ünlüler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ünlüler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2020 Salı

YIRTIK DONDAN FIRLAYAN ÜNLÜLER

 



Gün geçmiyor ki bir ünlümüz, eski ünlümü, yarı ünlümüz ya da kendini ünlü zanneden biri, bir röportajda ya da twitter başta olmak üzere sosyal medyada açıklamaları ile dikkatleri üzerine çekmesin ve hemen ardından sosyal medya gündemini gün boyu meşgul etmesin.

İşin doğrusu Türk halkı olarak artık bundan sıkılmaya başladık. Bunun kökeni benim hatırladığım Turgut Özal ara ara ani çıkışlarla gündemi değiştirmesiydi. Sonra Aziz Nesin'in Türk halkının aptallık yüzdesi verdiği o meşhur  mülakatla başladı. Sonra Ahmet Kaya'nın linçe konu olan açıklamaları ile devam etti.

Ahmet Kaya ne yazık ki böyle çıkışları çok yapar, medyanın ilgisini üzerine toplamaktan zevk alırdı. Oysa bu yaptığının itibarını zayıflattığını düşünmemişti. O çıkışları onun linç edilmesinde zemin hazırladı. Çünkü bu gereksiz çıkışlar, kişinin toplum içinde önce itibarını, sonra popülerliğinin yitirilmesine sebep olur.

Son bir kaç yıldır, pek çok ünlü  ya da ünlümsü kişi, iktidarı alkışlayan ya da gelişmiş ülkeler bizden daha kötü gibisinden açıklamalar, hem kendi itibarlarının, hem de iktidarın yıpranmasıdır.

Çünkü fazlası ile zengin ve hali hazırda devletin imkanlarından da nemalanan bu kişiler, ilginçtir referandumlarda ben de varım derken, biz bize yeteriz ve benzeri iktidarında dahil olduğu bağış kampanyalarında yokturlar.

Bu fırlamaların bir kısmı, koronanın başlarında, iflas ettik, fakir kaldık, kiralarımızı alamıyoruz diye ağlıyorlardı, sonra onlara youtube konseri verildi de, sustular.

Sık sık her şey çok güzel oluyor diyenlerin en büyük özelliği varlıklı olmalarının yanı sıra, pek çoğunun aileden de varlıklı olması. Mesela Kenan İmirzalıoğlu, Ankara'nın Bala ilçesini sahibi Mirzaailioğulları soyunun bir ferdi.

Hani denir ya, ağaların iki oğlu varmış, biri soldan, diğeri sağdan politika yaparmış; işte bu sözlerin kaynağı, Mirzaalioğulları soyudur ki Bala ilçesinin sahibiler desek yalan olmaz. Aile, soy adı kanundan sonra iki ayrı soy adı aldı, Mirzaalioğulları ve İmirzalıoğulları. Mirzaalioğulları sağdan, İmirzalıoğulları soldan siyaset yaptı, Kenan'ın amcası CHP'den milletvekili bile seçildi. İki ayrı soy adına rağmen, aileler birbirlerini akraba olarak bilirler, ayrıları, gayrıları yoktur. Kenan bey de bu ailenin mensubu olarak, ülkedeki sıkıntıları yaşayacak, olumlu ya da olumsuz yorum yapacak biri değildir.

Ülkemizde zenginlerin hep yoksul çocuğu olduğu imajı verilir ki, bu pek doğru değildir. Serdar Ortaç'ın babası, beş yüzden fazla işçisi olan bir fabrikatördü. Sertap Erener'in abisi ülkenin en büyük reklam ajansının sahibi vs, vs.

Kaldı ki çocuklukları fakir bile geçmiş olsa, yıllardır magazin basını ile gözümüze sokulan süper lüks bir yaşamları var ve pek hayır sever oldukları da söylenemez.  Baştan da söylediğim gibi, biz bize yeteriz ve benzeri kampanyalarda sessiz kaldılar.

Diğer bir sorun da pek çoğunun kendisini ünlü zannetmesi. Bir  kısmı eskiden ünlüydü. Mesela Hülya Koçyiğit'i, salgında evvel bir AVM'de görmüştüm. Kendi yaşlarında otuz kadar kadınla konuşuyordu ve galiba AVM yönetiminin davetlisiydi. Aynı gün tam karşısındaki AVM'de yeni yetme bir youtuber, binlerce gençler ortalığı yıkıyordu.

Koçyiğit'in otuz filmde rol arkadaşlığı yapmış Ediz Hun'un halen ünlü olduğunu söyleyebilirim. Ahatha Cristine'in meşhur On Küçük Zenci oyunu ile salonu dolduruyor ve muhteşem oyunuyla izleyicilerini memnun ediyor. 

Başka bir eski ünlü de Hülya  Avşar. Selfi filminin başarısızlığından beri ortada görünmüyor. Daha öncesi on beş yıl kadar sadece Acun Ilıcalı'nın yarışmalarında jüri üyeliğinden başka kayda değer iş yapmadı. Oynadığı sinema filmleri ise sırf o oynuyor diye iş yapmadı.

Bazıları da neye göre, kime göre ünlü diye sormalı. Eskiden iletişim kanalları azken, belli kişiler gerçekten ünlüydü. 2001'de cenazelerde bile Kuzu Kuzu dinleniyordu, Tarkan'ı bilmiyorum demek mümkün müydü? Daha öncesinde İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur, Sezen Aksu ve benzeri bazı sanatçıların kasetini almamış olanlar bile üç-beş şarkısını ezbere bilirdi. Sonra eskiden tek televizyon ve çok az gazete-radyo vardı. Oralarda bir kere görünen bile ünlü olabiliyor. Oysa ben bu gün kendince ünlü olan ya da kendini ünlü zanneden pek çok kişiyi hiç bilmiyor, bu da kim diyorum ki, benim gibi tepki veren pek çok kişi var.

Ünlü olmak giderek değersizleşiyor ve bu saçma çıkışlar, ünlü olmayı da giderek değersizleştiriyor.

Onlara Amerika'nın meşhur başkanı Kenedy'nin sözü ile sesleniyorum.

Tarihi değiştirecek şeyler söylemeyecekseniz, kalabalıklar önünde konuşmayınız.




29 Mart 2020 Pazar

REKLAM TİPİ SOSYAL YARDIM VE MESAJ İLE KORONAYLA MÜCADELE

Senaryo Yazmak — Film Çekmek Üzerine - Murat Çınar - Medium
Bir internet kullanıcısı olarak reklam engelleyici kullanmamakta ısrar ediyorum Sebebi de  genelde bilgisayarları yavaşlatması.
Gene de öyle bir çağdayız ki, reklamdan kaçamıyorsunuz. En azından yemek yediğiniz lokanta ya da şehirler arası, hatta şehir içi otobüslerde bile reklamlara denk geliyorsunuz.
Son bir kaç yıldır bankalar ile bazı yabancı markalar ve bazı bankalar, ürünlerini tanıtmak yerine sosyal sorumluluk projelerinin reklamını yapmakla meşguller.


Bu reklamlar, birbirlerine çok benziyorlar. Genelde bir güneş doğumu sahnesi ile başlıyor reklam. Sonra seyrek tuşa basılan bir piyano sesi ve Anadolu yollarında bir kamyon veya otobüs. Sonra genizden gelen Can Dündar belgesel seslendirmesine benzeyen buğulu ve hafif hırıltılı erkek sesi kampanyayı anlatıyor. Otobüs ya da kamyon,  köye ulaşıyor, neşeyle karşılaşıyorlar falan filan.
Bir kampanya yaklaşık bir buçuk yıl sürüyor ve beş bin civarı kişiye-aileye falan ulaşıyorlar.
Ben bu kampanyalara Sabancı tipi kampanyalar diyorum. Zira Sakıp Sabancı, böyle yarım kampanyaların, iyi reklamla ürünlerin satışını da arttırdığını. Türkiye'de ilk fark eden  sanayiciydi.
Sabancı, yardım kampanyasının tanıtımına, yardım kampanyasının dağıtacağı yardımlardan daha çok para harcardı.
Çağdaş Yaşamı Destekleme derneği bile bu şirketlerden daha çok insanlara ulaşıyor.
Şu günlerde ise anlı şanlı pek çok vakfın sesini bie duymuyoruz.
Şu karantina günlerinde ise,

Bir de bu reklamlarda bir memleket duygusallığı, sen bu ülkeyi nasıl terk edersin, kal, bize ucuz işçi ol ağlaklığı var. Sen bu ülkenin beynine bir gelecek vermiyorsan, sadece duygusal sloganlarla bu işi sağlayamazsın. Türk işvereni her krizde işten işçi çıkarma, ücretsiz izne çıkarma,  hep daha ucuza çalıştırma alışkanlığını bırakmadıkça, bu ucuz duygusal reklamlara daha çok bel bağlayacaktır.
Hep söylenir ya birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan şu günlerde diye başlayan malum cümleler; tam da öyle günlerdeyiz. Pek çok insan işini kaybetmiş hastalık kime bulaşır, kimi öldürür belli değil.
İşin acısı işsiz ve yoksulluk çekenler, zenginlerimizin zerre umurunda değil. Bence Noel Babaya olan nefretin sebebi adının  Hristiyanlıkla alınması değil, yoksullara servetini dağıtmasıdır.
Türk halkının Noel Bana diye bildiği Santa Klaus, tarihsel belgelere göre aslında bir pagandı  ve kendisini kilise de pek sevmez.
Haluk Levent Yardım Vakfı iletişim numarası kaçtır? AHBAP Derneği ...
Bir başka sorunumuz da insanları evde tutmak. Çalışmak zorunda kalanları anlayabiliyorum.
Lakin halkımızda, hele de yaşlılarında ne biçim bir sosyalleşme arzusu varmış, eve zor zapt ediyoruz.
 Yapılması gereken sokağa çıkma yasağı ilan etmek. Bunu yapamıyor çünkü bunu yapması için halka ciddi yardımlar yapması gerek, Devletin yapması gereken ise, olağan üstü hal ilan edip, sokağa çıkma yasağı uygulamak. Oysa yapamıyor. Yaparsa elektrik, su, kira gibi giderlere yardım etmesi, pek çok özel sektör kurumunu, özellikle de hastaneleri, kamulaştırması gerek.  Devletimizin 30 mart
Onun yerine sürekli bir evde kal çağrısı. Bir de daha sinir bozucu olarak, bir sürü ünlü, lüks kelimesinin bile az kalacağı devasa evlerinden çekim yapıp, evde kal diyorlar.
Hayat eve sığarmış. O eve iki tane okul bile sığar. Evin salonu, çalıştığım devlet lisesinin spor salonundan büyük. Evindeki spor ekipmanları çoğu spor lisesinde yoktur.
Şimdi bir zamanlar devletin kamu spotlarında bile görünmemiş tiplerden evde kal videoları;  zorla anlı yayın açıp, bitmeden bıkkınlık emareleri göstermeleri falan filan.
Zaten Umut Sarıkaya'nın meşhur karikatüründeki gibi insanlara mesaj veren ünlüleri hiç sevmem. Karantinadaki doktorların maaşının kesildiği ortamda, zenginliklerini  bağışlarla falan göstersinler. 

14 Aralık 2019 Cumartesi

KURU KURU KURBAN OLAYIM



İnternet garip bir dünya. Aklınıza hiç gelmeyecek şeyleri öğreniyor, hatta çok seviyorsunuz.
Rus flok müzik grubu Beloe Zlato grubu da benim için bunlardan biri. Gerçi internet ortamlarında insanın ilgi alanı çeşitleniyor ve bu çeşitlilikte de ara ara bazı şeylere bakmayı uzun süre unutabiliyorsunuz.
Bu grubu da ne zamandır dinlemiyordum. Bir kaç gün önce youtube bana tekrar hatırlattı. Aslında youtube'a o kadar çok video ekleyen bir grup değil. Gene de bir kaç video eklemişler.
Bir videoları da Suriye'de çekilmiş. Video'dan ve video altında yazılan açıklamalardan anladığım kadarı ile iki kere Suriye'ye gitmişler. Oradaki Rus askerlerine moral konserleri vermişler. Beş kız, küçücük bir konteyner odada kalmışlar. Bir kaç kere de zırhlı personel taşıyıcıları ile gitmişler. Askeri aracın içinde çelik yelek ve kask takmışlar. Süslü püslü, bol makyajlı şarkıcı kızların kask ve çelik yelek giymesi sanki gülünç olmuş ama sonuçta gerekli olmuş.
marilyn monroe kore ile ilgili görsel sonucu"
Geçen sene de, basına habersiz bir şekilde İncirlik'e gelen bir Holivud sanatçısı da, araya sızmış bir Türk'ün çektiği fotoğrafları yüzünden zor durumda kalmıştı. Marlin Moonre, Kore'de moral konserleri vermişti. Elvis Presley Almanya'da askerlik yapmıştı. İngiliz tacının veliaht prensi,  rahmetli Diana'nın  oğlu Albert'da bir ara Afganistan'da helikopter pilotu olarak askerlik yapmıştı
Türkiye'den de örnekler var diyeceksiniz. Pek çok sanatçı (Komedyen Cem Yılmaz ve pop şarkıcısı Ege örneği gibi), itiraz etmeden vatani hizmeti olan askerliği yaptı. Lakin büyük çoğunluğu, bir zamanlar her Türk gencinin vatani görev olarak yaptığı askerlikte bedelli uygulamasının kalıcılaşmasına rol oynadı.
elvis presley askerlik ile ilgili görsel sonucu"
Ayrıca Ege ya da Cem Uzan gibi çok az olan örnekler de iktidar yanlısı değil, muhalif ya da apolitik örnekler. İktidar yanlılığı ile bilinenler anca reislerinin yanında gezilere katılıyorlar cümbür cemaat, bir de bol bol kamu spotları ile siyasi reklamlarda rol alıyorlar.
Bir de bol bol, tercihen  ülkemizin batısının zengin illerinde festivallerde, şenliklerde, bol ücretli konserler verip, iktidar yanlısı tweet'ler atıyorlar.
Annem bu gibi durumlara, kuru kuru kurban olayım, takır takır yollarında öleyim, der. Yani lafta olan bir fedakarlıktır. Kız babalarının dediği gibi evlenmeden evvel Roma'yı yakarım deyip, evlenince kombiyi yakmamaktır.
Kore demişken, Kore'ye giden bir Türk sanatçısı olmamış. Mesela Zeki Müren, şöhretini Demokrat Parti ve Adnan Menderes'e borçludur. O zamanların tek kitle iletişim araçları, Demokrat Parti yılları boyunca sonuna kadar açıktı. O zamanlar BESLEME BASIN denen Menderes'in yandaş medyası ise sürekli Zeki Müren'i övmekle meşguldü. O da Kore harekatını uzaktan desteklemekle yetindi.
Şu anda cumhurbaşkanının yanındaki sanatçılar, eskiden Tansu Çiller ve Turgut Özal'ın da çevresinde pervane olan sanatçılardı.
Bizde muhalif sanatçılarda en azında muhalif olmaları yanları ile samimi. Gerçi samimiyet, hamsi balığından daha çok çürür. Baskılar ve para kazanma imkanları azalınca, muhalif sanatçı sayısı da azalıyor.
Konuşunca tüm sanatçılar  vatansever. Peki en azından üç defa terörist Dağlıca karakolunda veya Suriye'de güvenliği alınmış bir köşede askerlere sürpriz yapsalar fena olmaz mı?
zeki müren adnan menderes ile ilgili görsel sonucu"Bunu tavsiye etmek için yazmadım zira bunu ilk akıl eden ben değilimdir muhtemelen. Eminim bunu daha önce yazanlar olmuştur.
Onlar da reisleri isteseydi çoktan gitmişti. Ülkemizde politikacıların reklamı, askerin moralinden daha önemli demek ki.