öğretmen eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öğretmen eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2026 Pazartesi

OKULLARIN ÇOCUĞU KORUMA VE KOLLAMA GÖREVİ



Eğitimin gizli ya da ikincil işlevleri var demiştim daha önce. Üniversitelerde bu konu çok az anlatılır ve çok üstünde durulmaz. Okul psikolojisi veya eğitim psikolojisi belli bir miktar gelişmişse de, okul sosyolojisinin daha alınacak çok yolu vardır; özellikle öğretmen eğitiminde. Eğitim yönetici eğitimde, eğitim sosyolojisi ve araştırmaları ile ilgili daha çok ders verilmeli. Öğretmen eğitimi ve eğitim bilimleri de bireysel psikolojiye odaklanmış durumda. Öğrenciler arası ilişkileri anlamk için küçük gruplar sosyolojisi alanında çalışmalar sıklaşmalı.

Türkiye'de liyakatsizleşmeyi, artık güvenlik alanında da hissettik. Maraş, okul katliamındaki olayda, olayı bu zamana kadar erteleyen müdür yardımcısı ve okul polisi, babanın torpil yaptırmasıyla okuldan sürülmüş. Polis müdürü babanın sicili de pek temiz değil, bir ara polislikten atılmış ama geri dönüp, birinci sınıf emniyet müdürlüğüne kadar yükselmiş. Bütün bunlar siyasi destek olmadan olmaz. Liyakatsizlik artık bir hayati tehlike meselesi.

Öğretmen, bir bütün olarak okulun elemanıdır, sadece kendi bıranşının elemanı değildir. Öğretmen; güvenlikçi, temizlikçi de değildir. Okulun bir bütün olarak iyiliğini istemeli, bunun için planlama ve çalışma yapmalıdır. Öğretmnler ve okul yönetimi, okulların ikincil görevi olan, çocuğu koruma-kollama ve sosyalleştirme gibi görevlerini unutmaktadırlar; oysa devlet unutmamaktadır. Ülkemizde zorunlu eğitimin on iki yıl gibi uzun süre olmasının en temel sebebi, ülkemizde okuldan atılan ya da ayrılan gençlerin, terör ve mafya gruplarının hedefinde olmasıdır. Aslında Türk aile yapısı, sanıldığından daha zayıf ve bu yüzden bu tür grupların gençleri kapma ihtimali daha çok ama bu kendi başına bir yazı konusu. Araştırma yapan emniyet ve genelkurmay, terör ve suç örgütlerine en fazla katılımın, okuldan atılmadan sonra olduğunu keşfetti. Bu yüzden okuldan atılmayı zorlaştırdı. Öğrencilerin en fazla izinsiz devamsızlık günlerinde suç işlediği keşfedilince, izinsiz devamsızlık azaltılıp, izinli devamsızlık arttırıldı.

Diğer yandan, iş öğretiyorum, çıraklık yaptıracağım diye çocuk emeğine alışmış esnaf ve işverenler için yan kapılar açıldı; açık lise, MESEM gibi. Gene de on sekiz gibi Avrupa Birliği ve OECD ülkeleri. için bile yüksek bir yaşa kadar eğitimin mecburiyeti, güvenliği eskisinden daha çok sorunlu hale getirdi. Okuldan atılırsam MESEM'e geçerim, az da olsa para kazanırım ya da açık liseye geçip, evde otururm düşüncesi, problemli öğrencileri, öğretmen ve okul yönetimine karşı daha da cesaretlendirdi. Buna CİMER gibi popülist uygulamaları, atanamayan öğretmenleri ve Türk bürokrasisindeki acımasız hiyeraşinin politikleşmesini ekleyin, öğretmenlerin işinin ne kadar zor olduğunu görürsünüz. Üzerine ülkemizin göç aldığı ülkelerin şiddetin normalleştiği, sıradan olduğu ülkeler (Afganista, Irak, Suriye, Somali) olduğunu ve buradan gelen çocukların, akranlarına bu şiddet kültürünü teşvik ettiğini ekleyelim.

Üst sınıf, özel okullar ve devlette ayrıcalıklı proje okullarla, kendi çocuklarını bu ergen-çocuk şiddetinden koruyabileceğini sanıyor. Öyle ya, hiç özel hastanede şiddet vakasına rastlanmadı. Oysa Maraş okul saldırısındaki çocuk, istese özel okula da gidebilecek, üst sınıf burjuva denebilecek bir ailenin çocuğuydu. Muhtemelen o okul da, devlet okulu olduüu halde, o şehrin önemli insanlarının çocuklarının devam ettiği bir okuldu. Liyakatsizlik, o liyakatsizi atayanların ve koruyanların hayatına da kast eder.

Her şey için, eğitim, öğretmenliği, öğretmen eğitimini baştan planlamalı, pedagoji araştırmalarını da katılımlı gözlemle yapmalıyız.