kadın cinayetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın cinayetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2026 Cuma

NASRETTİN HOCA VE ŞARKICI BERGEN



Bu olguyu şiir yapacaktım ama pek şiiere uymadı, hele de üzerine Nasrettin Hoca katılınca. Bu ikilinin özellikleri, mezarlarının anıtsallığı. Türkçe'de az bilinen yada kullanıla bir deyim vardır; Nasrettin Hocanın türbesi gibi; güvenliği zayıf olan yerler için söylenir.Hoca öldükten sonra, belki de çok sonra, Hoca'nın şanına yaraşır bir türbe yapılmış; kocaman bir kapısı, kapısında kocaman bir asma kiliti olan, ama duvarları olmayan bir anıt. Dünyanın boşluğunu ve anlamsızlığını gösteren bir anıt. Her tarafı kapalı, kapıda türbedarı olan, ahalinin mum dikip, bez bağlayıp, kurban kesip, sürekli ziyaret ettiği türbelerin aksine, bir kaç meraklısı dışında uğranılmayan bir yapı. Her sene Akşehir belediyesinin düzenlediği ve Nasrettin Hoca'nın adı ile anılan şenliklerde bile uğranmaz bu türbeye.

Diğer yandan şarkıcı Bergen'in, Mersin'in Toroslar ilçesinde, ucubeye yada modern bir anıta benzeyen kafes mezarı; o kadar ilginç ki, İnstagram'da yıllarca viral oldu. Sonra 2022'de filmi yapıldı ve film muhteşem bir gişe hasılatı yaptı. Gerçi aynı olay, yıllar önce, 1995'deAşk Ölümden Soğuktur adıyla da film yapılmıştı. 1995'deki film gerçekten kötüydü. Mezarın ilgi görme ve bu garip şeklinin sebebi, yapılma sebebiydi. Kızının katline şahit olan annesi, katili olan eski kocasının, seni mezarda bile rahat bırakmayacağım, demesiydi. Nasrettin Hoca türbesinin tam zıttı, ölümün bile  durduramadığı bir nefret. Yaşarken, kezzapla bir gözü kör edilen, yüzünün bir yarısı tahrip edilen,  hep saçının bir kısmıyla yüzünü örterek yaşamak zorunda kalan ve sonunda katledilen bir kadına, belki de sadece kadın olduğu için yapılan bir nefret saldırısının, ölüm tarafından bile durdurlamamasının anıtı; bir bahşet vesikası.

Dünya üzerindeki her erkek, kadınlara ne kadar zorbalık ettiğini görmek için, Belgin Sarılmışer'in, namı diğer Bergen'in mezarına bakmalıdır.



14 Mayıs 2025 Çarşamba

TAHRİK İNDİRİMİ İKNANIN REDDİDİR



Mahkemeler sadece adalet yada karar üretmez, ikna da üretmelidir demiştim. Kimi zaman mahkeme, bu konuda kendisini de inkar eder. Suçluya bir yandan ceza verir, diğer yandan da suça teşvik eder. Bazı kararların anlamı, seni istemeye istemeye cezalandırıyoruz'dur. Bunu söylemenin başka bir yolu, aniden ve çeşitli bahanelerle çıkan aflardır. Sık sık af çıkarmak, ülke yasalaraının adil olmadığının ve olmak istemeyeceğinin de gösterir.

Ülkemiz, kadın cinayetlerinin sık işlendiği ve bu cinayet sıklığının arttığı bir ülkedir. Pek çok kere kadınları silahla tehdit etmiş, hatta darp etmiş kişiler bile serbestçe gezmektedir. Bunu devletin bilmeden yaptığını, bilinçsizce yaptığını söyleyemeyiz. Lawrence Britt'in meşhur, bildik Faşizmin 14 temel özelliğinden biri de erkek egemenliktir. Bu erkek egemenlik, saece erkekler tarafından korunmaz, devlet tarafından da korunur. Devlet, tehdit edilen kadınları korumaya isteksizdir. Erkek egemenliğin yavaş yavaş yıkıldığının farkındadır ve amacı yıkımı daha da geciktirmektir. Amacı katilden çok, kurban olan kadınları korkutmaktır. Erkek egemen düzeni sürdürmek isteyenler sadece devlet ve erkekler değildir. Kadınların önemli bir kısmı da erkek egemenliğin,  kendi işlerine gelen kısmından faydalanmaya devam etmek amacındadırlar. Her türlü harcamayı erkeğe yaptırmak,  evlilik öncesinde çeşitli sebeplerle erkek ailesinden para ve hediye koparmak gibi alışkanlıklar, erkeklik üzerinden meşrulaştırılır. Erkek para ödemediğinde yada ödeyemediğinde, sen de erkek misin, diye aşağılanır. Kadsınların halen erkeklerden faydalanma adına, erkek egemenliği savunmaları; işlerine gelince de birdenbire feminist olmaya çalışmalarıdır. 

Bu kışkırtılanların da sabıkası kabarıktır. Kılıçdaroğlu'na saldıran inek hırsızı, Özgür Özel'e saldıran, evlat katiliydi. Ayyüce Türkeş Taş'a saldırılma sebebi de siyasi şovmuş, kendisi neden baba ocağında değilmiş. Genel başkanlarının baba mezarına gitmeyip, her bayramın Türkeş'in mezarında geçirmesi ve Osmaniye'deki devasa konağı, tuvalet için bile halka açmadı.  Nihal Atsız'ın oğlu Yağmur Atsız, meşhur 142. maddeden (Komünizm propagandası) yargılandı, ırkçı babanın, solcu oğlu olarak ünlendi. Kardeşi Buğra Atsız'da, babasının nefret ettiği Cumhuriyet gazetesinde çalıştı. Hiçkimse de onlara, ne yüzle babanızın mezarına gidiyorsunuz, demedi.

Son silah bırakmadan da bir şey çıkmayacak, bunu herkes biliyor. Eriyen sağcı tabanı, Kürtlerle destekleme çabası bu olanlar. 1908'de, Meşrutiyet'in ilanından sonra, Balkanlarda benzer bir barış havası esti. Çıkarılan afla, bir sürü asker katili, eşkiya, silahları ile düze indi. Aslında olanlar, dört sene sonra, yani 1912'de çıkacak Balkan savaşları ile o toprakların kaybedileceğinin işaretiydi.  (Bu konu ile ilgili olarak, Necaati Cumalı'nın, Makedonya 1900 adlı hikaye kitabını öneririm. Cumalı, ana-babasının anlattıklarını kitaba aktarmıştır. Türkan Şoray'ın meşhur filmine konu olan Dila Hanım hikayesi de bu kitaptadır.)


Taban kaybı demişken. MHP, Zafer, İyi gibi Ülkücü partiler, Z kuşağı tabanında hızla güç kaybediyor. Artık Ülkücü olmak o kadar havalı bir şey değil. Sadece sosyal medyada takma adlar arkasına sığınarak, birilerini zorbalamanın bahanesi. PÖÖÖ ve HDP gibi Kürtçü partilerin taban kaybı ise başka. Alevi Kürtler, büyük şehir ve küçük burjuva Kürtleri arasında yayılan Kürtçe bilmeden büyümek, son beş-on yıldır doğu ve güney doğu illerine de yayılmış durumda. Diyarbakır, Mardın, Van, Ağrı gibi, memur çocuklarının yarı yarıya Kürtçe ile büyüdüğü şehirlerde bile pek çok çocuk, Kürtçe öğrenmeden büyüyor. Bu son barışma oyununun sebebi bu taban kaybı olabilir.
Tahrik indirim, mağdur ve yakınlarının da adaletin gerçekleştiğine ikna olmasına engel olur. Bu sefer mağdurların öfkesi ile karşılaşabilirsiniz.