örgütlenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
örgütlenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2026 Pazartesi

SENDİKALARA KARŞI WHATSAPP GRUPLARI



Liberaller ve neoliberaller, adlarını aldıklarım liberte (özgürlük) kavramına inat, emeğin örgütlenmesine hep karşı çıktılar. Sendikalizmin yoğun olduğu ülkelerde, 1945 1990 arası kabaca, sürekli darbecileri çağırdılar, darbeleri alkışladılar. Darbeciler de liberal iktisatçıları teknokrat diye yönetime atadı. Bu teknokrat-neoliberallerde hemen sendikaların elini-kolunu bağladı. 12 Eylül'de bu darbelerden birisiydi. Önce sendikaları kapattı, sonra yeni yasalarla sendikaların elini kolunu iyice bağladı. Pek çok sektörde grevi yasakladığı gibi, sendikaların yetki için belli üye sayılarına ulaşma şartı getirdi. Grevler, bakanlar kurulu, valilik gibi kurumların kararları ile yasaklanır yada ertelenir oldu.İşçilerin örgütlenmeleri, sektör bazında sınırlandırıldı.

İşverenler aslında hep örgütlüydü, sadece örgütleri resmi değildi. Onlar yat klüplerinde, şehir lokantalarında, mason localarında toplanır, bu konuda kararlarını alırlardı.Resmi işveren kurumları, yani işveren sendikaları, işçi sendikaları karşında çoğu kez mecburen kurulmuştur. Sendika değil ama Türkiye'nin en büyük hacimlei işveren-burjuvaların kurumu TÜSİAD, bir dernektir ve  12 Mart 1971 darbesi sonrasında, cuntacıların isteği ile kurulmuştur. Şimdi teknoloji gelişti Watssapp, Telegram ve adını bilmediğim ve gelecekte gelişecek nice haberleşme-sosyal medya uygulamaları, bu bir avuç burjuvanın örgütlenmesine yardımcı olmaktadır. Bunlardan bankacılıkla ilgili olanları 2026 'da ortaya çıktı. Diğer alanlarda da kara listeler dolaşıp, duruyor ve bunu herkes biliyor. Bu liseteler, sadece  iş kolları ile sınırlı değildir. Örneğin bir kimyacı, kimya öğretmeni olarak bu kara liseteye girmişse, kimya sanayinde ya da beton farbikalarında, yani inşaat sanayinde de iş bulamamakta. Belki de bu kara emekçi listeleri, çeşitli mesaj-sosyal medya sistemleri aracılığıyla dünyayı dolaşıyor ve emekçilerin tüm dünyada ya da dünyanın geniş bir bölümünde, mesela Avrupa Birliği'nde iş bulamamasını sağlıyor.

Bütün bunlar olurken, işçiler halen 12 Eylül'ün kısıtladığı sendika yasalarıyla boğuşuyor. Eski sendikaların başkanları, yıllardır aynı makamda oturan gerçek sendika ağalarından oluşuyor. Yeni sendikaların, sigortalı işçiler arasında örgütlenmesi güç oluyor. Sendika değiştirmek, çok kolayca işten atılma sebebi olabiliyor. Şu an kitlelerin siyasetteki etkisizliğinin asıl sebebi, sendikaların etkisizliğidir. İşçilerin çoğu sendikasız, hatta sigortasız; olan sendikalar da hem hak-ücret mücadelesinde, hem de siyasette etkisiz. Sigorta için bile sendikaları güçlendirmeliyiz.

Bunun için yapılabilecek ilk şey, sendika örgütlenmelerini sadece iş kollarından ibaret yapmayalım. Ankara için söyleyeyim, OSTİM denen devasa sanayi sitesinde (Bu site demir sanayi, sitelermobilya sanayi, oto sanayi gibi bölgesel adlar da alır, Orta Doğu ve Balkanların en büyük birleşik sanayi alanıdır) mavi yakalı işçiler,  Ostim işçisidir ve bu geniş alanda, küçük yada büyük, nerede (Ostim haricinde Sincan Organize falan da var)iş bulurlarsa orada çalışırlar. Bu açıdan sendikalar bölgesel olabilmelidir; mesela Ostim İş (ya da Ankara iş); Çukurova İş; Doğu Marmara (Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Bursa vesaire) gibi sendikalar kurulabilmelidir. Bölgenin yanında bazı dev holding yada şirket gruplarına karşı sendikalar kurulabilmeli ya da sendikalar bir araya gelebilmelidir. Koç Holding, tek başına Türkiye ekonomşinşn %10'u civardır. Koç gibi pek çok büyük ve pek çok sektöre yatırım yapan, işletmelerinden yada ortaklıklarından  herhangi bir işletmenin zararından etlikenmeyen işverenlere karşı da cepheler açılmalı.

İşveren burjuvalar, Watsapp, Telefram ve adını bilmediğimiz uygualamarlda, derneklerde, klüplerde sinsice örgütlenirken, emekçilerin örgütlenmesinin önündeki engeller kalmalıdır.