davranisi.html

Linç girişimine kapılanlar, nasıl olsa hepimizi de yargılayamazlar, ben de arada yırtarım fikrindedirler. yağmaya katılanlar da benzer düşüncededir. Kamuoyunu sakinleştirmek için bir kaç kişi, bir kaç yıl hapis yatacak, sonra arka kapıdan çıkıp, işine devam edecek. Nitekim daha önceki deprem, hatta depremlerde de öyle olmadı mı? Soruların çalınmasını ne çabuk unuttuk. Soruları çalarak üniversite kazanan, Harbiyeyi kazanan, tıp uzmanlığını, hakimliği, savcılığı kazananların ne kadarı yargılandı ya da ne kadarı sınavları bu şekilde kazandı, biliyor muyuz? Bu kişiler, haksız yere kazandıkları mevkilerden dolayı pişman olmadıklarını gayet iyi biliyoruz. Zira sorsanız, herkes yapmıştı.Zira 17 Aralık 2013 öncesi herkes cemaatçiydi (Fetöcü)

Herkesin işlediğinin suç olduğuna en somut delil, trafik kurallarıdır. Son yıllarda ğlkemizde trafik kazalarının son yıllarda azalama sebebi, kameralar sebebi ile rüşvet alma olaylarının azalmasıdır. Geçmişte trafik polisleri çok rüşvet alır ve olan trafik kazalarından dolayı da suçluluk hissetmezdi. Çünkü herkes alırdı. Bu öyle bir suçsuzluk duygusudur ki, çok  sonra da kendini gösterir. Mesela doksanlı yıllarda üniversitelerde, özellikle taşra üniversitelerinde Ülkücüler çok güçlüydü. Ben de Isparta, Süleyman Demirel Üniversitesinde okurken,  onların zorbalığı yüzünden 3. sımnıfta yurdu bırakıp, ev kiralamak zorunda kalmıştım. Sonra öğretmen olarak da Isparta'ya  atandım. Pek çok okul arkadaşımi iş arkadaşım oldu ama yaptıklarından hiç pişman değillerdi. Çünkü o zamanlar hemen herkes Ülkücüydü ve herkes öyle davranıyordu. Bu herkes böyle yapıyor, öyleyse suç sayılmaz üzerine akademik çalışma yapmış psikolog var mıdır acaba? Öyle ki, Mısır, El Ezher uleması, Taharrush, yani toplu tecavüzü icat etti. Amaç, İslam dışı giyinen kadınları cezalandırmak. Tüm polisye tedbirlere rağmen, pek çok İslam ülkesinde yaygınlaştı. Hatta Afganistan ve Pakistan'da çocuklara karşı da yapılır olmuş. Mısır'da, Hollandalı bir kadın, taarruz tecavüze uğrayınca belgeseli yapıldı. Toplu tecavüzler, özellikle savaşlarda yaygındır. Sovyet ordusu, işgal ettiği Alman topraklarında sistematik tecavüzler yapmıştı. Benzerini Sırp ordusu Bosna'da, Amerikan ordusu Irak'da yaptı. Bu, askerlerin fevri bir hareketi değil (mesela Sırplar Hırvatistan ve Karadağ'da, Amerikalılar Vietnam'da yapmamıştı.), işgalci ülkenin, halkı göç ettirme, gururnu kırma, genetiğini bozma ve birliğini bozmaya yönelik politikasıdır. Bu, tecavüzü suç olmaktan çıkarmaz. Tıpkı Nazilerin soykırımlarının ve gaz odalarını suç olmaktan çıkarmadığı  gibi. 

Bu tür yazılara ne yazsam eksik kalıyor. Kitlesel suçlar bizi masum yapmaz. Tüm Nazi askerlerinin ya da Japon askerlerinin soykırım yapması, hatta bunun için emir almış olması, soykırımı suç olmaktan çıkarmadığı, soykırım yapmak suç olması gibi, bunu yapanların 1992 Şubatında Hocalı'da Ermeniler ya da 1978 Aralığında Kahramanmaraş'ta Türklerin yapmış olması da suç olmaktan çıkarmaz. Bütün müteahitlerin çimento ve demirden, fırıncıların gramajdan çalması, bunu suç olmaktan çıkarmadığı gibi, bütün Kürtlerin kaçak elektirik kullanması da ahlaksızcadır. Gramajdan çalan ekmekçi, kaçak elektirik kullanan da, depremde müteahit, kontrolcü, mühendis, mimar, amele ya da inşaatta sorumluluğu ve emeği olanlar kadar suçludur. Çünkü ahlaksızlığı normalleştirmiştir.

Eylemlerimizin ahlaki değerlendirmesi, amaçlarına, niyetine ve sonuçlarına göre yapılmalıdır. Kalabalıklar, yakınlarımız ya da başka kişilere göre değil.