16 Ocak 2026 Cuma

TARİKATLAR, YAPAY AŞİRETLERDİR



İnsanın başarısı illa arkadaş-eş dost çevresine bağlıdır. Yeteneklerinizi göstermek için birilerini tanıyor ve birilerinin de sizi tanıyor olması şarttır. İnsanlar her zaman, iyi bir dost-akraba çevresi olsun ister. Bu çoğunlukla aileden gelir ve doğaldır. İnsalarsa bu çevreyi, çeşitli yollardan genişletmeye çalışır. Bunların bazıları gelenekseldir; Katoliklerde vaftiz anneliği, Alevilerde Musaiplik, Kürtlerde kirvelik gibi. İnsanlar, aile çevreleri dar olduğunda, bunu genişletmenin yollarını arar. Bu yollar bazen kurumsallaşır. Dernekler, sendikalar ve taraftar gruplarını bunun örnekleridir. Kapitalizmin geliştriği çağlarda Mason Locaları, Lions Klüpleri ve mezun dernekleri, bu işlevi görmüştür.  Orta çağdan itibaren tarikatlar, bu işlevi görmüştür. Orta Çağda, hem doğuda, hem de batıda din sadece metafizik yada ruhani alem değildir, siyasi bir tavırdır. Hazarların önce Müslüman, sonra Hristiyan, en son da Yahudi olması, siyasi bir tavırdır. Rusların, Katolik yada Müslümanlık yerine Ortodoks olması da siyasi bir tavırdır. 16. yüz yıl Ukrayna Kazakları arasında Ramazan diye biri vardır. Rus çarlığınsa davaşmak için din değiştirmiştir ama isim değiştirmemiştir.

Orta çağın diğer bir olgusu da tarikatlardır. İslamiyette tarikatlar, Abbas, halifeliğinin ikinci yüzyılında ortaya çıkmıştır. Peygamberin döneminde mezhepler olmadığı gibi, tarikatlar da yoktur; tarikatımsı oluşumları, bir lider etrafındaki  gruplaşmalar da süratle bastırılmıştır. Tasavvufçuların bahsettiği o tarikat makamı olmamıştır. Selçuklu devletinde, özellikle  vezir Nizamülmük'ten itibaren, tarikatlar aracılığıyla daha iyi yöneteceğini anlayıp, onları devlet kontrolüne almaya gayret etti. Bunda başarılı da oldu. Batıda Katolik kilisesi de benzer şekilde tarikatlar kurdu ve Haçlı seferlerine üç büyük tarikatla (İtalyan-Sen Jean, Alman Töton ve Franszıların meşhur Tapınak şövalyeleri) katıldı.

Tarikatlar, modern çağda kendini dönüştürdü. Elitler, İngiltere'den Mason locaları ertafında örgütlendiler. Tarikatlar, orta çağın başından itibaren, hatta belki Roma'daki Stoacı ıkullardan itibaren, kendisine dost ve arka arayanların sığındığı yerler oldu. Tarikat şeyhleri-üstatları da etki alanlarını genişletmek için sürekli yeni üye alımlarını teşvik etti. Fazla büyüyen, zenginleşen ve tehdit olan tarikatlarsa, devlet içinde, devlete paralel yapı kurdular ve zamanı gelince o paralel yapılar yerle bir edildi. Haçlı seferlerinden sonra Sen Jean şövalyeleri Rodos'a yerleşti ve Kanuni, Rodos'u alana kadar korsanlık yaptı. Rodos'tan sonra Kıbrıs, Girit ve Malta'da korsanlığa devam ettiler. Töton şövalyeleri de yüz yıllarca Baltık kıyılarında devlet kurdular, İskandinavları, Hristiyan yaptılar, Ruslara karşı savaştılar. Son tarikat üstadı, Protestan oldu ve Martin Luther'in tavsiyesiyle Prusya devletini kurdu. Tapınakçılar ise, Fransa merkezli olarak Avrupa çapında ticaret ve bankacılık yapıp, zenginliklerine zenginlik kattılar. Bu zenginliği paylaşmamaları yüzünden de göze battılar. Papalık onların İspanya'da, Müslümanlara karşı savaşmasını istedi; Fransa kralı da, dokuzuncu Haçlı seferine çıkacağım, para ve asker verin dedi; istenilen cevap alınmayınca Papalık ve Krallık, tarikata baskın yaptı. Tarikatın malları müsadere edildi ve tarikat üyeleri yıllar süren, bol işkenceli yargılamalardan sonra idam edildi. Baskın günü kaybolan, tarikata ait on dört gemi üzerine, bu günün Mason localarına, Lions klüplerine uzanan efsaneler üretildi. Tarikat tamamen yok edilmedi, İspanya'daki kolu Dominiken tarikatı olup, Müslümanlarla savaştı, diğer ülkelerde de benzer faaliyetler oldu. İşin ilginci Tapınakçıların, Haçlı seferlerinin en ateşli günlerinde bile üyelerinin yüzde beşi bile seferlere katılmamıştı.

Doğuda da tarikatlar, benzer süreçleri yaşadılar. Fatih Sultan Mehmet, Hurufileri cami avlusunda diri diri yaktı. Kadızadeler, şeyhülislamlık makamını ele geçirdiklerinde, kendilerine rakip gördükleri Mevlevileri mahfettiler. Mevleviler halen İstanbul'da, Kadızalederin yaptırdığı Vani camiye, Vani cani derler. 16 Haziran 1836, sadece Yeniçeriler için değil, Bektaşilik tarikatı için de bir felaket oldu. Tarikat, yeniçerilikle fazlasıyla bütünleşmişti. Bektaşilik de Yeniçeriliği kullarak her yere sızmıştı. Yeniçeriler son yüz yıllarında artık savaşmayan, devletin ve toplumun üzerinde parazitlik yapan, huzur bozan bir varlıktılar. Yeniçerilikle beraber, Bektaşilik de, Arnavutluk ve Girit adası hariç, halledildi. Yüz yıl kadar sonra kendisini toparladıysa da bir daha eski günlerine dönemedi.

Tarikatlara üye olmak, orta çağdan kalma bir alışkanlıktır. Günümüz New Age ve İspirtizmacılar da buna dahildir. İnsanlar aidiyet ve çevre edinme ihtiyaçları ile tarikatlara üye olmuş, pek çok tarikatta, insanların ailesi-aşireti olmuştur. Belli aile ve klanların, devlete egemen olması gibi, zaman zaman devlete egemen olmuşlardır. Fazla büyüyenler de, aralarındaki insani ilişkiler zayıflayıp, kurumsallaştığı için işlevini yitirmiştir. 1972' de İngiltere'deki her sekiz yetişkin erkekten biri, Mason locası üyesiydi. 2013 Aralığında, Zaman gazetesi olmayan esnaf bulmak imkansızdı. Tarikat üyeleri arasındaki bağ, aşiret arasındaki bağ gibi, zor zamanlarda zayıflamıştır. Tekke ve Zaviyeler kanunundan sonra yok olmamışlar,  şekil değiştirmişlerdir. Günümüzde daha çok holding-vakıf olarak kendilerini göstermektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder