Ruhi Çenet'in Hasidi tarikatı ile ilgili videosu beklenmedik tepki aldı; tepki alan kısmı, günde on küsür saat Tevrat-Talmut okumakla vakit geçiren kişilerin, on çocuğuyla, devletin sosyal yardımlarından faydalanmasıydı. Bu topluluk, sadece New York eyaletinin sosyal yardım fonlarını gagalaması, aslında daha önce de bilinen bir şeydi. Bu topluluk ara ara bazı Youtuber'lar başta olmak üzere bazı sosyal medya elemanlarına kapılarını açar; amaç biz o kadar kötü biri değiliz, kendi halinde insanlarız mesajını dış dünyaya vermek amacı ile yapılıyor. Kapalı toplulukların ara ara yaptıkları politikadır bu. Haridi ya da Hasidiklerin tek suçu, sosyal yardımları tırtıklaması değildir; bölge dünyaYahudi mafyasının merkezidir. 2005 yapımı Savaş Tanrısı (Lord of War) filminde gösterildiği gibi bu mafya, dünya silah kaçakçılığında aslan payını alır. (Bu konu Kurtlar Vadisi'ne de vardı) Sağcı bir yayın (GZT), Çenet'ten yıllar önce bu grubu pırlanta ve değerli taş kaçakçılığıyla suçlamıştı. Amerikalılar ise sosyal yardımlara taktı çünkü orada sosyal yardım almak, gerçekten zor. Amerika'nın meşhur iktisatçılarını (Acemoğlu dahil) okursanız hepsi serbest piyasacı, sosyal yardımlara, kobilerin ve küçük esnafın-çiftçinin, devletçe desteklenmesine karşıdır. Devlet ya da yerel yönetimler, garibanlara bir tas çorba verse ülkenin liboş aydınları, serbest piyasaya müdahale diye koro halinde zırlar. M,lton Freidman ve Şikago oğlanlarına göre sosyal yardımlar, ancak gönüllülerin bağışlarıyla yapılmalıdır. Pek çok eyalette bu yardımlar çok geçicidir ve birden kesilir, yoksullar vakıfların önünde kuyruk olur. Üniversite eğitimi çok pahalıdır, insanlar yıllarca ödeyemecekleri borçlara girerler. Spor bursu, sanat bursu vermek adına üniversiteler, sirke dönmüştürç Hepsinin her alanda, profesyönel lig takınları, tiyatro, müzik gibi grupları var. Şimdi üniversite okumak için aldığı krediyi ödemek için haftada altmış saat çalışan, iki ay işsiz kalsa evsiz olabilecek bir Amerikalı olduğunuzu ve Ruhi'nin videosunu izlediğinizi düşünün. Neden Ruhi bu kadar etkili oldu; bence bu gerçeklerin bir yabancıdan duyulmasının etkisi. Bu topluluğun gücü sadece blok oylarından gelmiyor, gri bölgede ürettiği kapalı ekonomiden de geliyor.
Bir sürü Yahudi'nin sırf dua edip, sosyal yardım alması da çok sinir bozucu olmalı, Yahudiler için. Miskin kelimesi bir zamanlar, dindar dervişler için kullanulırmış, sonra tembelliğin adı olmuş. Böyle bir şeyi, korona salgını döneminde, pansiyonda yaşamıştım. Pansiyona iş yükümüzü almak için başka okullardan erkek ve kız tarafına üçer tane belletmen getirmişlerdi. Kadın belletmenler, akşam geç gelip, sabah kahvaltıya bile kalmadan, çocuklarını bahane edip, gidiyorlardı. Erkeklerse ne zaman arasak, mescitteydi. Ne bir yoklama alma, ne arada kontrol etme, göreve mi geldiler, tekkeye mi belli değiller. Gözlerini sulandırıp, gözbebeklerini kocaman yapıyorlar, bir de söylenenlere geç tepki veriyorlar; ben gayba daldım misali. İkinci döneme müdür bunları okullarına geri göndermişti.Bunlardan biri de neredeyse tüm günü dini sohbetle geçiriyordu. Zaten tarikatlarda büyümüş bir kaç öğrenci, öğretmeni oyalarken, diğer öğrenciler de pansiyonu birbirine katıyordu.
Tarikatlar yüce bir inanç için, yüce bir lider etrafında toplanmış insanlar topluluğu olarak kurulur. Bu açıdan tarikat, sosyolojik bir birimdir. Bu kutsal amaç %90 din ve metafiziktir. Geri kalanının çoğu da siyasidir; komünist ve faşist partiler, genelde tarikat tipi örgütlenmeye girerler. İlk çağda felsefe tarikatları vardı; Pisagorcular, Stoacılar ve İskenderiye Mektebi, tarikat örgütlenmesiydiler. Yoga grupları da arada tarikatlaşabilmekte. NXIVM adlı kişisel gelişim şirketi içinden de seks tarikatı çıkmıştı. Tarikatlar, bir zaman sonra kutsal ideolojisinden uzaklaşıp, ticaret ve siyaset birliktelikleri olurlar. Üye olanlar da, bu çıkarlar için tarikata üye olmaya başlar. Bu imkanlar azaldığında, tarikatın üye sayısında azalma olur. Aslında biraz dikkat edersek etrafımızda bir zamanlar tarikatlara üye olmuş çok kişi vardır. Bu tarikatların içinde doğup, büyümüş kişilerin bazıları bile, özel hayatı yok sayan bu sistemden sıkılır ve kaçar. Bu sistemden kaçtığında ise, çoğu kez dış dünyada güçsüz bir durumdadır. Böylece kapitalist sistemin ihtiyaç duyduğu, her işe gelen ve en düşük maaşa muhtaç, vasıfsız işçi olur. Tarikatın iç yüzün anlatsa da, tarikata üye olma oranlarını ya da tarikatın gücünü pek engelleyemez.
Pek çok kişi de, kumarhaneye bedava yiyip, içmek için gidenler gibi, tarikatın etinden, sütünden faydalanma çabasındadır. Böyle beleşçiler, nasıl kumarhanenin gelirini etkilemezse; hatta bu beleşçilerin pek çoğu daha sonra kumarbaz olacaksa; tarikattan faydalanaların bir kısmı üye olmayacaksa bile bir şekilde sempatizan olacaktır. Tarikat, artık onun için öcü olmayacaktır. Bu tiplerin doluşması ise, kriz ve çatışma anında tarikatın kof çıkması, kağıttan kaplan misali yıkılmasıdır.
Tarikatların iyi yanı, tek bir lidere bağlılıkları sayesinde kolay yönlendirilmeleridir. Tarikat liderini satın alır, adamınız yapar, kalan kitleyi de yönetirsiniz. Tarikat üyelerinin böyle yapmasının tek sebebi, liderin kutsal emirleri veya tarikattan ayrılınca yaşanacak toplumsal dışlanmışlık kadar, tarikat sayesinde çıkar sağlamak da vardır. Bu yüzden tarikatlar, devletlerin ve işgalcilerin en sevdiği kurumlardır. Mevlana'nın babası Bahaeddin Velet, Moğol propagansası yapa yapa Afganistan'ın Belh şehrinden Konya'ya (arada Hac'ca da gitmiştir) , daha doğrusu o zamanlar adı Larende olan Karaman'a gitmiş, işbirlikçiği, Konya'ya yerleşen oğlu Mevlana devam ettirmiştir. Konya kalesini yıkan Bacu Noyan'ın gizli Müslüman olduğunu iddia edecek ve onun kıyımlarını övecek kadar işbirlikçi ve üstelikte bece apaçık bir şekilde gay olan bu şahsı, güzel şiirler yazdı diye övmek, bence tam bir aymazlıktır. Bir din kurumu olan Papalık, kendi kontrolünde pek çok tarikat kurdurmuştur. Bu tarikatların hepsi, her zaman Papalığa itaat etmemiştir. En ünlüleri olan Tapınak Şövalyeleri, ticaret ve bankacılık ile çok para kazanmış; para isteyen Fransa kralını ve Endülüs'te savaşmalarını isteyen Papa'yı red edince, tarikatın her şeyine çökülmüştür. Baltık kıyılarında devlet kuran Töton tarikatı, topraklarının büyük bir kısmını Ruslara ve Polonyalılara kaybedince, rikatın son büyük üstadı, Albrecht von Hohenzollern, Martin Luther'in izinden gidip, protestan olmuş, onun tavsiyesine uyup, Danimarkalı prenses Dorethea ile evlenmiş ve Prusya krallığını kurmuştur.
Bu risklere rağmen devletler için tarikatlarla işbirliği daha az risklidir. Sonuçta yönetmeniz, işbilriği yapmanız gereken bir kişi ve etrafındaki küçük gruptur. Üstelik bu tek kişi tarafından yönetilen örgüt, bireyin tüm yaşamını kaplar. Bu yüzden devletler, işgalciler ve holdingler, genel anlamıyla tarikatları gizli ya da açık destekler. Koç Holding yıllarca hem Türkçe olimpiyatlarının, hem de Süleymancıların yıllık yemeğinin sponsoru oldu. Aydın Doğan'ın medya ordusu (gazete-dergi-televizyon,radyo ve hatta kitapevi) yıllarca tarikatlara sivil toplum örgüt dedi. Sivil toplum borozanlığını yapan aydın kişiler, 2010'da yetmez ama evet, kumpas davaları için Türkiye bağırsaklarını temizliyor falan dediler.
