5 Şubat 2026 Perşembe

MAFYA TÜRLERİ ÜZERİNE UKALACA BİR YORUM

 


Aslında bu işi yapacak pek çok kişi var. Bu sebeple yazacaklarım düpedüz ukalalık olacak. Bense felsefe ukalalıktır. En meşhur filozoflardan İmanuel Kant, hiç kimse, kendi için, ben filozofum deme hakkına sahip değildir, demiştir. Ben de, siyaset nasıl sadece siyasetçilere bırakılmayacak kadar değerliyse, siyaset üzerine fikirler de öyledir deyip, bu az okunan bloga yazmak üzere, mafya denen büyük çaplı suç örgütlerini üçe ayırdım:

1)Cosa Nostra-Goodfather mafyaları: Film, dizi ve romanların yüzde doksanı falan, bu tür mafyayı anlatır. Bazı ayrıntıları kültüre ve devire göre değişmekle beraber, bazı belirgin ortak özellikleri vardır, kökleri orta çağ eşkıyalarına ve mahalle kabadayılarına dayanır. Semt, mahalle, yöre kültürüne bağımlıdırlar. Sicilya mafyası olan Cosa Nostra, özellike rol modelleridir. Belli sınırları vardır yada varmış gibi yapar, bazı sektörlere hiç girmezler yada girmemiş gibi yaparlar, belli hedefleri hiç vurmazlar. Kadına, çocuğa dokunmayı tercih etmedikleri gibi, polisle de çatışmaya girmekten çekinirler, köşeye sıkışmamış, devletin onları, Vakayı Hayriye gibi yok etmeye karar verdiklerini düşünmediklerce. Bunu hissettiklerinde günümüz Latin Amerika kartelleri yasa seksenli yıllarda Cosa Nostra'nın yaptığı gibi, devletle kanlı bir savaşa girebilirler. Kurtlar Vadisi yada Ezel gibi popüler dizlere bakarsanız, mafya üyelerinin savaşlarında hemen hemen hiç polis-asker öldürmediklerini,  polis, asker yada herhangi kolluk kuvvetlerine direnmediklerini görürsünüz. (Savcı cinayeti hariç belki. Ezel'de mahkum arabasından adam kaçırır ama bunu nasıl yaptığını, devletle çatışmasını göstermemek için çekilmemiştir.) Sınırlarının olmaları, kendisi ile işi olmadıklarıyla uğraşmamalarına rağmen, suç örgütleri, suç örgütleridir. Her zaman belirsizdirler.

Bu örgütler, ülkemizde ve dünyanın genelinde sağ ideoloji bağlıdırlar ve sağcı iktidarlar tarafından bazen açıktan, bazen gizlice kollanırlar ve daima siyasi bağlantıları vardır. Bu tür mafyanın yaygınlığının sebebi de İkinci Dünya savaşından sonra Sosyalist-Komünist yada her hangi bir sol ideolojiye karşı halkı baskılamaktı. Netflix'in Roma filmini izlerken, filmdeki karakteri, bıyığı da Ülkücü bıyığı olmadığı halde, Ülkücü'ye benzetmiştim. (Filmdeki Roma, Meksiko City'in Roma mahallesi) Gerçekten de sonlara doğru o kişi, bir mitingde, mobilya mağazasına sığınan göstericileri öldürüyordu. Narcos Meksico dizisinde de bu konu işleniyordu, izleyenler hatırlar. Bu klasik mafya sadece solcular yada sol akımlarla savaşmadı, özellikle Amerika'da sendikaları battal etti. Amerikalıların aklına sendika denilince İtalyan mafya örgütlenmeleri, özellikle inşaat ve liman sistemindeki tekelleri akla geliyor. Sonuçta Amerika'da sendikaların siyasi etkisi sıfırlanıyor.J.Edgar Hoower'in onlarca yıl, hem FBI'ın başında olmasınının, hem de Amerika'da mafya yoktur demesinin, buna rağmen kırk sekiz yıl (1924-1972) bu kurumun başında kalmasının sebebi budur. Amerika gibi bir yerde, böyle ciddi bir mevkide beş sene kalmak bile olaydır. (Türkiye'de , hele de sivil toplum örgütlerinde, çok normaldir. Bendevi Palandöken adını duydunuz mu? 1990'dan konfederasyonu  beri Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar konfederasyonu başkanı) Klasik mafyanın gelişimine, özellikle Nato ve Amerika'nın müttefiklerinde yayılma sebebi budur. Avrupa'da, özellikle İtalya'nın güneyinde yaygın olmalarının da en büyük sebebi budur. Sosyalizm yada Sovyet rejiminin önce Amerika'yı, sonra Batı Avrupa'yı önce ideolojik, sonra askeri tehdit olarak ortadan kalkmasıyla, mafyayla mücadele başlamış, ama ya geç kalınmış yada kasten mafyanın yaşaması istenmiştir. Mafya ile mücadele adımları yavaş olmuş, mafya da halk nezlinde köklenmiştir. Latin Amerika'da olan tam olarak budur. Dünyanın üçüncü büyük mafya örgütlenmesinin, (birincisi Rusya, ikincisi İtalya'dır) yüz ölçümünün beşte birinin Marksist-Leninist örgütlerce (FARC-FLN vs)  yönetilen (eskiden diyelim) Kolombiya'da olması tesadüf değildir. Mafyanın güçlü olduğu Latin Amerika ülkeleri, soğuk savaş (1946-1990) arası dönemi, sayması bile insanı yoran darbeler dönemi olması da tesadüf değildir.

