14 Aralık 2017 Perşembe

BENCE 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİN BAŞARISIZ OLMA SEBEPLERİ

1)İdeolojisiz kalmak: Şimdi en akp’lilerin de kabul edeceği gibi iktidarının ilk yıllarında akp ile fetö ilişkileri çok sıkıydı. Fetö’nün AKP’yi devirmesi için gerekli bir ideolojisi yoktu.  Ekim devriminden evvel, Bolşevikler ile Menşevikler arasında da uzun süre bir işbirliği olmuştu. Bolşevikler, çarlığı devirmedi, çarlığı zaten Menşevikler devirmişti. Menşevikler ile Bolşevikler arasındaki fark ideolojikti çünkü sınıfsaldı. Akp ile fetö arasında sınıfsal bir durum yoktu, sınıf içi bir kavga vardı belki. Üst sınıflar arası kavgalar da devrimlere sebep olabilir. Sınıf içi kavga da çok belirgin değildi. Bu yüzden 17-25 Aralık soruşturmalarından sonra kitleler ve diğer tarikatlar, fetöden ayrılmaya başladı. 17-25 Aralık ile 15 Temmuz arasındaki yaklaşık iki buçuk yılda, özellikle esnaf, cemaatten süratle kaçtı. Esnaf, daha 2014 ocağında kitleler halinde, vadeyi de kırdırarak, Bankasya’dan paralarını çekmeye başladı. Fetullah ise Pensilvanya’da 5 kuruşunuz bile olsa yatırın diye fetva verdi.  Gene de para çıkışını durduramadı. Çünkü akp’yi devirmek, sınıflarının da, sınıf içi çıkarlarının da aleyineydi.
2)FETÖ Cemaatinin gevşekliği, avanta kaynağı olması:  Cemaat hiç sıkıya gelmedi, 28 Şubatta türbanlarını ilk çıkaran onlar oldu. 12 Eylül’de generallere övgüler düzdüler. 17-25 Aralık operasyonlarından sonra da zoru gören cemaat, sıcak çaya atılmış küp şeker gibi dağıldı. Çünkü bu gerçek çatışmaydı ve bu çatışma da fetönün iktidara gelmesi ve kalması için çabaladığı akp ve muhafazakâr-dinci kesimin idolü olan Recep Tayyip Erdoğan’a karşıydı. Önce küçük ve orta büyüklükteki esnaf kaçtı. Nur evlerine, vakıflara ve himmet denen haraçlara para vermeyi kesti.  Zaman gazetesi, Sızıntı, Aksiyon dergileri gibi yayımların abonelikleri bıçak gibi kesildi. Ardından Bankasya’dan mevduat kaçışı başladı. Bankasya konusu en hassas konuydu, banka çok sarsılmış olmalıydı ki Fetö, Pensilvanya’dan, beş liranız da olsa yatırın diye emretti. 15 Temmuz sonrasında sadık tarikatçılar, en fazla bu ölçüye alınarak tespit edildi. Memurların da pek çoğu, en azından görüntüde reisçi oldu. 15 Temmuzda ise twitter’dan ve bazı yandaş kanallardan sokağa çıkmayın demekten başka bir şey yapmadılar. O gece sokağa çıkması gerekenler, cemaatçilerdi. Oysa gecenin ilerleyen saatlerinde bazılarının darbe aleyhine sokağa çıkmaya başladığı ortaya çıktı. En son iki astsubay, darbeyi ilk duyduklarında hayırlı olsun diyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde halk sokağa dökülünce de darbeye direniyorlar. O ilk hayırlı olsunun kaydedilme ihtimalini düşünemiyorlar. Bir de, o gece Erdoğan’ı kaldığı otelden kaçıran helikopter pilotunun bile telefonunda bylock denen program bulunmuş.
3)Erdoğan mitinin, Fettullah mitini ezmesi: Fettullah Gülen ve cemaatinin hiç zora gelmediğini yazmıştık. Fettullah’ın kendisi de, malum, sızmayı itiraf ettiği videodan sonra aynen Amerika’ya, Pennsylvania’ya kaçtı. Bütün bu yıllar için Erdoğan, hapis yattı, parti kurdu, iktidara geldi ve defalarca seçim kazandı. Fettullah ise okyanus ötesinden emirler yağdırmakla yetindi. Bu arada Erdoğan, fetö medyasından ayrı kendi havuz medyasını kurdu ve bu medya her gün Erdoğan’ı övdü. Halk için fetö, çok uzaklarda bir isimdi.
4)Erdoğan iktidardan gidince ortalığın karışacağı korkusu: Aslında iktidar partisi, yıllardır bu korku ile halkı yönlendiriyor. Akp ya da Erdoğan yerine Pensilvanyalı’nın gelmesinin doğuracağı kargaşa, tarikatın kendi mensuplarını bile ürküttü.
5)Muhalefetin Fetö’den, Erdoğan ve akp’den daha fazla nefreti etmesi:  AKp kurulmadan getirmişti. 17-25 Aralık operasyonlarından sonra,  Balyoz ve Ergenekon davalarının kumpas olması, Zekeriya Öz ve diğer Fetöcülerin bu kumpasları düzenleyenler olduğunun açığa çıkması, onlara nefretin daha da artmasına sebep oldu. Diğer bir sebepte, fetö  iktidara gelindiğinde, muhalafet bile yapılamayacak olmasıdır. Şeyhleri, Humeyni gibi uçakla Türkiye’ye geldiğinde ilk önce, hatta Akp ve Erdoğan’dan önce solcuları, Atatürkçüleri başta olmak üzere tüm muhalefeti sindirmek olacaktı. Yalandan olsun, muhalefet yapamayacaktı. Arkasına Amerika’yı alıp, ülkeyi tam bir Amerikan sömürgesi yapacaktı.
6)Diğer cemaatlerin Fetö devlet başkanlığını, kendi mevkilerine uygun bulmaması:  Fetö büyüdükçe, diğer cemaatlerde kendi çapında büyüdü. Hepsi akp ve Erdoğan iktidarından memnundu. Fettullah Gülen’in siyasi iktidarı da ele alması, onlar için can sıkıcı olacaktı. Mevcut dini iktidarlarını da kaybedeceklerdi. Humeyni, İran’da iktidara gelirken, kendisine en ufak muhalefet edenleri, mollalar da dahil, hatta özellikle mollaları, ezdi geçti. Mollalık cübbelerini ve yetkilerini ellerinden aldı.
7)Halkın darbe tecrübesi: Türk toplumu darbelerden çok şey kaybetti, pek bir şey de kazanmadı. 27 Mayıs 1960, 12 Kasım  1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve benzeri darbe ve darbe girişimleri, Türk toplumuna hep zarar verdi, hep acı getirdi. İnsanlar artık iktidarlar, darbe ile devrilsin istemiyordu.
8)Şartların olgunlaşmamış olması: Kenan Evren, 12 eylül öncesi anarşi ve teröre uzun süre göz yumduğunu (daha doğrusu konsey olarak yumdukların) kendisi de itiraf etmişti. Ülkede pek çok kişi, 12 eylül darbesini ilk duyduğunda, oh be, hayatım kurtuldu demişti. 15 temmuz öncesinde ortam çok içi açıcı olmasa bile (halen de öyle değil), öyle bir şu hükumet gitse de, ya da kaç aydır hükumet kurulamıyor, kardeş kardeşe düşman olmuş durumu yoktu. Ahmet ve Mehmet Altan kardeşlerin ve Nazlı Ilıcak’ın yazıları da, ancak kendi eş-dost çevresini etkiliyordu.
9)Darbeyi yapanların asker olmaması: Darbeye karışanların hepsi, soru çalarak, birbirlerini kollayarak sınav kazanmış, rütbe kazanmış kişilerdi. Askeri okuldan diplomanız olması, sizi asker yapmaz. Çünkü siz, öğrenmeniz gerekenleri öğrenmemiş, rütbe ve göreviniz için gerekli yetenek, bilgi ve becerileri kazanmamışsınızdır. O gece bir askerin yapmayacağı hataları yaptılar. Riskleri hesaplamadılar. Çünkü gerekli askeri eğitimi almamışlardı. Asker elbisesi giymeniz, sizi asker yapmaz, rütbeleriniz de yapmaz. Siz o askerlik becerilerine sahip misiniz, mesele odur.

10: O gece yapılan hatalar: 12 Eylül ve 27 mayıs darbeleri (diğerleri darbe yaparız yoksa haa.. demek olan muhtıralardı), radyo ve televizyonun (27 mayısta o tek kanallı televizyon da yoktu) devletin egemenliğinde olduğu dönemde, gece 3-5 arası, uykunun en tatlı saatlerinde olmuş, bitmiş, sabah uyanan insanlar da, olanlar oldu hissine kapılmıştı.  Darbe gecesi ile ilgili halen bilinmeyen ve açıklanamayan çok şey var. Cumhurbaşkanını otelden çıkaran pilotun bile telefonundan bylock çıkması, bazı 15 temmuz gazilerinin fetö davalarında sanık olması gibi. Darbenin bence en ironik tarafı, 12 Eylülün meşhur işkence grubu DAL’a (Derin Araştırmalar Labavatuarı. 1. Ve 2. Şube polislerinden oluşuyordu) mekan olan Ankara İl  Emniyet müdürlüğünün, 15 temmuzda en şiddetli çarpışmalara sahne olmasıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder