blogger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blogger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2026 Çarşamba

BLOGUMUN ONUNCU YILI



Yıllarca yazar olma, yazarak geçinme hayaliyle yaşadım ve halen yaşıyorum. Yıllarca yazdıklarımı yayımlatmanın yollarını aradım. Bir sürü yarışmaya ayzdıklarımı gönderdim. En son Kırıkkale'deyken Altın Kitaplar Yayınevinimn yarışmasına gönderdim. Yazdıklarını on yedi adet çoğaltıp, sunu dısyalarına koymuştum, dolayısı ile masfar etmiştim. Yarışmada iade hakkı da vardı ve yazdıklarımın iadesini istedim, onlar da kargo masrafları bana ait olmak üzere göndermişler. (Hatta neden sevk ırsaliyesi kesmediniz diye vergisel sorunlar yaşadılar.) Yazdıklarım elime geçtiğinde ise, hiç okunmadıklarını, dosyalarından bile çıkarmadıklarını ve hatta belki de koliyi bile açmadıklarını anlamamdı. Bundan bir kaç yıl sonra, Eğitim Sen'in Kırıkkale şubesinin, çocuk hikaye yarışmasına bir şeyler gönderim, kopyaların iadesini istedim, sonuç aynıydı.Kitabımı kendi paramla basmam da fiyaskoydu, tanıtım olmayınca elde kalıyordu. En nihayetinde 2016 Temmuz başlarında blogumu yazmaya başladım. 12 Temmuz 2016 tarihinde ilk yazımı yayımladım. Amacım kendimi tatmindi, halen de öyle.

Okur sayım yavaş yavaş arttı ve dalgalı bir hal aldı. Genelde yükselme eğitiminde oldu. Geçen ay günde üç binleri görüyordu bu ay önce beş yüzlere, sonra üç yüzlere falan düştü. Sosyal medya paylaşımlarımla artıyor biraz vesaire. Haziran ayındaki yükselişten biraz umut etmiştim, adense reklamlarını açar, biraz para kazanırım diye. (Halen  cevap geçmedi.) Gene de biraz umutlu, öye yandan ikilemdeyim. Para kazanmak istiyorum ama ünlü olmak istemiyorum. Toplumu etkilemek için ünlü olmaya gerekli olmadığını keşfettim. Blogumdaki yazılar, halkı etkliyordu. Konfor alanı kelimesi benim icadım mesela, o yazı da öyle çok fazla okunmadı ama o deyim hızla yayıldı.  Bu olaydan sonra bir karar aldım, bu blogun sahibi olduğumu yakınlarıma söylemeyecektim. (Akrabalarım başta olmak üzere çoğu da bilmiyor zaten). (Ekşicilerin sandıklarının aksine, bundan ve bu blogda yazdıklarımdan bir kuruş bile kazanmadı.)Anladım ki pek çok kavram ve tartışma, benim bu pek de okunmayan bloğumdan çıktı. Okurların pek çoğu, belki de farkında bile olmadan, kendi fikri olarak sahiplendi. Düşündüm ve böylesinin daha iyi olduğuna karar verdim. Böyle olunca bana saldıramıyorlardı, çünkü ben yoktum. İmzam vardı ama bu çağda ünüm olmadığım için, beni de yok sayıyorlari yazdıklarımı  da akıllarına kazıyorlardı. Bu yazma sürecimde insanların, fikirlerle değil, kişilerle savaştığını anladım. Youtuber olsaydım ya da akademisyen olsaydım, biraz ünlü olsaydım, beni yerin yedi kat dibine sokarlardı. Benim yüksek lisans ve doktoram yok. Temel amacı yerel esnafa para kazandırmak olan bir taşra üniversitesinden mezun, sıradan bir felsefe öğretmeniyim. Yakında da emekli olacağım. Öğretmenlik hayatım da öyle çok başarılarla dolu geçmedi.

Gene de söyleyecek sözlerim vardı ve halen var. Benden önce ücretli öğretmenlikten bahseden bir medya yazarı yoktu. Türkiye'de ne kadar çok ücretli öğretmen olduğundan, pek çoğunun alanıyla ilgili olmamasından, bazılarının iki yıllık yüksek okul mezunu olmasından, ilk ben bahsettim. Muhalefete muhalefet etmekten de ben bahsettim. Azınlık içinde azınlık kavramım da,  azınlığın azınlığına döndü. Sonuçta şöhrete ihtiyacım yok. Bir şekilde geçindiğime, aç, açıkta olmadığıma göre paraya da çok ihtiyacım yok. Daha çok parayı isterim ama bunu okuyucularımdan ya da reklamdan almak istemem.  Okurlarımdan istepim, sadece yorum. Diğer yandan istatisliklere bakıyorum, hepiniz mi VPN falan kullanıyorsunuz. A.B.D, Almanya falan anlarım da, Vietnam, Endonezya, Hong Kong'dan bu kadar çok okuyan nasıl oluyor. Bali adasına tatile giderken, bloguma mı bakıyorsunuz?