Ülkemizde eğitimde ciddi bir başarısızlık var. O kadar yıl okuldan sonra hiç bir şey öğretmiyor gibiyiz. Yabancı dil öğrenimimiz karikatürize. Son yıllarda biraz gelişme var ama gene de nafile. Öyle ki pek çok lise son sınıfta dil dersleri, serbest test çözme saatine dönmüş durumda. O test çözme saatleri, test çözme oranını arttırmıyor arkadaşlar, 28 senelik tecrübe söylüyor bunu.Oturup felsefe dersi dinlemek yerine, matematilk, fizik, Türkçe testi çözenlerin, test ortalamasını da gördüm. Eğitimi test çözmekle ölçüyoruz ve onda da başarısız bir ülkeyiz.
Başarısızlığın sebepleri üzerine düşünmek ve fikir üretmek zorundayız. Doğruyu bulmak için yeni yollar denemek, aynı hataları yapmamak, başka hatalar yapmak zorundayız. Bu hatalarımızın en başında çocukları hep itaat ahlak seviyesinde tutma çabamız. Kökeni medreselere, yani İslam skolastiğine dayanıyor. Skolastik görüş, öğretmenin (hoca-müderrsin) kaba ve sert otoritesi ile öğrenciye yerleştirilir. Ülkemizde ise son yirmi yıldır öğretmenlilk, meslek olarak gözden düşmüş durumda. İktidarın çok özendiği din öğretmenleri de buna dahil. İktidarın dindar nesil yetiştirme projesinin tutmamasının temel sebebi de bu. Zannediyorsunuz ki öğretmenlik mesleğinin değeri düşerken, din öğretmenleri bundan muaf; lise çağındaki bir gencin beyni böyle çalışmaz. Fazlasıyla genelleştirerek çalışır. Kurtlar Vadisi iyiyse, yüm mafyalar iyidir ve öğretmenliğin değeri düşmüşse, din öğretmenliği de bunun dışında değildir.
İtaat yada skolastik eğitimde, bir şeyler öğrenilmez, ezberlenir ve inanılır. Ülkemizde üniversiteden, ana okuluna kadar, öğrenciden en asgariden itiraz ve sonunda öğretmenin fikrini kabul etmeyi istiyor. Ülkemizde yüksek lisans-doktora eğitimi bile, tez hocasının fikrini kabul etmeye programlı. Maarif modeli denilen şeyin gerçekleşmesi için, öncelikle öğretmenin itibarlı, atamaların liyakatli olması, eğitimin bilimsel olması ve öğrencinin eleştirilerinin de dinlenmesi gerekir. Okul öncesi eğitiminden, dokrtoraya kadar bu gerekli
