kore savaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kore savaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2025 Cuma

BATAKLIĞA DAVET EDİLME



Bu yazı kısa olacak, biraz acele yazıyorum ve acele yazma ihriyacı duydum. Burayı okuyan çok yok ama İbrahim'e su götüren  misali görevimizi yapalım. Dün, yani 25 Temmuz 2025 tarihiyle, Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmi açıklamalarına göre Suriye devleti, Türkiye'den askeri yardım istemiş. Bataklıklar böyledir, kurbanlarını davet eder. Örneği de Vietnam ve Afganistan'dır.

Vietnam savaşı resmen, Vietnamlıların, Fransızlardan baüımsızlık  mücadelesi ile başladı.1954'de Ho Şi Minh, Fransızları yenilgiye uğrattı. Fransızlar, ülkeyi ikiye böldü ve güneyde, yüzde onluk azınlık Katolik Hristiyanların, dolayısı ile Fransa'ya  bağlı bir Güney Vietnam yarattı. A.B.D bu savaşa Truman domino teorisin etkisiyle ve Truman döneminde askeri danışman (subay) göndermeye başlamışsa da ciddi anlamda savaşa dahil olması, meşhur Kenedy döneminde oldu zira bu dönemde Güney Vietnam'da gönderilen askeri danışman sayısı arttu. 1963'de Kenedy öldüğünde bu danışmanların iki bin kadarı öldürülmüştü. 1965'de bu gün pravakasyon olduğu resmen kabul edilen Tonkin Körfezi çatışması ile asker sayısı arttı. Uzatmayalım A.B.D bu savaşa, önce Fransa'nın, sonra da Güney Vietnam'ın davetiyle katılmıştı. (Bu batağa saplanan ve filmi yapılmadığı için az biline Güney Kore'dir. Güney Korelilerin,  Vietnam'da işlediği insanık suçu, A.B.D'den fazladır. Güney Koreliler, cep telefonu,  teknoloji ve tv dizisi üreten sevgi pıtırcıkları değildir. Güney Kore'de, A.B.D. davetiyle savaşa katılmıştır. ) 



Sovyetler de Afganistan batağına, darbe yapıp, iktidarı ele gerçiren Afgan Koministlerinin daveti ile saplanmıştı. Bunu anlattığım bir öğrencim, Afgan Koministleri deyip, deyip, gülmüştü. Halbuki mğcahitlerin bir kısmı da sosyal demokrat ve Maoistti.

Davetlere icap edilmeden evvel, davet edenin amacına ve niyetine bakılmalı




,

4 Mart 2020 Çarşamba

TUĞGENERAL TAHSİN YAZICI'NIN ANILARINDAN KORE SAVAŞI İNCELEMESİ

Bitmeyen harp: Kore Savaşı
Geçenlerde Tuğgeneral Tahsin Yazıcı'nın Kore Anıları'nı okudum. Kitabın uzun süredir baskısı yok, nadirkitap.com gibi sahaf sitelerinde bile bulamıyorsunuz. 
Kitap, savaş sırasında Kore Türk tugayında kendisinden sonraki en yetkili  komutan ve kendisinin yardımcısı piyade kurmay albay Celal Dora'nın anılarına cevap olsun diye yazmış. Celal Dora'nın anılarını okumadım. Belki bir gün elime geçer.
Kore savaşında cepheden üst düzey komutanın anılarını yıllar sonra okumak ilginç bir duygu ve ben bu okumadan edindiğim bazı çıkarımları yazmaya karar verdim.
Kitabın başında Kore tarihinden bahsediyor. Kore'yi merak edenlere sağlam bilgi kaynağı.


En başta savaşın gidişatı çok ilginç. Bir kere Türk ordusu savaşa girdiğinde savaş, görünüşte bitmek üzere. Çünkü Türk ordusu gemilerde yolda iken, Amerikan askerleri Kore'nin Çin sınırın dayanmış. Hatta Amerikalılar ara ara Türklere, savaş bitti, siz savaşa katılıyorsunuz diyor. (Böyle bir diyalog, Kore savaşını konu alan Ayla filminde de vardı.

Sonra Türk askeri yarımadaya gelir gelmez meşhur Kunuri bölgesine yerleştiriliyor. Ondan sonra savaş bir çeşit geri çekilme harekatı ve Türk askeri Amerikan askerini koruyor. Hatta kayıpların pek çoğu, Amerikan askerini aşırı koruma gayreti ve çabası sonucu Türk askerinin geri çekilmede gecikmesinden oluyor. Anladığım kadarı ile harekatın böyle gerçekleşeceği en baştan belliymiş zira olanlara bakılırsa en azından subaylar savaştan evvel Amerikalıların geri çekilmesini kollamak için eğitim almış.

Savaşın bir yerinde Türk askeri, Amerikan askeri ile beraber, Kore-Çin birlikleri yolu kesmiş. Türk askeri şiddetli çatışmadan yeni çıkmış ve Amerikan askeri daha donanımlı. Ama gene de yolu açmaya Türk askerini öne sürüyorlar ve destek ateşi bile açmıyorlar. Buna benzer pek çok olay yaşanıyor.
Geri çekilme de uzun süre bir hat direnişi yok. Kuzeyin başkenti Pyonyang'dabile direniş olmuyor, hep geri çekilme ve bu geri çekilme boyunca Amerikalıların hayatı, Türk askerinin kanı ile korunuyor. Amerikalılar Türklere çoğunlukla o çok gelişmiş silahlarını bile vermiyorlar.
Tahsin Yazıcı bu gerçeği olur olmadık yerde araya soktuğu uzun duygusal metinler ve teknik bilgilerle saklamaya çalışıyor. Aniden birilerinin duygusal mektuplarını yayımlıyor ya da bir askerle duygusal diyaloğunu aktarıyor. Silahlar ve savaş taktikleri üzerine uzun uzun  tasvirler yapıyor. Hele Mao'nun gerilla taktiği üzerine yazdıkları küçük hacimli de olsa bir kitap eder.
Hani Çanakkale savaşı ile ilgili olarak bir anekdot anlatılır. Savaşta çok şehit vermemizin bir nedeni de, Goltz paşa başta olmak üzere Alman paşaların, sırf Almanya'yı batı (Fransa) cephesinde rahatlatmak için olmadık yere hücum ettirmesiymiş denir ya; işte aynısı Kore'de de olmuş.

Savaşta ateş desteği veya silah yardımında cimrilik eden Amerikalılar, propagandaya hiç cimrilik etmiyorlar. Ayla,  Merlin Moonro konserini göstermişti. Tahsin Yazıcı'da kurban bayramı için uçakla Avusturalya'dan koyun eti getirilmesini anlatıyor. O yıllarda Kore'de küçük baş hayvan hiç yok, keçi bile yok. Gene o dönemde Türkiye'de kurban olarak koç kesilir, zenginler 7-8 koç keserdi. Traktör henüz yaygınlaşmamıştı ve dana demek, traktör demekti. 1980'lerde ise nereden bilmiyorum, galiba Diyanet'ti, 7 ortağa kadar büyük baş alınabilir dendi.

Kitaptan çıkan ikinci sonuç, Kore'ye giden Türk askerlerinin, gitmeden evvel ve gemide, çok sıkı bir ideolojik eğitimden geçtiği. Kore'de Türk esirlerin hiç birinin komünist propagandaya kanmaması  tek nedeni tesadüf veya Anadolu insanının özelliği değil.
Türk ordusunun en baştan ve çok önceden Kore'ye gönderilmesinin planlandığı ve bunun temel amacının da Demokrat Partinin siyasi yatırımı olduğu açık.
Öte yandan yardımcısı Albay Celal Dora ile ayrılıkları, Dora'nın görevden alınması ve farklı partilerden politikaya atılmaları ile sonuçlanmış. Yazıcı dönemin iktidar partisi Demokrat Partiden,  Celal Dora'da ana muhalefet partisi CHP'den uzun süre milletvekilliği yapmış. Daha doğrusu 27 Mayısa kadar. 27 Mayıs'tan sonra Yazıcı üç yıl hapis yatmış. Anladığım kadarı ile önce Celal Dora anılarını yazmış, sonra kendisi ona cevaben yazmış.
Kendisi görevinin sonlarına doğru milletvekili adaylığı almış ama kabul etmek için görev süresinin dolmasını beklemiş. Ben yazdıklarından daha Kore'ye gitmeden aday olduğunu düşündürdü.
Bence yeniden basılması gereken bir kitap.
kore savaşı ile ilgili görsel sonucu