24 Şubat 2026 Salı

ÜLKÜCÜLÜĞÜ BİTİRECEK CİNAYET



 Bizim gibi geri kalmış ülkelerde, siyaetin, cinayete dönüştü, örgüt iç çatışmaların da cinayetle son bulduğu, bu cinayetlerin de kalleşçe olduğu çok oldu. Cinayet sonrasında oluşan bu büyük sessizlik, bir ilk. Her infazda, öldürülenin suçu açıkça ilan ediliir, özellikle iç infazlarda. Hasımsa zaten hasımdır.

Sinan Ateş cinayetinden bahsediyorum. Bu cinayetin MHP ya da Ülkcülüler arasındaki etkisini değil de, Ülkü ocaklarına gitmeye yeni başlamış 13-15 yaşındaki sabi-sübyanlara etkisini düşündünüz mü hiç? Adamı aşağılık bir uyuşturucu satıcısına öldürttüğünüz Sinan Ateş'in ardından,  Öğretim üyesi olduğu Hacettepe üniversitesinin bile bir başsağlığı dilememesine ne demeli? Katillerin. özel harekatın arabası ile Ankara'ya getirilmesi, MHP milletvekilinin evinde yakalanması vs vs..

Bu cinayetin bir ilk etkisi var,  şok dalgası. Asıl etkisi ise onlarca yıl sonra ortaya çıkacak, Ülkücülüğü yok edecek etkisidir. MHP, sağda neredeyse tek parti kaldığı halde, asla iktidarın başat partisi olamadıysa, 1995 ve 2002'de baraj altı kaldıysa, 1978 Maraş katliamının unutulmamasıdır. Ordunun şu anki halinin sebebi de 12 Eylül işkencleri ve özellikle Erdal Eren'in asılmasıdır. İşlediğimiz her suç, toplumsal belleğe kazınır. Birbirimize karşı işlediğimiz suçlar ise, bizi parçalar ve küçültür. Şimdi her Ülkücünün aklına bu cinayet gelecek. Zaten oy ve itibar kaybeden MHP ve Ülkücülük, zamanlar sağcılık, yok olmasının başlangıcını bu olay olarak almalıdır. Zira bu iç kavganın en haince olanıdır ve insanların birbirine olan güveninin kırılmasıdır. Süleyman Demirel'in, tekrar seçilmek adına 28 Şubata destek verip, türbanlılar Suudi Arabistan'a gitsin deyince, iyice ufalan merkez sağ tarih olmuştu. Şimdi de sıra Ülkücülükte.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder