italya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
italya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2026 Perşembe

MAFYA'NIN İTALYA'YI YIKMASI



Deli Yürek'le başlayan, Kırtlar Vadisi ile özdeşleşen ve Maraş okul katliamı ile biten mafya dizisi furyası, bu sefer de Manisa'da can aldı. Bu dizilerde ölüm ya da cinayet ne kadar basit gösterilmekte. İlk bölümlerde Çakır, kumarda hile yapan adamı öldürerek kahramanlaşırken; Kurtlar Vadisi Irak'da Amerikalı, Polat'ın bombalı saldırısına karşu çocukları kalkan yapınca kötü oluyor. O kumarbaz ya da yok yere öldürülen karakterlerin çocuğu, anası, babası yok muydu? Ha siz devletsiniz, kimin ölmeye layık olduğuna bir kaç dakikada karar veriyorsunuz. Aslında sinema yıllardan beri bu suç örgütlerini bir şekilde övmekle meşgul çünkü bu örgütlerin çoğu NATO ve İtalya'da Gladio adını verdiği derin devlet-özel harp unsurlarının desteğinde. Gladyo yada özel harp daireleri, ülkede sol görüşleri zayıflatmak için kurduğu illegal paramiliter yapıları, onları suç dünyasının baş at gücü olarak besledi. Netflix'in Roma filmini izlediğimde, Ülkü ocağı gibi kurumların tüm NATO'da olduğunu anladım. Konu sadece bıyıklar değildi. Yürüyüşleri de birbirine benziyordu. Belli küçük farklarla birbirne benzeyen yapılardır bu yapılar.

Bu yapıların merkezindeki mafya, ilk ve orijinal haliyle Sicilya mafyası Cosa Nostra'dır. Diyebilirim ki Eski Sovyet-Demirperde mafyaları ile Çin mafyası hariç; bence Japon Yakuza'da dahil tüm mafyaların kökeni yada rol modelidir. Cosa Nostra'nın kökeni de öyle adanın bağımsızlığı, orta çağda Fransızların ve İspanyılların işgaline karşı direniş değil: kuzeydeki müreffeh şehirlere göç eden toprak sahiplerimnin işlerine bakan kahyalar ve onların silahlı adamlarına dayanır. Zamanla A.B.D'ye göç eden Sicilyalılar aracılığıyla, bir ara dünyanın en büyük mafyasını olmuştur. Günümüzde, yan, 2026 yılı için Napoli mafyası Gomorrah (ya da sistem) ile Kalabriya mafyası Ndrangetha (n harfi, d sesini inceltmeye yarıyor yalnızca, Cosa Nostra'dan daha büyük. Cosa Nostra ise halen tüm dünya mafyaları için rol model. Baba (Gotfather) serisi başta olmak üzere bir sürü filmle bu rol modellik pekişti.

Şunları baştan söyleyeyim ki, özellikle Latin Amerika ülkeleri, kartel de denen mafta-çete oluşumları yüzünden kalkınamıyor, büyüyemiyor. Daha 2026 yazında bir çete reisinin ölümü üzerine Meksika'yı cehenneme çevirdiler. Brezilya bir süper güç olabilir ama tam bir devlet otoritesi kuramadığından olamıyor. Ülkede birincil ölüm nedene cinayet ve tüm kuzey Amerika-Avrupa'dan daha fazla cinayet işlenen bir ülke. İki yüz milyondan, yani Rusya'dan daha kalabalık bu ülke, Avrupa birliğinin, hatta kıta olarak Avrupa'dan daha büyük, Güney Amerika kıtasının %55!ini, yani yarıdan fazlasını tek başına oluşuruyor. Dünyadaki dana etinin neredeyse %10 civarını tek başına oluşturuyor ama çetelerden başını kaldıramıyor.

İtalya'nınki daha trajik bence. Bu konuya örnek olacak diğer ülkeler sanayileşememiş ve mafya yüzüden sanayileşemiyor.  İtalya ise, sanayileşmiş bir ülke olarak, bir zamanların G7, şimdilerin G20 ülkelerinden biri olarak hem fiilen ikiye bölünmüş durumda, hem geriliyor, hem de güneyinden başlayarak yıkılıyor. İtalya'nın yıllık büyüme oranı %0,5, yani iki yüzde bir;  Japonya'nın 1990-2020 arası kayıp otuz yılı yada halen bitmeyen kayıp on yıllarından daha kötü. Ülke halen dünyanın sekizinci büyük ekonomisi; Rusya'dan daha büyük bir ekonomi ama yıllardır savaşan ve ambargolara maruz kalan Rusya, daha hızlı büyüyor. Sorun mafyanın güneyi yada bazı bölgeleri ele geçirmesi değil, devlet ve ticaret sistemine sızması ve hatta bu sistemlerin kendisi olması. Zaten devasa bir mafya ekonomisi olan İtalya, yabancı mafyaları, özellikle Sırp ve Arnavut mafyalarını da koruyor ve besliyor; minicik Arnavutluk'ta, otomobillerin neredeyse tamamı, İtalya'dan çalıntı. Dünyanın en büyük mafya ülkeleri sıralamasında yıllardır ilk üç hiç değişmiyor; birinci Rusya, ikinci İtalya, üçüncü de Kolombiya.

Sinema-film başta olmak üzere de sanat, suç alemini anlatmakla övmek arasında gidip, geliyor. Filmlerde çok güzel görünen mafya olgusu, toplumsal yaşamda o kadar iyi durmuyor. Sicilya adasına artık daha az tursit uğruyor. Ada, Afrika'dan gelen fön rüzgarları ile İtalya'dan esen soğuk Tramontana ya da Mistral rüzgarlarının kesişmesi sonucu bol yağış alıyor. Akdeniz'in en büyük adası, Akdeniz adalarının en büyük sorunu olan susuzluğu hemen hemen hiç yaşamıyor. Bolca verimli, düz arazileri, ince kumlu plajları olmasına rağmen, mafyayla adı bütünleştiğinden sürekli nüfus kaybediyor. İtalya'da Napoli mafyası Gomora ya da Kalabriya mafyası Ndrangetha daha büyükken, Cosa Nostra'nın ve Sicilyalıların adı çıkmış. Türk sineması da bu çizgiyi sık sık aşmış duruma, Yılmaz Güney filmleri de dahil. Deli Yürek-Kurtlar Vadisi ve sonrasındakiler ise bu sınırı fazlasıyla aştı. En son A.Çatlı denen katilin övülmesi ile okullarda katliamlar arttı. Çatlı'nın en büyük eylemi,  sırf Alparslan Türkeş kendini güvende hissetsin diye, silahsız yedi genci, sırf o dönemim Türkiye İşçi Partisi üyesi diye boğazını kesip, öldürmesi. Ermeni terör örgütü ASALA ise şu an sadece yer altında, daha doğrusu uykuda. Ermenistan'a ve Pqq'ya ayak bağı olmamak için sessizde. Üç-beş baskınlar, cinayetle bitecek bir kurum da değil, bitse bile sırf Lübnan Ermenileri bile yeniden örgüt kurar. Etiyopya'da bile Ermeni okulu var.

Mafyatik filmler, cinayeti normalleştirmenin ötesinde kutsallaştıryor; katilimiz her durumda haklı; yargılanmadığı gibi, zerre vicdan azabı çekmiyor, yaptıklarını sorgulamıyor. Çakır, sırf kumarda hile yapan birini vururken yada Polat, sırf kendisini takip eden silahsız birini vururken iyi; Amerikalılar Polat'ın bombasına karşı kendilerine çocukları yaparken kötü. Dizilerde ara ara kitlesel katliamlar yapılıyor. Bu olgu, bu tür filmlerin kökeninde var. Geçenlerde uyduda unutulmuş bir kanalda,  ucuz bir macera filminin açılışına denk geldim, adını öğrenemediğim gibi, merak da etmedim. Filmin açılışı, karısını arayan süper ajan kahramanımızın, orman içi bir konakta nöbetçileri ve elemanları vurmasıyla ilerliyor. Sonra esas kötü adam ulaşıyor, o da onu bekliyormuş. James Bond filmlerinin klişesi vardır ya:

-Bay bond, ben de sizi bekliyordum, diye. Bu klişeye de gıcığım, madem bekliyordun, o kadar adam niye öldü? Son nesil Türk mafya filminde de esas oğlanımız, kötülerin mekanını basıyor, on kişiyi tek tek öldürüyor, sonra da çekip, gidiyor. Modern piyade mangaları bile dokuz kişi, mafya da eleman bol, o kadar kayıba delirmiyor. Esas oğlan, insan öldürdükçe para ve kadın kazanıyor.

Diğer yandan mafya-derin devlet ilişkileri; bu da aslında sol ve sendikalarla mücadele için illegal yollar kullanmak için yapılmış.Amerika'da sendikalar bu yüzden siyasi mücadele anlamında sıfır. Ülkede iki ay işsiz kalsan evsizsin; ülkenin yüzde biri sokaklardan, yüzde biri hapishanelerde yaşıyor. Gregory Scarpa gibi mafya tetikçileri, muhbirlik karşılığında korunuyor, adamın bizzat tabancasıyla öldürdüğü insan sayısı yüze yakın. Devlet adına yaptığı en iyi iş, Misissipi de ikisi siyahi, biri beyaz, üç insan hakları aktivistiinin cesedini bulmak. FBI ve polis, sorrgulamalarla bulamayınca bu katil, adamalrıyla Misisipi şehrine iniyor, Ku Kulux Klan üyelerini tabanca kabzaları ile döverek konuşturuyor. Örgütün gücü böylece kırılıyor. Buna karşın hapishanelerde Aryan Brotherhood (Beyaz kardeşiliği) isimli devasa bir mafya örgütü kuruluyor. Bu örgüt meşhur Breaking Bad filminde kısmen görünür. Bu örgütün de arkasında bazı FBI ajanları var.

Bu mafyalar Amerika Birleşik Devletlerini uyuştruucuya boğuyor, o kadar ki Amerikan ordusu, standartlarına uygun asker bulmakta zorlanmaya başlıyor. Amerika da yakında İtalya'nın yaşadıklarını yaşayacak gibi.

Mafya, film ve dizilerde havakı dursa da, sonuçta iktisatta güveni sarsıyor, gelişmeyi durduruyor. Sanayi devi, bilim ve teknoloji üreten İtalya, mafya yüzünden tursit ve yatırımcıları kaçırıyor ve fiilen İtalya'yı bölüyor. Diğer devletler de benzer şeyleri bir kaç yıla yaşayabilir; hatta Meksika ve Kolombiya'nın yaşadıklarını da.