ermeni kıyımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ermeni kıyımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Temmuz 2025 Çarşamba

ERMENİ KIYIMI-TEK SUÇLU TALAT PAŞA MI?

 


Nuri Dersimi'nin anılarını okurken, ani bir aydınlanma anı yaşadım. 1915'de Dersim'de, Ali Boğazında gördüklerini anlatamayacağını söylüyordu. Neden anlatamıyordu? Kendisi gerçek bir Türk düşmanı ve Tükler aleyhine her şeyi ballandıra ballandıra anlatıyor. Bu olayı anlatmama sebebi, olayın vahşetinden çok, olayın faillerinin Dersimliler olması. Atatürk'de Ermeni kırımı diyor. Osmanlı sıkı yönetim (Örfi İdare) ve Divan-ı Harp mahkemeleri 1500 kadar (yuvarlak hesap) vatandaş ve memurunu yargılayıp, cezalandırmış,  Ermenilerin mallarını yağmalamaktan idam edilenler bile var. Meşhur, Boğazlıyan Kaymakamı Ali Kemal'de, yargılanıp (göç eden Ermenilerin mallarına el koymaktan), beraat ediyor ama savaştan sonra kurulan Nemrut Mustafa Paşa (Kürt Mustafa Paşa) mahkemesince idam ediliyor.

Burada başka bir gizeme ulaşıyoruz. İngilizler, Malta adasına doldurdukları 145 Türk devlet görevlisini (biri emir eri, çoğu asker ve politikacı) neden yargılamadıklardıır, zira oraya toplanma amaçları budur. Malta, tarihin ilk Nümberg mahkemesi olacaktı. Bu kadar kişinin, adaya getirilme sebebi Ermeni kıyımıdır. Planlanan şey, tarihin ilk savaş suçları mahkemesini kurmaktır. Ancak bir mahkeme yada soruşturma olmaz. Türklerin iddiasına göre  İngilizler, delil bulamamıştır. Oysa İngilizler, zaten yargılanıp, suçsuz bulunmuş Ali Kemal, yeniden yargılanıp, idam edilmezdi. İngilizler, somut bir imha-infaz emri bulmasalar bile, sağ kalan kurbanların ifadeleri yeterli olabilirdi. Yahudi soykırımı (Holokost) öyle olmuştu. Naziler, sona yakın pek çok belgeyi, yapıyı, özel hatırayı, itina ile yok etmiş, sağ kalan kurbanların ifadeleri ile soruşturmalar yapılmıştı. İngilizlere göre Ankara hükumetinin (İngilizlerin deyimiyle Kemalistlerin) rehin aldığı İngiliz askerleri ve vatandaşları sebebi ile bu yargılamalar yapılmamıştı. Bu doğru olsa bile, İngilizler ön soruşturmalarını raporlarını kamuoyuna verebilir, bakın, vatandaşlarımız rehindi, yargılayamadık, diyebilirlerdi.

İngilizlerin yada müttefiklerin, asıl canını sıkan, tehcir ve katliamların hem karşılıklı, hem de kitlesel  olmasıydı. İngiliz diplomarlarının dediği gibi, Ermeniler de sekiz yaşında kız çocuğu değildi. Osmanlı tökezledikten sonra, ilk Sırplar isyan edip, ilk Yunanlar bağımsızlık kazanmıştı. Ermeniler de (en azından bir bölümü) kendi paylarını istiyordu. İngiliz, Fransız ve Amerika başta olmak üzere batılı ülkelerin kolejleri ve misyoner okulları, orta doğuyu bir ağ gibi sarmıştı. Pek çok Ermeni, Ortodoksluğu bırakıp, Katolik ve Protestan olmuştu. 1915'de isyan çoktan başlamıştı ve silahlı Ermeni çeteler, isyana katılmak istemeyenler başta olmak üzere, katliamlara çoktan başlamıştı. Pek çok Ermeni toplumu, Ermenice'yi unutmuştu ama Türkleşemişyordu da. Ermeni kıyımı da aslında çoktan başlamıştı. Hatta 2. Abdülhamit'e, meşhur Kızıl Sultan lakabını Ermeniler takmıştı. Özellikle 21 Temmuz 1905 günü, cuma selamlığı sırasında tesadüfen (camiden çıkmadan evvel, imamın kendisini lafa tutmasından dolayı dışarı geç çıktığı için) sağ kurtulduğu suikastten sonraki günlerde o kadar çok Ermeni öldürüldü ki, kendisi yeter, yapmayın dedi. (Kemal Tahir, Esir Şehrin İnsanları'nda bahsediyor.) Aksini ispat gibi, Abdülhamir döneminde önemli bakan ve danışmanların pek çoğu da Ermeni'ydi. (Ermeni meselesi ve pek çok vahşi olayda pek çok aksini ispat (oksimoron) durum vardır. İngilizler bu ve benzeri pek çok işin içinde sıyrılamayacakalarını bildikleri için, Ermeni kıyımını yargılamak yerine, zamana yaymaya karar verdiler. Kıyımı katılan Hamidiye alayları başta olmak üzere Kürtleri, Arapları yada diğer Hristiyan unsurları, yer yer tehcire uğramayan Ermenilerin de yargılanması gerekecekti. Bu, İngilizlerin meşhur böl-yönet ilkesine aykırıydı. Bu yargılayacağı kitleler, daha sonra kendisi ile mütefik olmayabilirdi.

