seks filmeri furyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seks filmeri furyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2022 Çarşamba

FURYA FİLMLERİNDE KADIN OYUNCULARI

 


Türk sinemasında 1975-80 arasındaki döneme yetişkin filmleri furyası denilir ve bu dönem pek konuşulmaz, konuşulsa da  oyuncuları pek konuşulmaz. Bunun bir sebebi, yetişkin filmlerinde genelde erkeklere göre olması ve genelde kadın oyuncuların ön plana çıkmasıdır. Oysa ülkemizde bunun sebebi erkek egemenlik, bu filmlerde az ya da çok oynamış erkeklerin, furya bitince normal hayatlarına dönmesi, kadın oyuncuların hayatının ise mahvolmasıdır.

Bunu sebebi, cinselliğin erkeğin elinin kınası, kadının yüzünün karasıdır. Yıllar önce bir öğrencim, yetişkin filmi oyuncusu Şahin K'nın, hemşerisi olması ile övünüp, çektirdiği hatıra fotoğrafını göstermek istedi. Ben de espri olsun diye:

-Peki hangi pozisyonda, diye sormuştum. O da, böyle soru mu olur hocam deyip, bir daha bu konuyu açmamıştı. Tam da o yıllarda,  Sibel Kekilli, Berlin film festivalinde, Altın Ayı ödülü aldığında, daha önce çektiği yetişkin filmler gündeme gelmiş, kadın linç edilmişti. Şahin K, sadece oyuncu değil, aynı zamanda yapımcıydı da. Sibel Kekilli'nin hemşerilerinin, onu yetişkin filmleri dışındaki başarılarına rağmen, ondan öğüneceğini falan sanmam.

Ben 1974 doğumlu ve bu günlerde ellisine yaklaşmış biri olarak bu filmlerin afişlerini falan hatırlamıyorum, benden yaşça büyükler konuşurken öğrenmişimdir. Bu filmler, önce doksanlarda özel televizyonların ilgisini çekti kısa bir süre (RTÜK kurulmadan evvel, bir ara bu filmleri gündüz gösterdikleri bile oldu.). Sonra internet siteleri bu filmleri yayımlamaya başladı.

Bu filmlerde oynayan erkek oyuncular, 12 Eylül darbesi ile furya bitince, işlerine-güçlerine geri döndüler ve eski saygınlıklarını geri döndüler. Hatta bazıları, muhafazakârlık uzmanı gibi televizyonlarda konuştu ve konuşuyor. Adını duyduğunuzda ayağa kalıp, önünü ilikleyeceğiniz nice ünlü oyuncu, bu filmlerde rol aldı.

Kadın oyuncular ise, furya bittikten sonra toplumdan dışlandı, aşağılandı, aç ve yoksul kaldı ve pek çoğu kanserden öldü. İlginçtir, bu kadınların birincil ölüm nedeni kanserdir.

10 Şubat 2021 Çarşamba

ÇÖP FİLMLER FURYASI



 Furya kelimesi Türk sinemacılarının ya da sinema tarihçilerinin ( benim neslim bile büyüklerinden duymuşsa genelde genç olan sinema izleyicileri hiç bilmez) aklına 1975-81 arasındaki seks filmleri dönemi gelir. Bu dönemde Türk sineması adına üretilen, adına seks komedisi denen, senaryosu belirsiz, erotik filmler dönemidir. 12 Eylül 1980 darbesi yaklaştıkça içine parça denen yabancı filmlerden alınan hard porno filmler artmış, aileler sinemalardan uzaklaşmıştır. Dönemin pek çok sinema oyuncusu da sinemadan çekilmiştir.

Furya kelimesi seksenlerde sinemaları işgal eden arabesk şarkıcı filmleri için de söylenmiştir. Seksenlerde yaklaşık bir buçuk yılda bir albüm yapan arabesk-fantezi şarkıcıları, albümlerden (o zamanlar kaset derdik, albümler genelde kaset formatında tüketilirdi) sonra klip yerine film yaparlar, filmlerin adı da genelde albümlerinin ya da albümlerinin en çok satan şarkısının adı olurdu.

1987-88 yılları gibi birden bir ülkemizde sinema filmi üretilmez oldu. Tüm ülke yabancı, özellikle Holivud denen Amerikan filmlerine kaldı. O dönemde genelde Antalya Altın Portakal olmak üzere festivallerde gösterilen sıkıcı filmler vardı sadece yerli film olarak. Bir gençlik travması olarak Nuri Bilge Ceylan başta olmak üzere böyle filmleri sevmem.

Tarih, özellikle kültür tarihi, önce yaşanır, sonra yazılır. Bu çağın sinemasını da ne olarak anlatacağız? Ben çöp sineması diyorum. Önce sinema salonlarında tekelleşen Cinemaximum'um bir  Koreli dolar milyarderi tarafından satın alınması, sinema ücreti üzerinde sinema yapımcılarının utanmazca politik manevra arayışları derken, üzerine bir de salgın koşulları da eklenince, sinema cidden ölmeye başladı.

Günümüzde bir alış-veriş merkezi sinemasının olması gereken fiyat en fazla 20, ideali de 5-10 lira olmalıdır. Çünkü bu sinemalar, çoğu kalitesiz ve küçük salonlarda, cips ve diğer  yiyecekleri, envaı çeşit meşrubatla içen seyircilerle beraber ve en az yarım saat reklam ile izliyoruz. Üstelik filmler çoğu kez çoktan korsan sitelere düşmüş oluyor. Sinemaların temel görevi ise bu AVM'lerin yemek katını doldurmak, alış verişteki insanların daha meşgul olmasını sağlamak.

Bir de yaklaşık son 10-15 yıldır yapılan filmlere bakalım. Bir kısmı cinler temalı, bol çığlıklı, sözüm ona gerçek hikayelerden esinlenmiş korku hikayeleri. Geri kalanları da küfürlü, abartılı şiveli absürtümsü komediler. Ortak özellikleri, mafyanın sevimli ve  zararsız gösterilmesi, kaba ve saygısız insanlara hiç kimsenin cevap vermemesi, müdahale edenin olmaması, bunun da komikmiş gibi gösterilmesi ve benzeri şeyler. Son on yıldır yerli film diye böyle çöpleri izliyoruz. Sebebi de Cinemaximum denen salon tekeli.

Doğrusu Türk sineması. özünde de bolca çöp film üreten bir sektör. Mesela en ünlü sinema yıldızlarımız ele alalım. Cüneyt Arkın denilince ne aklımıza geliyor? Z kuşağını geçelim, ben bile onun filmlerini VHS kasetlerden ve en fazla da televizyondan seyrettim. Şöyle muhteşem bir Cüneyt Arkın oyunculuğu var mıdır? Kendisi sadece aslında eğitimli dublörlerin yapması gereken akrobatik hareketleri yapması ile öğünür. Bunu yapan onun dışında Charles Bronson ve Erol Flyn vardır. Onlar da uzun yıllar dublörlük yaptıktan sonra başrol oyuncusu olmuştur. Sinema tarihine geçmiş bir Cüneyt Arkın filmleri nelerdir? Dünyanın en absürt filmi sayılan Dünyayı Kurtaran Adam ve Maraş katliamının işaret  kullanılması sebebi ile Güneş Ne Zaman Doğacak filmleri akılda kalmıştır, o da meraklılarının. Hülya Koçyiğit-Ediz Hun'un sırf ikili olarak toplam otuz tane filmi vardır, hangisi söyle sıra dışı ve efsanedir?  Koçyiğit'in Susuz Yaz filmi vardır, kült film olarak ama Ediz Hun'un o da yoktur. Ediz Hun'u tiyatroda izledim ve oyunculuğuna hayran kaldım. Sonra kendi kendime, filmlerinde niye böyle güzel oynamamış diye sordum.

O dönemde bile güzel ve efsane filmler çıkıyordu. Son beş yıldır ise şöyle dişe dokunur bir film yok. Gerçek bir öp filmler furyası içindeyiz. Ek olarak Cüneyt Arkın'da Dünyayı Kurtaran Adamın oğlu ve Çılgın Dershane serisi ile bu furyaya katılanlar arasında. Türk sineması tekrar seksenler sonu, doksanlar başı film yapmadığı döneme dönebilir. O zamanda tekrar sinemayı ayağa kaldıracak bir Eşkıya (filmi) bekleriz.