Uzun süredir konuşulan bir şehir efsanesini, sebepleri ile açıklamak üzereyim. Evet, genel anlamda solcular daha müreffeh yaşıyor. Süper zenginlerin tamamı AQP'li ama süper fakirlerin de öyle. Orta halli ya da hali vakti yerinde olan insanların çoğu muhalif.
Sebebi de bu iktidarın, kendisine destek verenleri daha fazla fakir bırakması. Çünkü iktidar yalan söylüyor ve destekçileri bu yalanlara daha çok inanıyor, beklentiye giriyor.
Bunu şöyle bir örnekle anlatayım. Şimdi bir işe on kişi var ve bin kişi başvurdu ise bini de AqP'den en az birini tanıyordur, beş yüzü en az iki tane tanıyordur ve iki yüz tanesinin işi garantidir. Sonuç yüzlerce kişi için hayal kırıklığıdır. Sonra neden eskisi gibi alkışlar yok diye sitem ediyorlar. Sürekli AqP'li birilerinden yardım ve torpil-adam kayırma beklentileri, sürekli AqP'li birilerinden küsüşler birbirini izliyorlar. İstiyorlar ki bu yağmanın paylaşımında ortaklar artsın, ganimet eşit üleştirilsin.
Oysa zaman geçtikçe ortaklar azalır, büyük ortaklar daha büyük pay alır. Yağma arttıkça hırs da artar çünkü. Oysa o yağmadan pay isteyenler de her geçen gün artar. Bu da iç kavgayı kızıştırır.
Sosyal medyada yoksulum, açım ama AqP'liyim diyenler, çalıyor ama çalışıyor diyenler, bu yağmadan pay ya da daha fazla pay isteyenlerdir. Yetişkinler ve yaşlılar halen beklemede, oysa gençler bıkkın ve umutsuz.
Muhalifler ise CHP'li belediyelerden de çok şey beklemeyip, işine bakıyor. Döviz yükseleceğini ve krizleri önceden tahmin edip, kendince doğru yatırımları yapıyor. Bu sebeple de, kısmen de olsa daha iyi durumda oluyorlar.
Kadına şiddet haberlerinde çok nadir sosyal demokrat-solcu birileri çıkıyor, çıktımı da Aktroller davul-zurna ile duyuruyorlar. Ancak bu tür aile içi-kadına şiddet ve benzeri vakaların hangi cenahtan geldiğini görmek için gündüz kuşağında Müge Anlı başta olmak üzere gündüz kuşağı programlarını izleyerek de görebilirsiniz.
Hızlandırılmış yeni Osmanlıcık kursumuzda en son Damat hallini de gördük, kaldı yeniçeri-sipahi ayaklanması. Ülkücülerin kazan kaldırması da yakındır, zaten çoğu Bahçeli'ye diş bilemekte. Çünkü 2002 öncesinde sağlık ve iç işleri başta olmak üzere şimdilerde tarikatlara ait pek çok bakanlık, genel müdürlük ve müdürlük, bir zamanlar Ülkücülerin elindeydi ve şimdi o mevkileri ve mevzileri geri istiyorlar. Bahçeli istemese de, Ülkü ocaklılar geri istiyor.
Osmanlı ya da diğer yağmacı ideolojilerde de farklı olmadı bu. Yavuz Sultan Selim, sekiz yılda ülkesinin yüz ölçümünü iki kat arttırdı ama bu sekiz yılda o kadar çok devlet görevlisinin kafasını uçurdu ki, Yavuza vezir olasın diye bir beddua bile çıktı.