Kıyım-isyan fazlası ile karışıktı. Bu günkü Ermenistan, Rus çarlığındaki 1905 isyanından sonra, bölgedeki Azeri Türkleri (o zamanın tanımıyla Kafkasya Tatarları) katledip, Rusların desteği ile kurmuşlardı. 1990'da Sovyetler yıkılır yıkılmaz Ermenistan, komşusu Azerbaycan'a saldırdığında da 1915'i bahane etmişti. 1915'de Azerbaycan, Osmanlı'ya değil, Rusya'ya bağlıydı ve Azeriler, Osmanlı için Türk değil, Acem (İran-Fars) ulusunun bir parçasıydı. Osmanlı'da halklar, birbirine de düşmandı. Teknolojiyi kabul etmemeleriyle ünlü olan Amiş mezhebinin pek çok üyesi, bir zamanlar Osmanlı'ya yerleşmişti. Kars'ın gravyer peynirini ilk üretenler de Ruslar değil, anavatanları İsviçre olan bu toplumdu. Bu topluluk Yunan ve Ermenilerin kendilerine olan saldırıları yüzünden Amerika-Kanada ve Meksika'ya tekrar göç etmişti. Gene aksini ispat gibi, Ermeni kıyımı, Dersimlilerin daha sonra, özellikle Tertele dedikleri 1938'de yaşayacaklarına sebep olmuş, göç kafilelerini soyan dersimliler, eşkiya, haydut ve devletin sözünü dinleyemeyen Dersimliler imajına sebep olmuştu. Buna rağmen Dersimliler, kendi yerli Ermenilerini korumuşlar, Ovacık-Pülümür ilçe sınırındaki yasak bölgedeki bir yada bir kaç Ermeni köyü, 1938'e kadar varlığını sürdürdü. Hem Dersim'de, hem de ülkemizin coğrafyasında pek çok Ermeni, kendisini gizleyerek bu günlere geldi ve pek çoğu da halen gizleniyor.

Sonuçta İngilizler amacına ulaştı. Anadolu ve Osmanlı coğrafyasındaki haaydutlar, komşularının felaketinden fayda umanlar, tüm suçu önce  Türklere, sonra İttihat ve Terakki'ye yükledi. Şimdilerde de tek bir kişiye, Talat Paşa'ya yüklenmek isteniyor. Paşa, kolay hedef, en başta İttihatçıların üç başından (Enver ve Cemal ile beraber) en sevilmeyeni; doğum yeri sebebiyle Pomak, esmerliği sebebi ile Roman olduğu iddiası var (Nüfus kayıtlarına göre Türk). Bektaşi tarikatı ve Mason locası üyesi, sıradan bir posta çalışanıyken, ülkenşn en güçlü adamlarından ve İttihat iktidarının baskılarının simgesi oluyor, görevdeyken de pek seveni yok.  Neyzen Teyfik, hakkındaki şu dörtlüğü yazıyor:

Fırka, parti diye halkın boğazından sıkarak
Milletin on senedir olmuş idi mengenesi
Kazdığı cah-ı belaya yine kendi düştü
Örsünü, kıskacını (...) tiğimin çingenesi

Talat Paşa'nın başka bir özellliği de infaz edilmesi, Paşa'yi düpedüz infaz etmişler. Katili, Soğomın Tehliryan, iki günlük bir yargıalandan sonra, Türk tarafının tanıkları bile dinlenmeden, tehcir travması bahanesi ile beraat etmiş. Muhtemelen infazı, Berlin'deki Türkler hariç, herkes biliyordu. Bütün bunlar olurken, Adolf Hitler, siyasete yeni atılıyordu. Bunu gören Hitler'in, Yahudiler',i katletmeye hazırlanırken, Ermeniler'e yapılanları kim hatırlıyor demiş olma ihtimali var mı? (New York'daki Ermeni Soykırımı müzesinin kapısında yazıyormuş.

Son olarak, Ermeni kıyımı konusunda, o dönem Osmanlı devletini para yardımı ile yöneten Alman imparatorluğunun, Çanakkale, Kut-ul Amara gibi zaferleri sahiplenirken, Ermeni kıyımı konusunda susması da ayrı bir konu. Bu büyük (ve başarısız) operasyonun Almanlara danışılmadan yapılması, olası mıydı? Almanlar, Kafkasya yakınlarında, Ruslar'a yakın, Ortodoks bir topluluğu, Araplar arasında bir Hristiyan topluluğa dönüştürme çabası da ihtimaller arasında değil miydi? Toplama kampı ve tehcir uygulamalarını icad eden de İngilzler'di.  İlk defa 1899-1902 yıllarında yaşanan 2. Boer savaşında (İngilzlerin en çok can kaybettiği 3-4 savaştan biridir), Hollanda kökenli Boer çiftçilerine karşı yaptılar. Naziler, Japonlar ve hatta Ruslar, pek çok vahşi uygulamayı, İngilzlerden öğrenmişti.

Son olarak, yazıyı bitirdiğim gün 2 Temmuz, Sivas katliamının yıl dönümü. Bu yazıyı da insanlık tarihinde katledilen tüm masumlara adıyorum.

23 Mayıs 2020 Cumartesi

ERMENİLER TÜRKLERDEN HALEN NE İSTİYOR?