Tarikatlar da kendilerini koruyanları destekler. Fatih Sultan Mehmet'in ömrü savaşlarla geçti. Bu savaşlar için para ve asker lazımdı ve bu yüzden tarikatların mallarına el koyup, öğrencilerini de askere aldı. Şu anda bakmayın hepsinin Fatih'e övgüler düzdüğüne, o zamanlar hepsi beddua edip, onu gavur ve şeytan ilan etti. Fatih ölünce oğullarının kardeş kavgasında, onlara mallarını geri veren 2.Bayezit'i desteklediler. Bayezit'in alkole ve esrara düşkünlüğü, onu yüceltmelerine engel olmadı. Buna karşılık Bayezit'te tarikatlara kırk iki yıllık, neredeyse hiç fetih olmayan bir dönem yaşattı. (Bu dönemin on yıla yakını, kardeşi Cem Sultan'la mücadele ile geçti) Tarihçilerin bazıları bu döneme, yükselmede duraklama dedi. Tarikatlar kendi çıkarlarına o kadar bağlıdır ki, keşke Yunan kazansaydı bile diyebilir. Tarikatlar, kendileri açısından tarihi yeniden yazarlar.
Tarikatlar devlet için sadece oy deposu ve destekleyici kitle değildir. Devletlerin yer yer her yere uzanan kolu, pis işlerini yapıcısı ve derin devletin bir kolu, bazen de derin devletin kendisidir. 2015 yapımı Haysiyet Kolonisi (Colonia-Colonia Dignidad) filmi de benzer bir olayı anlatır. 1973'de Şili'de meşhur Pinochet darbesi olmuştur ve ülkenin güneyinde bir Alman tarikatının, sözde tanrıya yakın olmak için Almanya'yı bırakıp, Güney Amerika'nın bu en güney ucuna gelmişler. Kadınlar ve erkekler, çocuk yapma haricinde genelde ayrı yaşıyor. Sütyen günah, memeleri kat kat kumaşla kapatıyorlar. Geniş tarlalarda mısır, ayçiçeği falan ekiyorlar. Aslında kocaman bir işkencehane ve kimyasal silah üretim tesisi. Ayrıca bu ultra dindar, Protestan Hristiyan tarikat, çocuklara cinsel tacizle de günemede gelmiş. Pinochet devrilince de Şili'den kaçmış.
Tarikatların gelişiminde çoğunlukla devlet vardır, nadiren de olsa bazı tarikatlar, toplumsal muhalefetin merkezi olabilir. Bu durumda tarikatlar sık sık dağıtılır ve bunlar siyasi tarikattır. Dini tarikatların tamamı ya da tamamına yakını, ister İslam, ister Hristiyan, isterse New Age denen modern dine benzer oluşumlar (En meşhurları Tım Cruse'un üye olduğu Scientology'dir), devlet ya da devletlerin desteği olmadan büyümez ve yayılmaz. Nüfusunun yüzde birine yakının sokaklarda yaşadığı, üç ay işsiz kalanın evsiz kalma tehlikesi olan, Amerika Birleşik Devletlerinde bu tarikat üyelerinin sadece dua ederek cömertce sosyal yardım alması normal değildir. Ruhi'nin videoda eksik bıraktığı başka bir gerçek, tarikat sadece New York'da yok, zaten daha A.B.D yokken, Ukrayna'da kurulmuş ve kurucusunun mezarı da Kiev yakınlarında bir köyde, ara ara mezarına turla gidiyorlar. Bu kadar eski olduklarından, pek çok parçaya ayrılmışlardır. Son yıllarda Nikaragu ve Kostarika gibi orta Amerika ülkelerine de yayılmışlar.
Bu Yadudi tarikatlar, İsrail yada kendilerini başlarının üstünde taşıyacak başka bir batılı ülke dururken, geçmişi askeri darbelerle dolu, kartel denen dev çetelerin ortalıkta cirit attığı, Marksist-Leninist silahlı gruplarının halen ciddi miktarda destekcisinin olduğu bu ülkelere, üstelik kitleler halinde ve hem de Amerika, Nerw York'dan göç ediyor?
Amerika'nın Irak'ı işgelini kolaylaştıran Keşnizani tarikatıydı, Saddam'ın akrabaları arasında bile bu tarikata üye olmuştu. Tarikat üyesi generaller ve subaylar teslim olunca, tüm Irak ordusu dağıldı.
Tarikatlar her zaman tehlikeli, karanlık ve pis gruplardır; masumca kurulsalar da, liderlerine aşırı itimatları, sarmal hiyeraşik yapıları ve bireyin düşünmesine engel olacak şekilde tüm hayatını kaplamaları ile çabucak kirlenirler.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder