mahir çayan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mahir çayan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2023 Salı

Mahir Çayan-Hücredeki Adalinin Rüyasi

 


Hücredeki Adalının Rüyası

Taş duvar, demir karyola ve yerlerde sayısız izmaritler.

Helanın pis kokusu, rutubetli, sıkıntılı, nikotinli,
İnsanı serseme çeviren kurşun gibi ağır bir hava,
Duvarlar sanki soğuk dalgaları imal ediyor.
İstediğiniz kadar üzerinize kalın şeyler giyinin,
Oligarşinin hücresinde soğuğu yenmek imkansız.
Ranzanın karşısında kafesli demir kapı,
Arkasında Mehmet.
Görevi dakikası dakikasına beni denetlemek
Mehmedim utanıyor, kahroluyor.
‘Askerlik ağam n’aparsın’diyor.
Aslında o da tutsak.
Ben hücre içinde, o hücre önünde.
Günde beş kere büyük başlar bakar içeriye;
Yüzlerinde tecessüs.
‘Çılgın adam,3-5 kişi ile koskoca karanlıklar
İmparatorluğuna kafa tutan adalılar.’
Ama yine de ‘çılgın adamın’ karşısında
Bir eziklik, bir burukluk duyuyorlar o başka.
Gündüz gece diye bir ayrım yoktur hücrede,
Zaman ve mekan özümlenmiş artık.
Sadece koldaki saattir, geceyi gündüzü bildiren.
Işık yirmidört saat yanar.
Bir nefes, bir dumandır yoldaşım,
Cigaramı her çekişte duman olur,
Uçar giderim, ta uzaklara.
Çoğu kere Ada’ma giderim,
Cigaramın dumanı, beni memleketime; Ada’ma götürür.
Kahpe İstanbul’un, kahpe bir bölgesinde,
Bir evdeyim, yoldaşlarımla beraber.
Bu ev, yoldaşlık-dostluk-kardaşlık-mertlik-kazanç ve sevgi evidir.
Bu evde, herşey o kadar güzel ve o kadar anlamlıdır ki...
Ev de değil, ada, ada!
Satılmışlığın, kahpeliğin, riyakarlığın, adiliğin ve her çeşit
aşağılık ve her çeşit yabancılaşmanın karışımı olan,
Karanlık Denizi’nin ortasında,
Güneşi batmayan bir ada.
Ben ne şuralıyım ne buralı,
Adalıyım adalı,
Adam ormanlıktır.
Dostluk yoldaşlık, mertlik ormanı,
bütün ada’mı kaplar.
Erdemin güneşi yirmidört saat aydınlatır adamı
Biz ada sakinleri bilmeyiz karanlığı.
Ben adalıyım ey kahpe hücre, Ada’lı.
Doğru ya, sen nereden bileceksin Ada’mı.
asırlık, feodal, militarist hücre.
Ya, sen, öküze benzemek için kasılan, şişen
haset kurbağa hilkat garibesi bilir misin ada’mı?
Dünya karanlıktır, güneşi batmayan böyle bir ada
yeryüzünde yoktur.
Değil mi karanlıklar cücesi, zavallı acuze?
Ya sen yarasalar şairi, pişkin Cacomcho?
Değil şiirlerde, masallarda bile böyle bir ada yoktur.
böyle bir ada eşyanın tabiatına aykırıdır.
Senin için değil mi karanlıkların kapkapa şairi?
Senin dediğin eşyanın değil, karanlığın tabiatına aykırıdır.
Karanlık cüceleri, acuzeler, dürzüler...
Yarının Türkiye’sinin hayvanat bahçesinde
teşhir edilecekler...
Adam kalabalıktır hain hücre:
Elde mitralyözüyle,
Sierra Maestra’da, Falcon’da, Vietnam’da
Mozambik’te, Angola’da, Sina çöllerinde...
Özgürlüğün türküsünü söyleyenler.
Zulme, kahpeliğe, sömürüye karşı...
Dişiyle, tırnağıyla üç kıtada karşı koyanlar
benim evlatlarımdır kahpe hücre.
Benim adamın ormanlığından aldıkları fideleri,
“birer birer dikiyor, kahpeler koalisyonunun dünyasına.
Kel dünya, Ada’mın ağaçlarıyla ayıbını örtüyor, güzelleşiyor artık.
İyi bak bana feodal duvar, iyi tanı beni.
Seni yerle bir edecek Ada’lıları iyi tanı.
Adam ve hemşerilerinin çoğu ne halde diye
dudak bükme, orospunun dölü utanç duvarı
Evet adamı karanlığın suları bastı.
Evet, benim gibi pek çok adalı bu çirkef suların altında,
ama boşuna sevinme, Ada’m batmaz, yok olmaz
Ada’m, sadece karanlık denizinde yerini değiştirdi.
Hepsi o kadar.

9 Şubat 2022 Çarşamba

BAZI OKUMAYIN TAVSİYELERİ 2: ÜNLÜ VE KOF OLANLAR

 


Yazının bu 2. bölümünde listeyi dikkatli yapmaya ve tanınmış ya da klasik diye bize pazarlanan yazarları ve kitaplarını ele alıp, listeyi dar tuttum. Çünkü bloğumun çok az okuruna dahi de olsa bazı gereksiz kişileri tanıtmış olmak istemem. Burada yazacaklarım zaten satılan, okunan kitaplar. Ben sadece bu açıdan bakın istedim.



1.Alev Alatlı (Kadere Karşı Koy A.Ş.) Alev Alatlı'nın kitapları doksanlı yıllarda, en azından benim yakınımdaki arkadaşlar arasında modaydı. Aslında pek de satılmasa da, ara ara cilalanan bu yazarın kitabını, il halk kütüphanesinden aldım ve o kadar kötü bir kitaptı ki, başka bir kitabını okumamaya karar verdim. Kitapta eğitimli ve çalışan bir kadın, üstelik orta yaşı ile beraber,  kariyer de kazanmış, kendisini aldatan kocasını yeniden kazanmaya çalışıyor. Bunun için de kocasının kariyer yapmış, beyaz yakalı bir genç kadın olan,  metresine benzemesine çalışıyor. Bu benzeme sırasında da, doksanların gözde sosyoloğu Profesör Nilüfer Göle'yi örnek alıyor. Kitapta Nilüfer Göle'nin adı aşırı sık geçiyor. Kendisini zaten sevmezdim, doksanlarda dinci-tarikatçı milletini şirin göstermeye çalışanlardan biriydi, Göle'den  iyice soğudum bu kitapla (roman demek istemiyorum). Bu nesil, kariyeri ve ekonomik özgürlüğü olan bir kadının, kendisini aldatan bir erkek için bu kadar çırpınmasını zerre kadar anlamaz.



2.Mahir Çayan (Tüm yazıları) : Böyle ünlü ve simge birisinden, Marksizm'le ilgili çok şey beklediğimden olacak, büyük hayal kırıklığına uğradım. Kitapta benim canımı en çok sıkan şey, sürekli olarak yaşadığı dönem Türkiye'sini, çarlık rejimin son dönem Rusya'sı ile kıyaslaması. Oysa her ülke ve her devrim, kendine özel değil midir? (Simge bir isim olduğundan daha fazla şey yazamıyorum.)



3.Amin Maalouf (Doğunun Limanları) :Bu yazarı da çok övüyorlar. Arap olmakla beraber Fransızca yazan ve Fransa'da yaşayan bir yazar. Roman kahramanı Lübnanlı bir asilzade ve okumak için Fransa'ya gidiyor. O sırada Alman işgali oluyor, Fransız direnişine katılıyor ve efsaneleşiyor, bir Fransız kadınına aşık oluyor. Sonra ülkesine dönüyor, Lübnan'ın Fransa'ya karşı bağımsızlık mücadelesi başlıyor o da direnişe katılmıyor. Katılan ise esrar tüccarı kardeşi.  Romanın geri kalanını anlatmayayım ama romanda her şey Lübnan'da Fransız işgali bitince sarpa sarmaya başlıyor. Roman düpedüz keşfe Lübnan'ı tekrar Fransa  işgal etse diyor. Zaten önsözde açıklandığına göre Romanın Fransızca orijinal adı Doğu'nun Merdivenleri. Lübnan'ın Sidon, Sayda ve Beyrut şehirlerine Fransızların verdiği ad. Lübnan kıyısının haritada merdivene benzetilmesinden bu adı almış.



4. Noam Chomsky (Anti Amerikan-siyasi kitapları) : Chomsky, fil felsefesinde bir efsane. Aynı zamanda Amerika aleyhtarı bir Amerikan vatandaşı, ciddi biri siyasi aktivist olarak da tanınıyor. Benim de sözüm bu Amerika aleyhtarlığı kitaplarının bir zaman sonra sıkıcı olması ile ilgili. Zira hep bir Amerikan emperyalizminden şikayet, Amerika'nın kötülüğü üzerine yazıyor ama çözüm yok. Bir de arka arkaya okursanız içinizi bir sıkıntı basıyor ve karamsarlığa kapılıyorsunuz.



5. Can Dünar'ın Atatürk Belgeselleri:  Gazeteci Can Dündar, sekiz tane Atatürk belgeseli yapmıştır ama ilginçtir hiç birinde Atatürk'ün zaferleri ya da devrimleri anlatmaz. Bu belgeselleri izlemek, sizin Atatürk'e hayran olmanıza ya da hayranlığınızın artmasına yol açmaz. Bu belgeselle Atatürk'e acımanıza yol açar. Dündar, genizden gelen buğulu sesiyle,  belgeselini yaptığı kişinin çektiği çileleri ve üzüntüleri anlatır. Bence izlenilmese, okunmasa daha iyi.