Hepiniz kardeşsiniz, bu kavga ne diye: Kim Kardashian'ın Kylie ...
Her yıl olduğu gibi, bu 24 Nisan'da yurt içinde ve yurt dışında Türklere karşı saldırılarla geçti.
Yurt içinde de diyorum, çünkü bir zamanların meşhur köşe ve kitap yazarı, 23 Nisan tam 24 Nisan olurken bir özür tweet'i yayımladı.
Bu beyfendinin adını anmayacağım, zira yeni nesil adını bilmiyor ve öğrensin de istemiyorum. Doksanlı yılları hatırlayanlar , kollarını çapraz bağladığı ve bazen gazetenin yarısını kaplayan meşhur pozunu hatırlayacaktır. İnce ipek gömleğinin altında sıkı vücut geliştirme çalıştığını gösteren kasları belli olurdu. Özenle bağlanmış kravatı ve kalın çerçeveli gözlükleriyle okurlarının gözünün içine bakardı. Sık sık gazete değiştirse de, bu karizmatik pozu değişmezdi.
Geçenlerde google'da bir şey ararken karşıma çıktı. Amatör tasarımlı bir sitede yazıyormuş. (Bu sitenin de adını vermek istemiyorum) Bu sitede kendisi gibi yetmez ama evetçi pek çok yazar yazıyor. Amatör bir tasarımı var ve sosyal medyada pek popüler değil. Muhtemelen yazarların maziden beri takip eden okurlarından başka izleyicisi  yoktur.
Sonra tartışmalara devasa kalçaları ile ünlü olmuş Ermeni bir hanım da katılınca, ben de bu soruyu sordum.  Bu soruya cevaplar:
Ermeniler Türklerden Halen Ne İstiyor
1)Ermeniler Türklerden daha ne talep edebilir?
Topraksa aldılar, bir şekilde devletleri pek çok ülkeden daha büyük bir Ermenistan devleti var ve bunu Azerbaycan'ın bir kısmını da işgal ederek daha da genişlettiler. Trabzon'dan Mersin'e o hayali Ermenistan'ı kurunca başları göğe mi erecek?
Tazminatsa Türk halkı dolaylı olarak ödüyor. Özellikle Türkiye ile iş yapan Amerikan ve Fransız şirketleri, elde ettikleri kardan Ermeni kurum ve derneklerine halen ödeme yapıyorlar. Doksanlarda bir ara gündeme geldi, sonra unutuldu gitti.
2)Halen mi ciğerleri soğumadı?
Şehit edilen diplomatlar bir yana, Türkiye aleyhine olan her eylemi, terörü destekleyen Ermenilerin bu öfkesi, onlarca saldırganlıklarına rağmen halen dinmemiş olması da vahşice.
3)Bu tehcir ülke güvenliğini sürekli tehdit eden bir terör hareketine karşı alınmıştı.
Ermeni Terör Örgütü Asalanın Şehit Ettiği Diplomatlarımız ...
Sanki Ermeniler kendi hallerinde dururken, 1915'de birden soykırıma kara verilmiş gibi bir algı var uluslar arası kamu oyunda. Oysa Ermeni isyanları bir yana, terör örgütleri bile çoktan kurumsallaşmış, İngiliz ve Ruslardan gizlemeye bile gerek duymadıkları destekleri alıyorlardı.
4)Ermeni göçü, tehcirden ibaretmiş gibi gösterilmektedir.
Ermeni göçü tehcirden, hatta Ermeni terör örgütlerinin kurulmasından çok önce başlamıştı. Osmanlı devleti, 19. yüz yılın itibaren Amerika kıtalarına göç vermeye başlamıştı. Hatta Toplumsal Tarih dergisinde yayımlanan bir yazıya göre 1960'dan itibaren bu göçler,de devlet göçmene bir Terk-i Tabiyet (vatandaşlıktan çıkma) belgesi imzalatıp, fotoğrafın yaygınlaşması ile de fotoğraf ister olmuştu.
Aslında Ermenileri dünyaya yayılmaları, Osmanlıdan da öncedir. Mesela Polonya-Litvanya Ermenilerinin göçü, Türklerin Anadolu'ya gelmesinden de öncedir.
5)Tehcir'in katliama dönmesinin  asıl suçluları hep göz ardı edildi, Hamidiye alayları. Aslında tehcirin bu kadar can kaybı ile sonuçlanmasının pek çok sebepleri vardı. Osmanlı son yüz yılında gerçek bir devlet değil, devletin bir karikatürüydü. Buna bir de Dünya savaşı ve o savaşta Osmanlı devletine danışmanlık eden Alman subayların işe bulaşması yüzünden devlet sisteminin  işleyişi iyice keşmekşe dönmüştü. Çanakkale hariç cephelerde işler yolunda gitmiyordu.
Talat Paşa - BiyografyaAsıl katliamı yapan,  kafilelerde korumaların yetersizliğinden faydalan sivil eşkiyalar, özellikle Hamidiye Alaylarıydı. Bu alaylar, Rus Kazak alaylarının kopyası olarak yapıldı ama savaşta bile devlete ayak bağı olmaktan başka bir işe yaramadı.
Buna bir de Kürt-Türk veya diğer milletlerden yağmacılar eklendi ve asıl kıyımı onlar yaptı. Ancak tarihçiler asla bu sivil oluşumların, hele Hamidiye alaylarının yağmalarından bahsetmez.

6)Tehcir kararı alan  devlet görevlilerinin hemen herkesin yargılanması veya cezalandırmış olması. Talat ve Cemal olmak üzere pek çok üst düzey İttihatçı Emeni komitacılar tarafından suikastla öldürüldü.
Enver Paşa'da bu günkü Tacikistan'da bir çatışmada öldürüldü. Resmi belgelere göre çılgınca bir hücuma kalkmıştı. Zeki Velidi Togan'ın anılarına göre tuzağa düşmüştü.
Kalanları İstanbul işgal kuvvetleri ve Damat Ferit Paşa hükumeti tutukladı.  Delil bulabildiklerine ve bazılarına cezalar verildi.  Kaymakam Kemal bey idam edildi. Pek çok İttihatçı, Malta adasına sürgün edildi. İngiliz işgal kuvvetleri, delil aradıysa da bulamadı.
Cumhuriyet döneminden kalan İttiahtçılar ise İzmir suikastı davası ile  tasfiye edildi.
YargılanMALTA SÜRGÜNLERİ (1919 - 1921) | TÜRK TARİHİ ARAŞTIRMALARIamayanlar kafilelere saldıran çetelerdi.

7)Sadece Türk nefretine dayanan bir Ermeni kimliği var ve sadece nefret etmek istiyorlar. İsrail başbakanı Netenyahu, İsrail dışındaki Yahudilerin her nesilde en az üçte birinin yabancılarla evlenmesini, bir çeşit soy kırım diye nitelemiş.
Bu oran Ermenilerde daha yüksek olmalı. Yahudiler, Holivud'un bolca yaptığı soy kırım filmine rağmen Dünyanın çoğunluğu için bir nefret objesi ve bu nefret çok eskilere dayanıyor. Öyle ki, 1, Haçlı Seferi bile Ren Vadisindeki Yahudilerin evlerinin yağmalanması ve Yahudi katliamı ile başlamıştı.
Bu gün Yahudiler halen pek çok komplo teorisinin merkezinde bulunmakta ve pek çok insana göre dünyanın kontrolü üç beş süper zengin Yahudi ailenin elinde.
Oysa Ermeniler sadece Türkiye'de ve Azerbaycan'da nefret objesi. Hristiyan dünyasında Ermenilere karşı hep bir sempati olmuştur. Hristiyanlığın doğudaki kalesi olarak görülmüşlerdir. Her ne kadar üç Ermeni bir araya gelse beş ayrı kilise kurar denilse de, Ermeniler, mezhepsel çatışmaların ötesinde görülmüştür. Kaldı ki Hristiyanlık, mezhepsel sorunlarını çok zaman önce çözmüştür.
Ermenilere karşı  İslam dünyasında da çok fazla antipati olduğu söylenemez. İran, Dünyada Ermenistan dışındaki tek Ermeni üniversitesi sahiptir. Filistin özerk yönetimi posta işleri ise 2015'de bir 100. yıl özel pulu (Üzerinde Erivan'daki anıtın resmi olan) bile bastırmıştır.
Dolayısı ile Ermeniler, diğer toplumlara karışıp, yok olmaya daha meyillidirler. Üzerlerinde bir düşmanlık baskısı olmadığından, Ermenistan'a göç etmeye de gönülsüzdürler. (Sadece bulundukları ülkede dikiş tutturamayanlar ile şoven duyguları kabarmış milliyetçiler hariç)
Dünya Ermenilerinin sırf Türk düşmanlığına dayalı bir milliyetçilik duyguları var. 1999 depreminden sonra Yunanlarla bile barıştık. Osmanlı, Yunan isyanlarını da çok iyilikle bastırmamıştı.
Mesela Sakız adası isyanında ada halkının %95'in öldürülmüş, kalan %5'i de adanın güneyinden başka yerde yetişmeyen sakız ağaçlarının bakımı için sağ bırakılmıştı.
Orhan Pamuk Sözleri ve Alıntıları – starfikirBuna karşın Yunanların da Anadolu'da yaptıkları, Osmanlı ile yarışmış. Halen de iki ülke savaş baltalarını gömmüş değil. Çünkü ellerindeki tek kimlikleri, kinleri kalmış.

8)Barış eli uzatmak bir yana, uzatılan barış eli bulduklarında ısırmasınlar.  Benim diğer takıldığım nokta, Nobel ödüllü yazarımız ya da benzeri pek çok Türk'ün barış ya da özür çağrılarına, sanki birileri ülkenin doğusunu ve Çukurova'yı onlara vermeye hazır  olmuş gibi bir tavır takındılar.  bu arada hiç Yetmez Ama Evetçi Ermeni de görmüyoruz uzun zamandır.
Yetmez ama evetçiler, anayasadan ve iktidardan olduğu gibi, Ermenilere uzattıkları dost elinden de umduklarını bulmuş değiller.
Ermenilerden bu konuda tek eser, Leonard Ramsten Hartill isimli Amerikalı gazetecinin İnsanlar Böyledir adlı eseri. Yazar, adını vermediği bir Ermeistan vatandaşı ile konuşmuştur ve orada Ermeni, vahşetin karşılıklı olduğunu söyler ve bu güün milliyetçiler arasında bile pek anlatılmayan 1905 katliamından ucundan da olsa bahseder. (Ermeniler, 1904-5 kargaşalığında katlia)m yapıp, bu günkü Ermenistan'ı kurmuştur.
Aradan yüz yıl geçti, barış içinde onlar adım atsın artık.