psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ağustos 2022 Pazar

MUZAFFER ŞERİF'İN EFSANESİ VE GERÇEKLER

  


Bu yazıda her iki anlamda da efsane bir kişiden bahsedeceğim. Hem ürettiği bilimle efsane, hem de hayatı üzerine rivayetler bulunan bir efsane olan Muzaffer Şerif. Onun hakkında internette araştırma yaparken, kurucusu olduğu Dil, Tarih, Coğrafya'nın Psikoloji bölümünün videosuna denk geldim. İnternette, özellikle de Ekşisözlük merkezli pek çok yalanın yayıldığını fark ettim. Amacım hem bu yalanların yerine gerçekleri koymak, hem de böyle bir değeri, okurlarıma tanıtmaktır.

Muzaffer Şerif Başoğlu, siyasi sebeplerden dolayı Türkiye'de tutunamamış, Amerikalı bir meslektaşı ile yaptığı evlilik (o tarihte devlet memurlarının, başka ülke vatandaşları ile evliliği yasaktır) bahane edilerek Türkiye'den koparılmış değerdir. 

Deneysel sosyal psikolojinin kurucularından değil, bizzat kurucusudur. Deneysel psikoloji üzerine yaptıkları gerçektir ve efsanevi işlerdir. Doktora tezi bile o kadar ünlüdür ki, tutuklandığı zaman Haward'daki hocaları, serbest bırakılması için Amerikan hükumetine baskı yapıyor; sonuçta Türk hükumeti de yurt dışına çıkması şartı ile serbest bırakıyor. 1954 Hırsızlar Mağarası deneyi ise efsane.  Bu deney, önce Sineklerin Tanrısı romanına (William Golding'e ilk romanı ile Nobel edebiyat ödülü kazandırmıştır) sonraları da Survivor, Wipe Out gibi televizyon programlarına, Bill Truman Show,  Yalancı Yalancı (Jim Carrey'in filmi) ve en son Netflix dizisi The Goof Place gibi yapımlara ilham kaynağı oluyor. Deneysel sosyal grup araştırmalarının hepsi, Muzaffer Şerif'in araştırmalarının taklididir. 

Burada yalanlamam gereken efsaneler ise, Amerika'ya gidişi ve Amerika'daki yaşamına dair olanlardır. Çünkü  kendisi Amerikan vatandaşı olmayı ret edip, pasaportsuz yaşadığı ve bu yüzden de hayatı boyunca Amerika dışına çıkmadığı halde, Wikipedya bile Amerikan vatandaşı olduğunu yazıyor. Diğer yandan Ekşisözlük merkezli troller, Şerif'i Amerika'ya gittikten sonra Türkiye'den tamamen koptuğu, hiç Türkçe konuşmadığı, Amerika'ya gelen Türklerle bile Türkçe konuşmayı ret ettiği yazıyor. Oysa Behice Boran, Ruhi Su başta olmak üzere, Türk dostları ile sürekli ve düzenli olarak mektuplaşmış. Meşhur sosyoloji profesörü Mübeccel Belik Kıray'ın, Amerika'da burslu okumasını sağlamış. Çocukların İngilizce adları da Can Yücel, Ruhi Su gibi tanıdığı Türklerin isimlerinden vermiş. Pasaportsuz olduğu için Türkiye'ye gelememiş ama Amerika'daki Türklerle hep ilgilenmiş. Yani bütün o Türklükten kopma, hiç Türkçe konuşmama hikayeleri, Ekşici mavalları. 

Öte yandan benim merak ettiğim Muzaffer Şerif'in, serbest kalıp, Amerika'ya geri döndüğünde gemileri neden yaktığı? Carolyn Wood  (Şerif) ile büyük aşkı mıydı, Komünizmden yargılanması mıydı? Oysa kendisi, Amerika'da da Komünizm şüphesi ile FBI tarafından soruşturulmuş. Öte yandan Türkiye'de artık kendisi için, bilim üretmek bir yana, yaşamak için bile güvenli ortam olmadığı da bir gerçektir. Sabahattin Ali'nin katledilmesi olayı, Muzaffer Şerif için hep taze kalmıştır. Öte yandan Şefir, tek Türkçe eseri olan Irk Psikolojisi adlı kitabıyla, Nihal Atsız önderliğindeki Irkçı-Turancıların hedefi olmuştur. Halen piyasada olmayan tek kitabı da budur. Nazım Hikmet, bu kitap üzerine övgü dolu tanıtım yapmıştır. Bu kitap, sahaflarda yüksek fiyata satılmaktadır.

Muzaffer Şerif Başoğlu, tekrar ve tekrar keşfetmemiz, resmini paraların, pulların üzerine basmamız gereken bir değerimizdir.

22 Nisan 2022 Cuma

KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANETİN GÜNLÜK HAYATTA ÖRNEKLERİ

 

Beklen


ti etkisi de denen bu psikolojik olgu ile ilgili olarak konunun uzmanları dururken çok bilmişlik yapmak istemiyorum. Kısaca bir akıllıya kırk gün deli dersen deli olurmuş, sakınan göze çöp batar gibi atasözleri ile anlatılan şey. Bir şeyin gerçekleşeceğine çok inanırsak ona göre davranır ve o şeyin gerçekleşmesine yardımcı oluruz. En basitinden, bir genç kıza, sınıfında bir oğlan var, senden  hoşlanıyor ama sana açılamıyor dediğimizde, kız da daha bir süslenir, gülümser, etrafına olumlu mesajlar vererek, oğlanları cesaretlendirir. Sonrasında illa biri ona açılır. Kız da, zaten falda çıkmıştı der. Şimdi günlük hayattan, kendimce tespitlerimi yazacağım.

1:ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK TÜRLERİ

A)YAPAMAMAYI ÖĞRETMEK: Bu genelde bir şeyler yapmak ya da öğrenmek isteyenlere sürekli olumsuz dönüt vererek olur. Ülkemizde öğrenciye aynı zamanda terbiye etme maksadı ile de not verildiğinden, öğrenciler arasında yapamamayı öğrenme yaygındır. Öğrenciye sürekli olumsuz dönüt vermek ve bunu da öğrenciye, öğrenciyi ezerek vermek, sonuçta öğrenciye bunu hiç öğrenemeyeceğini öğretmektir. O kadar çok olur ki daha bu paragraf bitmeden, paragrafı okuyanların aklına bir kaç örnek gelir.

B)HAYALİ BAŞLAMADAN BİTİRMEYE İKNA ETMEK:  Ülkemizde yıkıcı yetişkinlik alışkanlığından dolayı, pek çok insanın potansiyelini geliştirememe durumudur. Her ülkede ve tüm insanlık tarihince olan bir durum olduğu kesinse de,  ülkemizde aşırı yaygın olduğu kanaatindeyim. Bir insan hayalini anlattığına, ona hayalin nasıl olabileceğini değil de,  neden olamayacağının anlatılmasıdır. Burada öğrenilmiş çaresizlik, diğer öğrenilmiş çaresizliklerden farklı olarak, daha denenmeden, hatta denemeye başlamadan, çaresizliğin öğrenilmesidir.

Nasıl ki yönetim ilkesinde, size sorun ile beraber, çözüm önerisini de getiren kişiyi dinlemek ise, hayalinizi anlatan da, hayalinizi gerçekleştirmenin zor da olsa yollarını anlatmıyorsa, dinlemeyin. Bir kişiye, hayallerini gerçekleştirme ile ilgili olarak bir şeyler anlatmayacaksanız, hiç konuşmayın.

C)KURUMLARA GÜVENMEMEK: Kurumlara yapılan başvuruların genelde olumsuz cevap vermesi bir yana,  her seferinde yanlı davranması, kuruma olan güveni azaltır ve insanlar kurumlara güvenmez olur. İnsan başvuru bile yapmaz.

