23 Ocak 2026 Cuma

DURGUN İKTİDARIN ÇÜRÜTMESİ VE YIKIMI

 


Pek çok yöneticinin övüncü, çok uzun zamandır o koltukta olmasıdır. Belli bir yılsan sonra konuşmaya, ben buranın şu kadar yılıdır başkanıyım-müdürüyüm diye başlar. Bazı liderleri de iktidarda uzun süre kalmasıyla överler. Bunu Maduro ve Hugo Chavez'i eleştireceğim yazıda yazacaktım ama sonra ayrıca bir yazı olması gerektiğini anladım. Pek çok kere sorun, o kişinin iktidarda uzun süre kalması, iktidarı ve makamı durgunlaştırmasıdır. Durgunlaşan iktidar, sabitlenen, hatta kastlaşan sınıflandırma yaratır. İnsanları yıkna yoksulluk değil, yoksulluktan kurtulamamadır. Prolereya yoksullardan değil, yoksulluktan kurtulma umudu tükenmiş olan insanlardan oluşur. Tek adamın uzun süre sürdüğü ve iktidar değişiminin zor olduğu rejimler,  insanların sınıf atlamasının zor olduğu, yoksulluktan kurtulamadığı rejimlerdir. Ülke, doğal kaynaklar yönünden zenginse, pek çok insan, yeteneğini geliştiremediği yada gösteremediği düşüncesiyle hayal kırıklığına uğrar, kendisini eksik hisseder. Uzun süre iktidarın değişmediği ülkeler genelde dikta rejmidir ve liyakate pek bakılmaz. Bakılsa bile birilerine yeteneklerinizi her zaman yazılı yada uygulamalı sınavlarla gösteremezsiniz. Birilerini tanımanız gerekir.

Toplumlarda eşitlik biraz da sirkülsayonla, belli mevkilerin el değiştirmesi ve sınıflar arası sirkülasyonla olur. Makamların uzun süre işgal, beklediği mevkiye gelemeyen pek çok kişinin mesleğinden, kurumundan veya ülkesinden vazgeçmesine sebep olur. Pek çok Rus'un ve Türk'ün yurt dışına çıkmada temel nedeni budur. Uzun iktidarlardan sonra ülkelerin kriz ve çöküş yaşamasının sebebi budur. Osmanlıda da. özellikle duraklama ve gerileme dönemlerinde, padişahların yirminci yılından sonra huzursuzluklar başlamış.

Şevket Süreyya Aydemir, İkinci Adam adlı kitabınca, CHP'nin 1950 seçimleri yenilgisini, antik Atina şehrinde, Aristides olayı ile açıklamıştı. Aristides, defalarca seçilmiş iyi biri olduğu halde, halk yeni birini görmek için Aristides'in adını sürgün edilecekler çanağına atılmıştı. Kitabı okuduğum zaman, Aydemir'in fazla İnönücü bulmuştum. Yıllar sonra haklı olduğunu anladım. Mark Twein'e atfedilen ve muhtemelen bir komedyene ait olan bir sözün dediği gibi:

Siyasetçiler, bebek bezleri gibidir. Malum sebeplerden sık sık değiştirilmelidir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder