modern zamanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
modern zamanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2022 Cuma

MODERN KÖLELER-MÜLTECİLER.

 


Geçen gün okuduğum bir dergide, 2021 yılının Dünya nüfus artışının %1'in altında olduğunu okudum. Dünya çapında baby boomers (bebek bombardımanı ) çağı sona erdi. Artık seksenler ve doksanlarda olduğu gibi dünyada her saniye bir bebek doğmuyor. Dünyada aslında artık gizlenemez bir nüfus azalması var. 

Bu nüfus azalmasının da ciddi sorunları var. Artık pek çok ülke, göçmen almaya muhtaç. Sadece işçi göçüne değil, beyin göçüne de muhtaç. Çünkü sınıf atlama derdi olmayan gençlik, zorlu üniversite eğitimine hevesli olmuyor. Modern ülkelerde eğitim daha kaliteli olduğu gibi, daha da zor. Bizdeki gibi, herkesin beden eğitimi-resim-müzik dersleri beş-yüz olsun, çocuk namazında-niyazında din dersine bol not verin, burası fen lisesi, felsefeden çok zorlamayın gibi durumlar yok. Böyle olunca da erkenden hayata atılmak yerine, üniversiteye gitmek,  Avrupa gençliği için çekici olmuyor. Bu yüzden de Erasmus, Eurrail gibi projelerle üniversite eğitimi çekici hale getiriliyor.

Bir de şu var ki, bu şekil eğitim, pahalı bir eğitim oluyor ve bu şekilde yetişen eleman da pahalı oluyor. Oysa kapitalizm için her türlü elemanın, icabında üniversite profesörünün de ucuzu lazım. Ucuz mal gibi, ucuz elemanın da kullanılacağı alanlar var. AR-GE merkezinde deha fikirler üretecek mühendise de ihtiyaç var, vardiya amiri ya da şantiye  şefi olarak işçi çavuşluğu yapacak mühendise de ihtiyaç var. Kolejde kaliteli ders anlatacak öğretmene de ihtiyaç var, çocuklar sokakta çetelerin eline düşmesin diye onları okullarda oyalayacak öğretmenlere de ihtiyaç var. 

Bu durumda önce Türkiye gibi ülkelerde üniversite mezunu işsizleri arttırmak için,  gelişmemekte inat eden ülkelerde diploma patlaması yapmak. ( https://onbinkitap.blogspot.com/2021/11/genclere-diploma-patlamasi-tuzagi.html ) Sonra da bu ülkelerde mutsuzluk üretmek, o ülkeye iktidara otokratlar, diktatörler getirmek,  ülkede iç savaşlar çıkarmak olmalı.

Benim kafamda böyle garip bir komplo teorisi var. Pek çok savaşın, mülteci üretmek için çıkarıldığına dair. Zira gerçek kölelik, işsizlerin çok olduğu, işverenin seçerek eleman aldığı, parasızlığa dayalı köleliktir. İşveren için eleman sıkıntısı, abi bana iş diye ağlayanların olmamasıdır.

Şu çırak bulamayan esnafı, özellikle de geleneksel el sanatı esnafına, bir çocuğu çırak vermeye götürdüğünüzde nasıl nazlanır bilir misiniz? O çırak olacak çocuğa karşı zaten bir eğitim programı olmadığı,  tüm gün iş yapacağı çıraklığa, sözde istemeye istemeye kabul edilir. Usta da zor ya, bu dükkan anca kendini çeviriyor ya falan der. Anne ya da baba, haftalığa gerek yok, iş öğret yeter falan demesini bekler.

Bir de meslek lisesi, memleket meselesi diyen sanayiciler var, onların da derdi, kalifiye elemandan çok, maaş, hatta yemek bile vermeden stajyer işçi çalıştırmaktır.

Bütün bunlar için, Marks'ın deyimi ile yedek işçi ordusu dolu olmalıdır. 1961-1972'de Almanya'nın, daha doğrusu Batı Almanya'nın yaptığı gibi, davul-zurna ile, ödül ile işçi çağırmak, tüm  sanayileşmiş ülkelerin kabusudur muhtemelen. 

Oysa şimdi sanayileşmiş veya petrol zengini ya da başka bir şekilde iş olan her ülkeye doğru bir mülteci var. Pek çok ülkede ya iç savaş ya da anca bağıra-çağıra konuşan zorbalar var.. Bu zorbalar başka ülkeye giden gençlerle ilgili de zerre kadar üzülmüyor ve utanmıyor. Zira ülkelerini fabrika fabrika, parsel parsel sattıkları gibi, gençlerini de satıyorlar.

Kendi ülkelerinin de nüfusu azalma yolunda, bu yüzden de kendi ülkelerini de mülteciler ile doldurma derdindeler. Almanya'daki Türk işçileri, en azından 2 nesil boyunca yüksek doğum oranına sahiptiler. 1974'den itibaren doğum oranları düzenli olarak düştü ve son yirmi yıldır da Almanlardan daha az ürüyorlar. Türkiye'deki Suriyeliler ve diğer Afganların da durumu farklı olmayacak, tabi 2. nesil Türkiye'de kalabilirse. Seksenlerde ve doksanlarda Kürtler  için deniliyordu. Bir kaç yıldır da muhafazakar-dindar kesim için deniliyordu. Yıllardır onların çocuklarına öğretmenlik yapan biri olarak, o cenahta da, özellikle 15 temmuzdan beri, boşanmaların çok olduğunu söyleyebilirim.

Türkiye'deki radikal tarikatlar, Hasidi Yahudiler ve Amişler gibi dışa kapalı cemaatler de bile doğum oranları azalmakta. Diğer yandan böylesi cemaatlerin üyeleri, cemaat dışına çıkmadan ucuz iş gücü olmaz. Bu cemaatlerin, kapitalizmin ışıltılı dünyasına veya devlet baskılarına ne kadar dayanacağı da başka bir soru.

Önce bu nüfus azalmasının temel sebebini açıklayayım, tabi kendi fikrimce. Kapitalizmin insanları çok çalıştırması ve çok tükettirmesi. Dünyanın tüm tatlarını almak isteyen, her şeyi tüketmek isteyen insanlık, çocuk yapmak isteğinden vazgeçiyor. Herkes akademik kariyer, büyük ev, yaz-kış tatili veya gezmek istiyor. Hiç kimse de çocuğu ucuz işçi olsun istemiyor. Ucuz işçi olmak için sadece işsiz olmanız yetmez, öğrenilmiş çaresizliği de içselleştirip, patrona teslim olman gerekir. Küçük yaşta okuldan alınman, çıraklığa verilen, yaz tatillerinde çalışan çocuklar, büyüyünce ucuz işçi olur. Ailenin doğrudan yok diyerek büyüttüğü çocuklar ucuz işçi olur. Varsıllıkla büyüyen kişi, her seferinde bu ucuz işçilikten kurtulmak için gözünü, kulağını dört açar; ucuz işçi olmaktansa daha atılgan olur, risk alır. Oysa kavruk büyümüşseniz, öyle kolay kolay risk alamaz, ucuz işçi olmaya devam edersiniz. Bu yüzden doğum teşviki ile, aile yardımıyla doğacak çocuk, ucuz işçi olmaz kolay kolay.

Oysa göçmenler, her şeyini geride bırakmış, hayata yeniden tutunmaya çalışan insanlar, her şeye razıdır. Onlar, 1960'larda göç edenler gibi de değildir. Pek çoğu tatil için memleketine dönmeyecek ve memleketlerine yatırım yapmayacak.

Gidenlere, gitme diyemeyiz lakin bilelim ki mücadelemizi biraz da bu insanlar, özellikle gençler girmesin diyedir.

15 Mart 2020 Pazar

MODERN ÜFÜRÜKÇÜLÜK

tılsımlı kitap ile ilgili görsel sonucu
Şu günlerde tılsımlı olduğu iddia edilen bir kitap piyasaya çıkınca, o kitap da çok satınca, bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Bundan on sene kadar önce kapış giden SIR kitabını şimdilerde bilen var mı? Ben o kitabı hiç okumadım.
İşin doğrusu bu şekilde satış, tekke ve zaviyeler kanununa aykırı. Gerçi peygamberi rüyada gösteren terlik satıldığı ülkede bu kanun unutulmuş durumda.
Günümüz hurafecileri, metafizik kavramları, fizik kavramlarla karıştırmayı seviyorlar. Mesela geçenlerde bir videoya denk geldim, terk edilmiş bir mekanda cin arıyorlar. (Bir de cinlere üç harfliler deme modası çıktı. Arap alfabesinde sesli harf olmadığından,  iki harfle yazılır, iki harfliler mi diyelim?)Biri diyor ki, cinlerin enerjisini hissediyorum. Tamamen metafizik varlık olan cinlerde, fiziki bir varlık olan enerji ne arar?

Bilimsel kavramlar, giderek daha fazla günlük dilin içine giriyor. Mesela insanlar birisinden hoşlanıp, hoşlanmamayı,elektrik almak olarak tanımlıyor.
Klasik yıldız falcıları da artık matematik ve fizik dili ile konuşuyor. Yıldızların yaptıkları açılardan bahsediyorlar. Her güneş-ay tutulması haberinde kafalarını kaldırıp, tutulmanın burçlara etkilerinden bahsediyorlar. Hayatta ellerine teleskop ya da horoskop aldıklarını da sanmıyorum.
Horoskop (Usturalp) kelimesini çok kullanırlar ama bunun yarım küre şeklindeki gök haritası olduğunu bildiklerini de sanmıyorum. Önlerine konacak bir gök haritada yıldızların yerlerini bulacakları da şüpheli.


Böylesi üfürükçü bir oluşumun bayağı bir içine girmiştim bir zamanlar. Küçük bir ilçeden, Kırıkkale'ye gelmiştim ve hafta sonlarını Ankara'da ki ailemin yanında geçiriyordum. Bir felsefe öğretmeni olarak, sokaktaki ilan üzerin, Yeni Yüksektepe Felsefe derneğinde kurslara gitmeye başladım.
Derneğe hemen üye olamıyorsunuz, haftada bir, genelde cumartesi günleri 3-4 saat süren kurslara gidiyorsunuz. Ben bazı saçmalıkları görünce bıraktım.
Önce bazı Hint destanlarını falan anlattılar, sonra da birden bire Platon'a geçtiler. Platon anlatımları çok ilginçti zira Platon denince akla ilk gelen idealar alemi, geometri ve jimnastiğe hiç değinmeden Platon anlatmayı başardılar. Üstelik hocası Sokrates'ten hiç bahsetmeden.
Sonra bütün diğer çağları geçip, 20. Yüz yılda Madam Blavatsky diye birine geçtiler. On altı yaşındayken elli beş yaşında bir generalle evlendirilmeye kalkınca,  hafiften delirmiş; kafayı mistisizme (gizemciliğe) takmış. Tibet senin, Meksika benim dolaşmış.
Kadınlar ilgili tuhaf tuhaf şeyler anlatmaya başladılar. Bir ara İstanbul'a gelmiş de, köpeği kaybolmuş, aynada bulmuşlar falan.
madam blavatsky payitaht ile ilgili görsel sonucu
Her cumartesi günleri derslerim bu minvalde giderken,  dernek içinde bir de burç falı kursu açıldı. Kursu verecek olan kadın üye ciddi ciddi burçlarla geleceğin okunacağını iddia ediyordu.
Bu saçmalık üzerine derneğe ve kursa daha eleştirel gözle bakmaya başladım. Mesela en başta matematiksiz ve idealar dünyasız Platon da neydi? Felsefe derneği neden materyalist felsefeyi öğrenmeyi ret ediyordu?
Sonra dernekteki Türkler neden ömür boyu ders alıyordu da, derneğin asıl yöneticisi olan İspanyollar en üst gruba ders verip duruyordu? Anlatılanlara göre dernek uluslar arası New Akropolis kurumunun Türkiye şubesiydi. Van dahil 8-10 ilde, 15-20 şubesi falan vardı.
Dernekten ayrıldıktan bir süre sonra, şimdilerde çoktan kapanmış bir dergi, derneği haber yaptı. Kapakta Sokrates tarikatı olarak geçiyordu ve yazılanlara bakılırsa Satanistlerle bir olmuş, Papayı tehdit  etmişlerdi.


Bir New Age (Yeni Çağ)topluluğu olan grup,  Ankara'da diplomatik misyon temsilcilerince kurulmuş. (İlk kurucuları arasında Antonyo hoca dedikleri yüzünü hiç görmediğim bir İspanyol vardı. Ankara'dan sorumlu kişi de, bir süs köpeği ile gezen ve yetmişlerinde olduğunu tahmin ettiğim Maria hoca dedikleri bir İspanyol kadındı.)
Aslına tamamen ioe-sapa gelmez bir New Age inançlarını, felsefe kılığında yayıyorlardı.
Bilimin hiç olmadığı kadar popüler olduğu bir çağdayız. Bilimsel yayınlar ara ara eğlence yayımları kadar izleniyor ve satılıyor. Bazı imam hatipler ve kurslarda, Kuran odasına, Kuran laboratuvarı diye tabela koyuyorlar.
Günümüz üfürükçüleri de, dini kullanır gibi, bilimin dilini kullanıyor. Bu da onlara karşı mücadeleyi daha da zorlaştırıyor.
new age ile ilgili görsel sonucu