suriyeliler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
suriyeliler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2026 Cuma

MÜLTECİLİK DEĞİL İŞGAL



Suriyeliler üzerine herkes karışık duygular içinde.
Benimse kafamda komplo teorileri var. Komplo teorileri sorularla başlar (tıpkı felsefe gibi).
Sormamız gereken  ilk soru, normal olmayan ne var ki komplo teorisine ihtiyaç duyuyoruz.
Yardımlar üzerinden gitmeyeceğim. Zira ekonomik ve sosyal yardımlar, göçmenleri veya mültecilerin yaşaması için şarttır.
İkincisi suç oranları ve durumları, göçmenlerde her zaman suç oranları yüksek olur diyeceğim ama burada sorun, devletin polisinin bu göçmen suçluları fazlası ile hoş görmesi, müdahalede aceleci maması ve neredeyse bazı suçluları koruyup, kollamasıdır. Oysa yapılması gereken, güvenlik güçlerinin (asker-polis vesaire) göçmenlerin suçlarına karşı hassas ve daha erken müdahale etmesidir.
Sormamız gereken soru, bu suçla mücadelede aksaklık mı var, kasıt mı? Varsa kastın sebepleri neler?
Bu konu epeydir kafamı kurcalıyordu. Yılmaz Özdil'in bir yazısından sonra ben de bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim.
Yazıda fark ettiğim ayrıntı, Suriyelilerin, Türkleri özellikle kendi mahallelerinden, kendi usulleri ile kovması idi. Gece, sabahlara kadar yüksek sesle konuşmalar, koridora bilerek çöp yığmalar, yok yere kavga çıkarım, onlarca Suriyelileri bir anda yığmak vs vs...
Burada Yılmaz Özdil'in yazmadığı şey, Suriyelilerin, mümkün olduğunca AKP'lilerin yoğun olduğu yerlere yerleşmesi ve bir yerde AKP'li çoksa, oralarda daha saldırgan olması.
Bunu sebebi belki  de AKP'lilerin daha uysal ve itaatkar olması.
Diğer yandan Suriyeliler ile ilgili ilginç olaylar da oluyor.
Mesela bayram için Suriye'ye gidenlerden, geri gelmeyenlere telefon ediliyor, mektup yazılıyor, neden dönmüyorsunuz diye.
Sonra Suriye'de belli bölgelerde sivil halk,  tek koridor Türkiye'ye doğru olmak üzere kuşatılıyor. Yandaş medya da bunu manşetlerle haber yapıyor.
Tamam, Suriye'de savaş var, ondan geliyorlar ya Afganlar ve Pakiler neden geliyorlar?
Tamam, Afganistan'da El Kaide var ya Pakistan?
Gelenlerin  önemli bir bölümü de öyle kafamızdaki sersefil ve zavallı mülteci profiline uymuyor. Pek çoğu lüks dairelerinde, lüks içinde yaşayıp, daha önce belirttiğimiz çöp dökme ve gürültü etme eylemleri ile komşularını, eve yeniden Suriyeliler veya kendi memleketli mülteciler getirmek üzere, kovmakla meşguller.
Bunlara bakarak mevcut iktidarın mülteci kollayan bir iktidar olduğunu düşünüyorsunuz.
Oysa konu Orta Asya Türkleri, Iraklı Kürtler veya Uygurlar olunca, o kadar da mülteci kollanmadığını görüyorsunuz.
Hatta Suriyeli Kürtlerin devlet makamlarında yeterince destek görmediklerini ve iktidar tarafından hırpaladığına da gayet yakından da şahittim. Yani gerçekte Suriyeli Araplar ile Kürtler arasında ciddi ayrımcılık yapılmakta.
Sonuçta olan şey bir mülteci akını değil, rabıta ve benzeri örgütlerce satın alınmış iktidarın, ülkeyi Arap istilasına alet olmasıdır.
(2019'da başka bir blog için yazdıklarımdan)

21 Mayıs 2026 Perşembe

PATLAYACAK OLAN FAŞİZAN DAMAR

 


Ülkemiz progromlar ülkesidir. 1934 Trakya, 6-7 Eylül İstanbul, Maraş, Çorum, Madımak  ve pek çoğu halen hatırdadır. Bunlardan 1934 Trakya progromu, CHP'nin Türk Ocaklarını kapatıp,  Halkevlerini açmasına sebep oldu. 6-7 Eylül ise, 27 Mayıs darbecilerince yargılandı. Onun dışında progromlar genelde yargılanmadı ve devlet desteği ile yapıldı.

2021 Altındağ ise başkaydı. İktidar aslında basbayağı Suriyelileri korumak istiyordu ama saldırganlarla da arasını bozmak istemiyordu.  O kalabalık muhalif olsaydı, makineli tüfek ile seri halde öldürülür, Suriyeliler korunmasaydı, o kalabalık bir Suriyeli katliamı yapardı. (Maraş-Çorum, Sivas ve Gazi Mahallesinde olduğu gibi.) Onun yerine faşist kalabalık sakinleştirildi. Faşist bir topluluğu sakinleştirmek, kışkırtmaktan daha tehlikelidir. Zira artık otoritenin kendisini ezemeyeceğini öğrenmiştir, ceza almayacağını öğrenmiştir. Faşizmi sakinleştirmek diye bir şey yoktur, cezasız her nefret davranışı, bir sonraki için cesaretlendirmedir.

Faşizmin dişine, Suriyeliler konusunda bir kere kan değmiştir. Suriyeliler, Altındağ ilçesinden sürülmüştür. Artık Türkiye'de, hiç bir yer, göçmenler için güvenli değildir. Sadece Suriyeliler değil, Afganlar, Somalililer, Iraklılar ve hatta Türk cumhuriyetlerinden gelmiş göçmenler de güven de değildir. Altındağ'dan ve Ankara'dan dağıtılan bu göçmenlere, gittikleri yerlerde de huzur vermeyecekler.

Altındağ progromunu düzenleyenler, iktidara muhalif değil, iktidar yanlısı kişilerdi. Aksi halde bu topluluk şiddet ile dağıtılırdı. İktidar bunu yapmayarak, suçu muhalefete atma hakkını da kaybetti. 

Bu dönemde muhalefete düşen, suçu devralmamaya çalışmaktır.

(2021 Altındağ progromundan sonra başka bir blog için yazmıştım. Son iki yıldır, Beşar Esat'ın devrilmesinden sonra Suriyeliler'in pek çoğu sessizce ülkesine döndü. Gene de bu faşizan damar teorimin, başka yabancı gruplar için geçerli olduğunu düşünüyorum.