Ben bu öğrenilmiş çaresizliği iki açıdan yaşadım ve yaşıyorum. İlki edebiyat yarışmalarına artık şiir ya da hikaye göndermiyorum. Benzer nedenlerle milli eğitimde proje de yapmıyorum. Doğru dürüst dönüt bile vermeyip, hep aynı kişileri ya da benzer kişileri onaylıyorlar. Siz de kendinizi süs biberi, dolgu malzemesi gibi görmeye başlıyorsunuz. Aslında 3 proje ya da eserden üçüne onay ya da ödül verecekler ama sanki üç yüz başvuru olmuş gibi görünsün diye seni de katılmaya zorluyorlar.

D)KABULLENİLMİŞ YALNIZLIK :  Bu bireyin arkadaş edinme veya arkadaşlarının güvenilir olacağına dair güvensizliğinin ya da kendi arkadaş edinme konusunda kendini yetersiz görme durumudur. Birey kendisini yalnızken daha huzurlu hisseder çünkü diğer insanlar gururunu kırmakta, onu ezip, aşağılamaktadır. Birey ise yalnızlığın daha huzurlu olduğunu söyler.

E)KABULLENİLMİŞ BEKARLIK: Kabullenilmiş yalnızlığın bir türüdür, bazen karşı cinse güvenmeme, bazen karşı cinsi etkileme (kendini çirkin bulma), bazen de ekonomik nedenlerden dolayı bekarlığı veya yalnızlığı kabullenme durumudur.  (Bazen de bu şartların hepsi birden olabilir.) Öğretmenlikte gördüğüm, uzun süre okul veya tarikat pansiyonlarında büyüyen gençlerde daha çok görülüyor. Boşanmış ya da çok kavga eden aile çocuğu olmak, arkadaşların evliliklerinin kısa sürmesi de buna sebep. Kız tarafının yoğun istekleri ya da şatafatlı düğün talepleri yüzünden erkeklerde daha çok görülebiliyor.

2)EKONOMİK KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANETLER:

A)İNANILAN  DEĞER ARTIŞI: Hemen herkesin döviz, altın ya da mülkün değerleneceğine inanması sonucu değerinin bazen astronomik, hatta logaritmik artması, değer düşmesi durumunda da bu şeyleri alanların zarar etmemek için satmaması, satmak için değerinin yükselmesini beklemesi durumudur.

B)KABULLENİLMİŞ ENFLASYON: Ticaret erbabının enflasyon tahminiyle kendi kendisine zam yapması, müşterilerin de bunu kabullenmesi durumudur.

C)KABULLENİLMİŞ İŞSİZLİK: Bireyin iş aramayı bırakması ya da mesleği-eğitimi dışında iş araması, yurt dışına gitme planları yapması durumudur.

Kabullenilmiş işsizliğin bir nedeni de güvenilemez işverenlerdir. Uzun çalışma saatleri ve düşük ücretin yanı sıra, deneme süresi, stajyerlik adı altında geçici olarak çalıştırması ile ünlü işverenlerin, çalışanlarca cazip olmaması durumudur. Bu şöhrette işverenlerin yanında çalışmak, işsizliğin bir türüdür.

3)SİYASİ KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANETLER

A)  MEDYA SALDIRISI: Medya holdinglerinin genel anlamda kitlesel olarak belli siyasi oluşumları toplu halde desteklemesi, bunun için sahte haber, sahte anketler, öne sürüldü, iddia edildi tarzı habercilik ve yorumlar buna örnektir. Medyayı elinde tutan bir kaç şirket çoğu kez sonuçları çok önceden açıklayarak, insanların sonuçlara teslim olmasını sağlarlar.

 B)MUHALEFETE KARŞI UMUTSUZLUK: Bunlar iktidarı değiştiremez ya da değişse de düzen değişmez düşüncesinin halkta ya da muhalif insanlarda yaygınlaşması durumudur. İktidarlar bu durumu korumak adına, muhalefete muhalefet eden unsurları el altından besler.