unutturma çabaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
unutturma çabaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2026 Perşembe

15 TEMMUZ'UN UNUTTURULMAK İSTENMESİ



 İktidarın iki de bir edebiyatını yaptığı 15 temmuz darbe girişimi iki noktadan unutturulmaya çalışılıyor. İlki malum darbeyi yapan grubu nasıl besleyip büyüttüklerini unutturmaya çalışıyorlar. Bu sadece 18 yıldır ülkeyi yöneten parti ve onunla el ele, diz dize olan parti başkanının değil, tüm Türk sağının ve sağcılarla işbirliği yapanları problemi. Sağcı politikacılar ve onların solcu görünümlü işbirlikçileri, bu örgütün sanki 17 aralıkta birden bire çıkmış, 15 temmuzda da darbe yapmaya kalkmış gibi göstermeye çalışıyor. Oysa bırakın Fetö'yü, Sait-i Kürdi (Aslına uzun süre bu ad ile yazmıştır, alay için böyle demiyorum)'yi bile okusanız, aynı sinsilik ve ülkeyi darbe ile ele geçirme çabasını görürsünüz. 

Mesele başkentte, önceki büyükşehir belediye başkanının, tam genel kurmay kavşağına  koyduğu ve yeni başkan tarafından kaldırılan kol saati heykelleri, saat kaçı gösteriyor ve bu saatin hangi saat olduğuna dikkat ettiniz mi? O saat kaldırılmadan önce, bir yüzünde saat dokuzu çeyrek geçeyi gösteriyordu, yani 15 temmuzda Boğaziçi köprüsünün kapandığı saati, darbenin başlangıç saatini gösteriyor.

Gelelim asıl unutturulmak istenenlere, darbenin davalarına. Özellikle Akıncı üssü davası, pek çok dava ile karıştırıldı, uzatıldıkça da uzatılıyor. Basında da kimse davalarla ilgilenmiyor, ilgilenenler Müyesser Yıldır, Barış Terkoğlu ve bir kaç Odatv'li. Odatv ve Cumhuriyet gazetesi bile davalara öyle sayfalarını ayırmıyor.

Acı gerçek, toplumda pek çok muhalif ya da muhalif sandığımız kişinin bu örgütlenme ile bağlantısının olduğudur. Çünkü bu örgüt o ağlak, sümüklü eski imam tarafından kurulmadığı gibi, onun etrafında toplanan İzmirli muhafazakar esnaf tarafından da kurulmadı. O sümüklü imamın düşünceleri zerre kadar orijinal değildi. Kendisi birebir Said-i Nursi'yi tekrarlamıştır. Diğer Nurcu (Yazıcı-Kırıkıncı Hocacı-Yeni Asyacı vs) çok farklı değildir.

15 Temmuzda olan, aynı örgütlenme içi bir kavgadır ve daha bitmemiştir. Her kavgada olduğu gibi alt rütbeliler daha kolay harcanmaktadır. Bu yüzden alt sınıflar halen iktidarın değişmesinden korkmakla beraber, bu korkunun sebebi, iktidara CHP ya da başka bir muhalif parti-oluşumun iktidara gelecek olması değil, bu değişim sırasında oluşacak kargaşalıktır. İktidarın tabanını boşalması da bunu göstermektedir. Ülkü ocakları artık doksanlar ve daha öncesinde olduğu gibi gençlerle dolup, taşmıyor. İsmail Ağa cemaatinin, 28 Şubatta bile girilemeyen Çarşamba mahallesini kaybetmeye başladı. Balat kafeleri, mahallenin ortasına kadar geldi. Pek çok kişi mahalledeki evini satıyor ve İstanbul'un başka mahallelerine taşınıyor. Sadece Çarşamba değil, tarikatların benzeri yapıların tabanları  hızla dağılıyor. 

Bu dağılmanın bir nedeni de olası yeni bir 15 Temmuzda (sadece askeri darbe ya da 17-15 Aralık benzeri soruşturmalar değil, başka türlü iktidar içi kavgalarda) harcanmak istemiyor. İktidarın büyük bir özenle hazırladığı bölünmüş baro ve oda yasasına rağmen, iki bin avukatı bile toplayamaması da bu yüzden.

Fetö'ün TÜSİAD'ı TURKSON'un iş adamlarının pek çoğu serbest bırakıldığı gibi, servetlerine de yavaş yavaş kavuşuyor. Pek çok subay birer ikişer, tutuksuz yargı adı altında arka kapıdan çıkarılmakta. Buna karşın çocuklarını özel okula-dershaneye gönderenler ve acemi erler halen tutuklu.

Bu davaların takibi önemli, sonra iktidar bunu kullanıyor. Kumpas davaları için toplu imza veren aydınlar, 15 temmuz davasına susuyor. Yetmez ama referandumundan sonra darbe dönemi sıkı yönetim yasalarının kalkacağı söyledi ve işe 27 mayıs darbesinden başladın, sonra devamı gelmedi. Yetmez ama korosu olayı takip etmedi, tıpkı 15 temmuz davalarını takip etmediği gibi. 12 mart ve 12 eylülün sıkı yönetim yasaları halen geçerli.

e.