adam kazandı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
adam kazandı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2023 Pazar

ÜSKÜDAR'DAN SONRASI DA ZOR

 


Meşhur atı alanın Üsküdar'ı geçmesi deyiminin arkasında, Osmanlı devletinin güçten düştüğü Celali isyanları dönemi vardır. Celalilerin önemli liderlerinden Karayazıcı'nın sloganı, Osmanlı; Üsküdar'dan öteye asker-vergi almasın'dır. Aslında genel anlamda bir İstanbul eşkıyası, Üsküdar'dan öteye geçti mi, izini kaybettirirmiş. Bu yüzden İstanbul'da büyük vurgun vuran soyguncular, Üsküdar'a varır, bir de at alıp, Anadolu'nun derinliklerinde kaybolurlarmış. Yani bu deyimi kullanmak, hırsızlığı itiraf gibi bir şey. Artık geri dönüşü olmayan kayıplar için kullanılıyor. Üsküdarı aşan eşkıyayı kimse aramazmış.

İkitdar da geçen ve daha önceki seçimlerdeki oldu-bittileri, atı alan Üsküdar'ı geçti diye anlatmıştı. İktidar partisinin, iktidarda kalma stratejisi, Üsküdar'ı geçme üzerine. Oysa bazı hırsızlar. Üsküdar'dan sonra da kovalanır. Çünkü  bazı hırsızlıklar büyüktür ve çalınan şeyin sahibinin unutmaya niyeti yoktur. Bu sefer atlıyı da kovalamak gerekir. Bu sefer gidişat ona doğru gidiyor. Deprem bölgesinden yayılan bir nefret dalgası var. Geçen yıl stadlarda başlayan Mustafa Kemal'in askerleriyiz sloganı, bu yıl hükumet istifaya döndü. Mustafa Kemal'in askerleriyiz sloganı, Fenerbahçe trübünlerinden başlamı, Beşiktaş, İzmir takımları, Galatasaray, Anadolu takımları ve derken Konya, Kayseri gibi iktidarın kalesi şehirlere sıçramıştı. Hükumet istifa da aynı sırayı izliyor, şimdilik Galatasaray durağında, diğer yerlere ulaşmasına da çok zaman yok. İktidara karşı öfke için artık muhalefetin kazandığı illere, mahallelere bakmaya gerek yok. İktidarın kalesi illerde bile görülebiliyor.

Seçimde gene bir seçmen bastırma olursa bile ( https://onbinkitap.blogspot.com/2019/01/adam-kazand-m-acaba.html ) halkın öfkesi azalmayacak. O gece olduğu gibi sokaklara dolduracağı silahlı kimseler de halkı sakinleştiremeyecek. İktidar partisi ve ortakları, seçimi atlatırsak, beş yıl rahatız diye hiç düşünmesin.

28 Ocak 2019 Pazartesi

Adam Kazandı Mı Acaba

Adam Kazandı Mı Acaba   
Tarih tekerrürden ibaretti sözünü belki de her gün duyuyorsunuzdur.
 Alman filozof Hegel, tarihten alınacak tek ders, tarihten ders alınamayacağıdır demiştir.
Öğrencisi Karl Marks ise, tarih tekerrür eder, ilkinde trajedi, ikincisinde komedi demiştir.
Benim fikrime sorarsanız tarihten ders alamayız, felsefeden ders alırız.

Tarih bilgisini, felsefe bilgisine çevirmek zorundayız.

Çünkü tarih aslında bir hikâyedir, hikâyeler bütünüdür. (İngilizce strory’den türemiş demişti İngilizce hocamız. History (o’nun daha doğrusu o erkeğin hikâyesi).
Bu hikâyelerin hepsi de kendine özgü olduğundan, kendi özel şartları olduğundan, bunlardan çıkacak sonuçlarla asla pozitif kesinliğe ulaşan teoriler üretemeyiz.
Gene de felsefi genellemelere ulaşabiliriz.
Şimdi okurlarım, size bildiğiniz bir öyküyü bir daha anlatayım. Öykümüz büyük bir ülkede geçiyor.

 Bu büyük ülkede seçimler var. 

Ülke sağcı bir ülke ve hep sağcılarca yönetilmiş. Ülkedeki son sağcı iktidar ise, ülkeyi bol kanlı, sonu gelmez savaşlara sürüklemiş, ekonomiyi batırmış ve toplumu kamplara bölen dili ile de insanların canını sıkmıştır.
Herkes o lider ve partiden kurtulmanın yollarını aramaktadır. Üstelik bu lider ve partisi, yeşile, doğaya düşman ve özelleştirmecidir.
Derken mavi gözlü bir lider çıkıyor. Fazlası ile sosyal demokrat, sosyal refahtan yana, özelleştirme karşıtı, karizmatik.

Kitleler peşine takılıyor, devasa mitingler yapılıyor. Rakibi ise pek sahalara inmiyor. Propagandaya fazlası ile geç başlıyor.
Seçimler yaklaştıkça o ülkenin bir ilinde seçimde yolsuzluk iddiaları göklere yükseliyor.

Gönüllü sandık ve seçim gönüllüleri o ile gidiyor.

Gönüllüler sürekli engelleniyor.
Derken seçim günü o ilden yolsuzluklar da ayyuka çıkmışken, seçim de başa baş gibiyken, o ilde de çekişmeler sürerken, seçim gecesi muhalif televizyon kanalı, mevcut başkanın kazandığını açıkladı.
O haziran gecesi sol muhalefetin son kurşununu attığı gün oldu ve sol muhalefet o haziran gecesinden sonra halen toparlanamadı.
O kanala Fox tv idi ama o ülke Türkiye değildi.
Buraya kadar anlattığım 7 Haziran 2000  George Bush,  Al Gore seçimleriydi ve o ülke Amerika Birleşik Devletleriydi.
O çok tartışmalı il de Florida eyaletiydi. O eyalet, Türkiye büyüklüğünde ve ilginçtir portakalları ile ünlü.
Portakal komplosu yazımı bitirdikten sonra bir tesadüf Michael Moore’un Aptal Beyaz Adamlar kitabını okudum. Kitabın ilk bölümü Bush-Al Gore seçimi hakkındaydı.
Bu tekerrürden çıkaracağımız sonuç ne olabilir?
Yüz küsur ülkede yayın yapan Fox grubunun, tam bağımsız Atatürkçülükten yana olmasını beklemek saflıktır.
Bu şirketin her hareketi tıpkı adını aldığı tilki gibi kurnazca yayımlar yapması ile ünlü.
Son olarak, en ağır darbe, en yakınımızdan gelir. Zira toparlanması zaman alır.