dp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2026 Salı

1949 CHP'si ve 2019 AKP'si



Geçenlerde iktidar partisi milletvekillerinin ve teşkilat çalışanlarını sızlanmaları yayımlandı gazetelerde. 
Artık bakanlık bürokratları, milletvekillerinin sesini bile duymak istemiyor. Vali ve kaymakamlar, taşranın siyasi eşrafını tanımak bile istemiyor. Zaten kendileri iktidarın il başkanı gibiler.
Oysa eskiden öyle miydi? Hele ilk atandığım zamanlar. Küçücük ilçede herkesin, her partiden tanıdığı vardı. İlçe müdürüne veya kaymakama bile gitmeden, partinin il başkanına gidilir, çay-kahve içilir ve işler halledilirdi. O zamanlar, koalisyon zamanlarının son demleriydi. DYP ve ANAP can çekişiyordu ama ilçe DYP ve ANAP olmak üzere ikiye bölünmüştü.
Sonra 2002'de her şey yerle yeksan oldu. Şimdiki nesil, merkez sağ nedir hocam diye bana soruyor. 2002'den beri merkez sağ ölüdür arkadaşlar, hem de dirilmemecesine. Hatta bence kefeni bile çürümüştür.
2002'de başka bir ilçeye tayinim çıktı. Sonrasında herkesin AKP ya da o zamanlar CEMAAT denen Fetö'den tanıdıkları oldu.
Tek adamlık yerleşince de parti de yalan oldu. Şimdi il başkanını bırak, millet vekilini tanımak bile yaramıyor.
Tıpkı CHP'nin son yıllarındaki gibi. Cumhuriyeti kuran ve 27 yıl yöneten parti, son yıllarda halkına fazlası ile yabancıydı. CHP parti yöneticileri öyle ev ev gezip, oy isteyemiyorlardı.
Kasım Gülek  önderliğinde tekrar örgütlendi, bir parti oldu  ve 1954'de tamamen gömülmüşken, 1957'de dirilmesini bildi.
Kasım Gülek, CHP'nin ortanın soluna geçmesini kabul edemeyip, partiden ayrıldı ve sadece bir partiden politika yapma ilkesiyle siyaseti de bıraktı.
CHP, 1949-50'lerdeki duruma 27 yıllık iktidarın en az 20 yılının sonunda geldi. Oysa AKP, bir yıllık başkanlık sistemi dolmadan bu hale geldi.
Üstelik CHP, işgale direnme örgütlenmesinden kurulan bir parti olarak, hiç seçim tecrübesi yoktu AKP ise tüm seçim tecrübelerini bir kenara itiyor.
İl, ilçe, mahalle teşkilatları, Türkiye'de propagandanın bel kemiğidir. 1949'da basın ve radyo (o zamanlar televizyon yoktu) hep CHP yanlısıydı. Basın uzun süre, (DP'nin resmi ilanlarla oluşturmaya çalıştığı besleme basına rağmen) 1960'ların ortalarına kadar çoğunlukla CHP'li kalmıştı. DP parti ve sonrasındaki sağ partiler hep teşkilatta, yani yüz yüze propaganda da güçlü oldular.
Şimdi AKP, sahip olduğu medya ve para gücüne güveniyorsa, İstanbul seçimleri ile bunun işe yaramadığını gördü. İktidarım, devleti vermem diyorsa, halkın desteğini kaybedince, devletin  desteğinin de yıkılacağını tarihten ve çevresinden öğrenmiş olmalıdır.
(Ağustos 2019'da başka bir blog için yazmıştım.

4 Nisan 2025 Cuma

27 MAYIS'IN TEK SUÇLUSU MENDERES MİYDİ?



 27 Mayıs askeri darbesi ile çok şey yazılmıştır ama bu yazdığım belki de herkesin gözünden kaçmıştır yada fark etmişse ve yazmışlarsa, ben bilmiyorum. Başlıktan da anlaşılacağı üzere, meşhur Yasssı Ada mahkemeleri ve sonraki dönem anlatılarının hep Adnan Menderes'in şahsına kilitlenmesinden bahsedeceğim. Menderes ile ilgili konularda konularda yolsuzluk iddiaları, örtülü ödenekle sınırlı. Menderes dönemi, önemli alt yapılar ve bayındırlık dönemidir de, pek çok ihale olmuştur. Örtülü ödeneği bu kadar fütursuzca harcayan şahsın, ihaleleri incelenmemiştir bile. 27 Mayıs darbesi sonrası aylarca süren mahkemeler, büyük ölçüde Menderes'in şahsi hayatı boyunca yaptığı zamparalıklar konu edinilmiştir. O dönemin Türk halkı, şimdikinden daha erkek egemen olduğu için, bu konularla ilgilenmemiştir. Zamparalık demişken, İstanbul il emniyet müdürünün karısı ile cima ederken, kocayı kapıda bekçi yapan Menderes, o kadar iş verdiği müteahitlerden bir isteği olmamışmıdır?

Diğer Demokrat partililer pek tartışılmadığı gibi, idam edilmeyenler de iki sene kadar Kayseri'de hapis yattıktan sonra salıverildiler. Darbe yönetimin daha doğrusu darbede etkin her iki cuntanın (Darbeyi yapan Milli Birlik Komitesi ve darbeden sonra etkili olan Silahlı Kuvvetler Birliği) etkin olduğu dönemde Adalet Partisi ve Demokrat Partinin devamı olduğunu söyleyen diğer partiler kuruldu. Demokrat Partiyi, 27 Mayıs'ın emekli ettiği bir general olan Ragıp Gümüşpala kurdu. Demokrat parti, 1962'de iktidar ortağı, 1965'de tek başına iktidar oldu. Kesintilere rağmen 1980'e kadar Adalet partisi çoğu kez iktidardı ve bürokratların çoğu da Adalet partiliydi. 

27 Mayıstan sonra, EMİNSU'lar denilen ve zorla emekli edilen subaylar haricinde, bürokraside değişiklik olmadı.  Ticari yapı da pek değişmedi. O efsanevi anaysa,  12 Mart 1971 muhtırasından önce bile epeyce budanmıştı, 12 Eylül 1980'e kadar budanmaya devam etti.  12 Eylül'de tamamen yok etti. 27 Mayıstan hatıra iki kurum olan OYAK, Özal tarafından, Anayasa Mahkemesi de yetmez ama referandumunca battal edildi.

Olan, birbirine akraba üç politikacıya oldu.