beyaz yaka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyaz yaka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ağustos 2026 Perşembe

BEYAZ YAKALILARIN VAHŞİ KAPİTALİZM KABUSU



Sosyalist-Komünist anlatılarda işçi sınıfı daha doğrusu aç adam anlamına gelen proleterya sınıfı hep mavi yakalılardır. 19. ve 20. yüz yıl roman ve hikayelerindeki insanlar onlardır.  Fabrikalarda, madenlerde, tarlalarda, şantiyelerde, yer yer günde on beş on altı saat çalışanlar onlardır. Beyaz yakalılarsa o zamanlar küçük burjuvalardır. Yazın serin, kışın sıcak yazıhanelerde, kahvelerini höpürdete höpürdete çalışır, mavi yakaları arada bir teftiş eder, onlarla usta başları aracılığı ile denetlerlerdi. Onlara genelde küçük burjuva denilirdi. Maaaşları iyi, işsizlik korkuları düşük, mesaileri azdı. Küçük burjuva deyimi özellikle onlar için kullanılırdı.

Zaman içinde, özellikle sanayileşmiş batı ülkelerinde mavi yakalı işçilerin durumu yavaş yavaş düzeldi. Mavi yakalıların, yani işçilerin maaşları, Avrupa ve Kuzey Amerika'da o kadar arttı ki bu ülkelerin dev şirketleri fabrikalarını Asya ve Latin Amerika ülkelerine taşıdı, kendi elleri ile bu ülkeleri sanayileştirdi. Teknoloji geliştikçe, beyaz yakalıya ihtiyaç arttı. Bunun içinde üniversite sayıları arttı. Artık koca bir fabrika ya da madene bir ya da bir kaç mühendis bakmıyordu, çok daha fazla mühendise, teknikere, teknisyene ihtiyaç vardı. Bu yüzden de üniversiteler, liseler çoğaltıldı, dünyanın her yerine yeni okullar açıldı. Her işe aynı kalite beyaz yakalı gerekmediğinden, bu okullarda değişik kalitedeydiler. Gene de bu yüz yılın başı, yani iki binlere kadar üniversite mezunlarının durumu, yavaş yavaş kötüleşse de iyiydi. Her üniversiteden değilse bile, iyi üniversitelerden mezun olarnların önü açıktı. Doksanların başlarına Yuppie denen, üniversiteden mezun olur olmaz  kariyer inşa etmiş, çok para kazanan beyaz yakalılar grupları vardı.

Sorun ünivetsitelerin çoğalmasının, bilgisayar teknolojisi ile beraber gelişmesi oldu. Yapay zekadan evvel, paket programlar, hesap işlerinin hızlanmasını sağladı. Bir zamanlar, bir grup bir ayda hesapladığı hesaplamaları, paket programlar bir kaç saatte tamamalar oldu iki binli yılların başlarında. Mühendisliğin simgesi olan T cetvelleri, çizim masaları, ince uçlı Roting kalem setleri kayboldu, çünkü artık çizim programları vardı. O vakte kadar teknoloji, mavi yakalıların işini elinden alıyordu. Doksanlardaki ekonomik krizlerde işçi çıkaran fabrikalar, sendikaların elini çok güçlendiren Ford'cu band sistemi yerine. işçi sayısını inanılmaz azaltacak band sistermine geçmiş, traktör ve biçerdöverle pek çok tarım işçisi işsiz kalmıştı ve buna benzer bir dolu örnek vardır. Bilgisayar çağı ile artık masa başı hesaap-çizim işleri fazlası ile hızlı ve çabuk olmaya başladı. İşin kötüsü bilgisayar teknolojisi hızla ilerlemeye başladı.

Bu ilerleme sadece işlerin daha az kişi ile yapılmasını sağlamadı, her yerden yapılmasını sağladı; artık büroya gitmenize gerek yoktur. Böylece mesai saati kavramınız da yok olur, her an parton, yönetici ve ya müşteri tarafından aranabilirsiniz. Mavi yakalı en azından evinde rahattır, onu iş dönmesi için zaman gereklidir, araç gereklidir. Oysa beyaz yakalı, dünyanın öbür ucunda da olsa, internet bağlantısı olan her yerden işini yapabilir. Bu da işi daha kaçınılmaz yapıyor.

Sonuçta Türk beyaz yakalısı da iş dünyasında çok bunaldığında, mavi yakalıların yaptıklarını yapıyor. Pek çok beyaz yakalı, işini bırakıp, köyüne dönüyor, ya da bir köye yerleşip, çiftçilik yapıyor; bunu eskiden mavi yakalılar yapardı. Eskiden mavi yakalılar okur, beyaz yakaya geçerdi; şimdi tersi: mühendis adam kamyon sürmeyi öğreniyor. Pek çok beyaz yakalı, yurt dışına çıkıp, mavi yakalı işleri yapıyor. İngilizce öğretmeni kadın, Barbados adasında pazarcılık yapıyor. Geçen de üç ODTÜ'lü gencin, Almanya'da bulaşıkçılık yaptığını öğrenmiştim. 28 yılın ardından emekli olmuş bir öğretmen olarak şunu söyleyebilirim, geliri aynıysa, bulaşıkçılık ya da pazarcılık, özel sektörde öğretmenlik yapmaktan daha kolay; sınıf öğretmenliği ve okul öncesi öğretmenliği, devlette de çok zor; Watsapp grupları, sosyal medya derken, mesai kavramınız yok. Özel okullarda da ya tatili yok; hatta devletin proje okullarında yaz kursları yaygınlaşmaya başladı.

Konu öğretmenlik değil, diğer beyaz yakalı gruplar için de eziyet aynı ve muhtemelen daha fazlası; evden süreki mesajlaşmalar, gereksiz uzayan toplantılar ve bazen hiç bir iş yapmadan yazıhanede saatlerce fazla mesai yapmalar, çalışma hayatı giderek çekilmez oldu. Artık okuyarak, kapitalizmin vahşetinden ve zorbalığından kurtulma imkanı kalmadı.