2)Gomorah-Tanrı Kent mafyası:Bu mafya genelde kabadayı-Cosa Nostra ve üçüncü olarak sayacağım şirket mafyalarının uzantısıdır. Bunlarda öyle aile-feodal bağlar yada racon kanunlarına pek takmayan gruplardır. Film sektörü bunları gernelde gençlik çeteleri diye iler ama Gomorah görüleceği üzere, hepsi de öyle genç yada kandırılmış çocuklar değildir. İlke, feodal bağlar pek umursanmadığı için kavga ve iç savaşların çok olduğu mafya topluluklarıdır. Bahsettiğim dizi, Gomorah'ın 2004-2005 yıllarındaki kan davası-iç savaşını konu edinmiş. Gomorah, 1979'dan beri Avrupa'da tahminen üç bin beş yüzden fazla cinayete sebep olarak, tüm Avrupa'da en fazla insan öldüren örgütmüş. Bu tip mafyaların ne kadar kolay öldürüleceğini anlamanız için, 2002 Brezilya yapımı Tanrı Kent filmini öneririm. Ülkemizde de Casperler, Daltonlar gibi yeni nesil çeteler, Gomora tipi mayfadır.

3)Cali Karteli, şirket tipi mafya; Bu mafyalar, film sektöründe genelde en tepe mafya, kabadayının karşı olduğu kötü mafyadır. Meşhur Kurtlar Vadisi'ndei Baron, Mehmet Karahanlı, bu tür mafyadır yada Ezel dizisinde Dayı, Ramiz Karaeski, Cosa Nostra; eski arkadaşı ve düşmanı Kenan Birkan; Cali Kartelidir. Kendilerine iş adamı derler ve pek çoğu Miami, Abu Dabi , Dubai gibi asıl olayların uzağında yaşar. Yeni Zellanda'lı motosiklet çetesi lideri, Türk vatandaşlığı ve Hakan adını alır; çetesini İstanbul'dan yönetir. 

4)Bej alan mafyası; Bej alan lafını ben uydurdum. Klasik tanımlamayla, beyaz alan, namusunuzla iş yapmak demek; siyah alansa yasaklı madde, fuhuş, silah, insan kaçakçılığı, illegal kumar gibi alanlar. Bu ikisi alanda da koyuluğuna göre gri alanlar var. Mesela sınırdan silah ve uyuşturucu kaçırmak siyah alanken; çay, çikolota, oyuncak, elektronik eşya kaçırmak gri alan oluyor; veya yasa dışı insan kaçakçılığı siyah alanken, ülkeye girmiş kaçakları ucuz işçi olarak, üstelik de sigortasız, çalıştırmak, gri alan oluyor.

Bir de beyaz gibi olan, bej alan var ve bu alanlar, siyasetçilerin desteği ile doluyor. Mesela elektirik şirketleri para kazansın diye, yaz saatinin sürekli yapılması ve daha kötüsü, sokak lambalarının parlaklığının kısılması durumu. Siyah yada gri değil, eskiden bej yada kirli beyaz dediğimiz renkte bir durumdur. Ben bunu Kızılay meydanına sabahın köründe inince anlıyorum,özellikle Kahramanlar iş merkezinin önü daha ışıl ışıl, şehrin meydanı olduğu için. Sonra ülkemizdeki perakende ve internet alışverişi kartellei için, yurt dışı çıkış harcı pulu icat edilmesi, bu pulun habire zamlanması; yurt dışı alışveriş sitelerinin gümrüksüz alış veriş sınırının küçültülerek yok edilmesi; havaalanındasınız diye astronomik yeme-içme ödenemeniz, işte bu bej mafyaya giriyor.

Mafyanın varlığı, politika ile ilişkilidir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder