sosyal mesya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sosyal mesya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2026 Çarşamba

SOSYAL MEDYA İÇİN ARTIK ÇOK GEÇ BAŞKANIM



Sayın Cumhurbaşkanım;
Z kuşağı denen ergenlerin dislike eylemi sinirlerinizi çok bozdu. Siz de hayırcıların karıları helaldir ve muhalif onlarca kadına tehdit ve aşağılanmasına rağmen aklınıza gelmeyen sosyal medya sansürü, dislike ve kızınıza karşı iğrenç bir paylaşımdan sonra aklınıza geldi.
Aslında daha önce de gelmişti.Hatırlar mısın Gezi zamanı nasıl da kükremiştin, tivitır, mivitır, hakkından geleceğiz diye. Gelemediniz, gene gelemeyeceksiniz.
Sosyal medyayı terör saldırılarından sonra yavaşlatmak aklınıza nereden geldi? Sonra bir süre internet biraz yavaşlar gibi olunca halk korkuyla telaşlandı.
Şimdi yasal temsilci ve düzenleme adı altında sansür koymaya çalışıyorsunuz, gene (hakkından) gelemeyeceksiniz. Sizden öncekilerden bazı örnekler vereceğim.
Fatih'in matbaayı yasaklama sebebini hattatlar odasını baskısı olduğu iddiası, 1. Dünya savaşında Almanlar yenildiği için yenilmiş sayılmamız iddiası kadar komiktir. Sebebi yeni fikirlerin Osmanlı'da, özellikle de Müslümanlar arasında yayılmasını engellemekti. Hurufileri cami avlusunda diri diri yakan (Profesör Emre Kongar sık sık bahseder bu durumdan) Fatih, yeni fikirlerin ve mezheplerin ülkeye tehlikesini biliyordu muhtemelen.
Oysa bu icat çıkmıştı bir kere ve dünyaya yayılan bir icada karşı çıkılmamalıydı. Bu icat Protestanlığın yayılıp, Avrupa mezhep birliğini bozdu ama Avrupa'nın bilimini ve teknolojisini de geliştirdi.
Osmanlıda ve İslam dünyasında okuma-yazmanın ve kitap okuma oranlarının düşük olması çok da tesadüf değil. Okuması kıt olanları yönetmek daha kolay.
Osmanlının matbaa ile kavgası son nefesine kadar bitmedi. Özellikle o çok övündüğünüz Abdülhamit devri, sansürlerle, yazar ve çizerlerin  yargılanması, asılması ve sürgünleriyle geçti. Avrupa bilimde, felsefede dev adımlar atarken, Osmanlı gazete ve dergilerde burun (eğri burnundan dolayı alıngandır) ve Yıldız (Yıldız sarayından dolayı) gibi kelimelerin peşine düşmüştü. Avrupa dev fabrikalar yaparken, Osmanlı dev saraylar yapıyordu. (Saltanatın 6 sarayın son 4 tanesi, son yüz yılında yapılmıştı)
Bir süre sonra Jöntürk denen muhalifler, yurt dışında gazete çıkardığında Abdülhamit'in polisleri bu gazetelerinde peşindeydi. Postadan gelen mektuplar, kargolar hep kontrol altındaydı ama bu işinde bir aması vardı. Kapitülasyonlar sebebiyle Avrupa ülkelerinin belli şehirlerde kendi postaneleri vardı ve Jönler gazete ve dergilerini buradan ülkeye sokuyorlardı.
Halide Edip Adıvar, Sinekli Bakkal romanında anlattığına göre Jönler, bu gazeteleri Fransız postanesinden almaya korkuyorlar. Okuma-yazması olmayan bir elemanlarını kara çarşafa sokup, postaneye yolluyorlar. Eleman çıkışta, sivil polislikte yapan bir kestaneciden kestane alıyor. Polis, elemanın kocaman, kıllı ve muhtemelen nasırlı ellerinden şüpheleniyor. O zamanlar telsiz yok ya da o kadar yok ama gene bir şekilde arkadaşlarına haber veriyor. Üç-beş sivil polis sarkıntılık bahanesi ile çarşafı çıkarıp,  adamı yakalıyorlar. Adam arkadaşlarını onca işkenceye rağmen ele vermiyor. Abdülhamit'de çarşafı yasaklıyor.
Hiç bir bölümünü baştan sona izlemedim ama eminim Payitaht Abdülhamid dizisinde bu konu yoktur.
Peki siz, her şey bittiğinde ne olarak anılacaksınız? Hindistan yazılımda, Çin kitle üretiminde dev adımlar atarken, 15 yaşındaki çocukları diskayklarıyla,  tivitleriyle uğraşıyordu, 10 küsur sene önceki tivitlerden suç unsuru arıyorduk mu diyeceksiniz?
Muzaffer Şerif, Türkiye'de komistlik suçlaması ile üniversiteden atıldı ve Amerika'ya gidip, Sosyal Psikolojide devrim yaptı. Hem de senatör MC Carty döneminde. Menderes'te büyük bir bilim adamını kovan kişi oldu.
Peki başkanım her şey bittiğinde siz, yücelttiğiniz tüm değerlere ne olacak düşündünüz mü? Sizi Abdülhamit gibi yıllar sonra size itibar kazandıracak Necip Fazıl'da olmayacak.
Şimdiden gençler, aldıkları onca zorunlu-zorunlu seçmeli din dersine rağmen deist-ateist yetişiyor. Sizden sonra ülkede din-iman kalacak mı başkanım.
Öte yandan sosyal medyayı yavaşlattınız mı turistlere ne diyeceksiniz? Her sene Avrupalı turist gelmesin diye kriz üzerine kriz çıkarıyorsunuz. Ama o Arap turistler de, onca parayı, ülkelerinde olmayan özgürlüğü yaşamak için harcıyor. Onlara ne diyeceksiniz? Biz ülkenizden daha beter diktatörlük olduk mu?
Kaldı ki sosyal medya dedikleri İnstagtam, Facebook, Twitter şeytan üçgeninden ibaret değil. Rus siteleri (ok.ru,vk,viber, telegram vs) pusuda bekliyor. Bunlardan biri kapandığında sadece Rus değil, Ukrayna, Kazak, Belarus vs ülke turistleri de kaçıyor.
Ben de yarım yüzyıla yaklaştım şaka maka. Benim yaşımdakilerin çoğunun tek bildiği sosyal medya facebook. Oysa daha nice ortamlar var, oyun siteleri var.
Abdülhamit matbaa ile baş edemedi, siz daha rezil olacaksınız. 
Pek çok hata yaptınız, bu en kötüsü, en büyüğü değilse bile; en komiği olacak.