tarımı öldürmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarımı öldürmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2024 Cuma

SİYANÜRde AMAÇ, ZEHİRLEYİP, AÇ BIRAKMAK MI?



 Madencilik zor iştir. Zonguldaklı bir arkadaş, maden insana göre değil, demişti. Bu yüzden madenlerde binlerce yıl, insan sayımayan köleler sayıldı. Gemilerde kürek çekmek (kürek mahkumluğu) ve madencilik, uzun süre kölelerin işi oldu. Özellikle tünel-kuyu madenciliği çok zorluydu. O derin tüneller ne canlar almıştı. Sadece kazalar değil, ciğere dolan tozlar da ömrü kısaltmıştır. Müreffeh Avrupa ülkelerinin pek çoğunda (Almanya, Fransa, Belçika vesaire) kömür madenleri kapandı. Rusların yapay elması daha ucuz elde etmesiyle, özellikle Afrika'da pek çok elmas madeni kapandı. Böylece Afrika'daki pek çok iç savaş sona erdi. Afrika, uyuşturucu üretse de, onun asıl tüketicisi Avrupa ve A.BD'ye uzak olduğu için, Sahra çölünün güneyindek iç savaşları fildişi ve elmas karşılamış; fillerin soyu kurumaya yaklaşmışken, yapay fildişi imdada yetişmiş, yapay elmas da pek çok iç savaşı bitirmiştir. Çünkü o kadar askeri-gerillayı besleyecek para bulmak zorlaşmıştır. Altın, platin yada diğer madenler, zorlu bir işleme, cevherden ayırma süreci uzun ve zorlu. Diğer yandan Afrika, hele de Sahra güneyi hali hazırda zorlu. Bir zamanlar adı Zaire olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti, dünyanın en büyük kobalt madeni üreticisi ve bu ülkede dünyanın görmediği, her sene yüz binlerce, hatta bazı yıllar iki milyon kişinin öldüğü bir iç savaş yaşamakta. Bu ülke, yanılmıyorsam Şili ile beraber, dünyanın en büyük bakır üreticisi de aynı zamanda. Afrika kıtası ile ilgili olarak internet ve sosyal medya ortamlarında, dünya madenlerinin üçte birnin çıkarıldığına dair bilgiler görüyorum.

Bu yalansa bile abartı değildir. Bunun en başlıca sebebi, Afrika'nın bu madenlere sahip olması, diğer bir sebebi de Afrika toprağının geç sömürgeleştirilmiş olmasıdır. Afrika, sivri sineklerin, beyin humması da yapan sıtma hastalığından dolayı, 19. yüzyılda kininin ve aşıların icadına kadar çok fazla işgal edilememiş olmasıdır. Avrupalı beyaz adamın, Afrika kıtası kaynaklı hastalılara karşı narinliği, kıtayı beyaz adam mezarlığına çevirmiştir. Aşı ve ilaç teknolojisinin gelişmesi ile 19. yüzyılın ikinci yarısında Avrupalılar, genelde sadece köle kaynağı olarak görmüştür. 1885 Berlin Kongresi ile de paylaşmışlardır. Yani Afrika'da maden arama ve çıkarmaya geç başlanmıştır.

Üçüncü neden Almanya gibi ülkelerin, madenlerini kapatma nedeniyle aynı ve daha fazlasıdır. Madenler sadece çalışanına değil, çevresine de sağlık tehditi yayar. Siyanür, toz, yer yer o madenler, beraber toprak altından çıkan yan ürünler (kurşun ve civa gibi ağır metaller vesaire) başa yeternce derttir. Bu yüzden medeni memleketlerde maden işletmek zordur ve madenleri geri kalmış ülkelerde açmak daha iyidir. 1984'de, Hindistan'ın Bhopal felaketinden sonra Anerikalı şirket, davaların da Hindistan'da açılmasını sağlayarak, binlerce insanın öldüğü felakette ödemesi gereken tazminatları bedavaya getirdi. 18 binden fazla insan öldü, 150 binden fazla insan zehirlendi, 40 tom zehir havaya savruldu ama şirket hemen hemen hiç ceza ödemedi (Rakamlar vikipedia'dan. Olay 3 aralık 1984'de oldu.) Böyle bir kazanın Ameika'da olduğunu düşünebiliyor musunuz?

Yabancı kanallardan altın madenciliği belgeselleri izliyorum. Çok izleniyor ki, yıllardır devam ediyor. Parker diye aileden madenci bir genç var. 19 yaşında başladı ve kaç zamandır izliyorsam bayağı büyüdü. A.B.D ve Kanada'da yer yer özel mülk arazileri alıp, altın çıkarıyor. Bir de Berin Denizinde Altın diye bir program izliyorum. Ne kadar uzun zamandır izliyorsam, bazı kişilerin, kameralar önünde zenginleşmesini izliyorum. Bir çift var, ayrılalı çok oldu. Uyduruk bir salın üzerinde, denizin dibinden çıkardıkları kum ve kayayı eleyerek, altın arıyorlardı. Resmen kameraların önünde zenginleştiler. Erkeğin, kepçesi, gayet iyi ekipmanları, helikopteri falan oldu. Kız da, bir kaç kız alarak, kendi altın arayışını sürdürüyor. Maden dışında gayet şık giyiniyor. (Gözümüz yok, Allah daha çok versin.)

İşin ilginci hiç biri siyanür kullanmıyor. Oysa siyanür kullansalar, iki,üç yada on, yirmi kat fazla altın çıkaracaklar. O kadar maden belgesseli izledim, siyanürlü linç ile çalışan bir tek, Şili'de, yüz yılda bir yağmur yağan çölün ortasındaki bakır madeniydi. Hatta bakırı üç kere siyanürlü havuz ile işlenecek saflığa getiriyorlardı. Orada da, siyanür havuzu, kat kat güvenlikli bir alandaydı. Cevher, kilometrelerce taşınarak, siyanür havuzuna boşaltılıyordu.

Ben, çok fazla komplo teorisine inanmanın paranoya olduğuna inanalarım. Büyük kötülüklerinse tesadüfen olmadığını hayat içinde öğrendim.  Örneğin dedikodular, yanlış anlaşılmalardan falan doğmuyordu. Yeri ve zamanı bekleniyor ve ona göre özel olarak üretiliyordu. (https://onbinkitap.blogspot.com/2023/05/dedikodu-komplo-toplumu.html) (https://onbinkitap.blogspot.com/2023/02/dedikodu-cihadi.html)

Büyük katliamlar ve progromlar da ani ve kitlesel öfke krizlerinin sonucu değildirler. Uzun süreli ve teknik hazırlık isterler. (https://onbinkitap.blogspot.com/2022/04/ahmet-kaya-olayi-orneginde-progrom-ve.html) Sovyetler Birliği döneminde, Özbekistan ve Türkmenistan başta olmak üzere Orta Asya ülkeleri, yanlış tarım (sulama, gübreleme vesaire) ve kirlilikten dolayı zarar gördü. Aral görü yarıdan fazla kuruyup, iki parçaya bölündü. Bu ülkelerin tarımı, tek başına kendi halklarına yetmez hale geldi. Sizce bunda kastı yok muydu?

Peki tam fay hattının üzerine, Frat gibi devasa bir nehrin yanı başında, böyle dayanıksız bir siyanür havuzu yapmanın tek sebebi para hırsı mı, yoksa içinden geçtiği üç ülkenin (Türkiye, Suriye, Irak ve hatta Şattül Arab seneiiyle az da olsa İran) tarımını felç etmek mi?

İtalyan mafya örgütü Ndrangetha (Burada N harfi, d harfini daha ince okutmaya yarıyor, okumasanız da olur) 'nın, maden havzalarına tehlikeli (kimyasal-nüklüer) atıkları gömdüğünü öğrendiğimde de, şu yazıyı yazmıştım. ( https://onbinkitap.blogspot.com/2019/08/maden-mi-copluk-mu.html)



3 Ağustos 2021 Salı

VAHŞİ SULAMA SORUNUMUZ

 


Sevgili okurlarım. Bu yazıyı bu vakte kadar yazmamış olma sebebim, buna yetkim olmamasıdır. Hayatım boyunca çiftçilik yapmış, tarla sürmüş  olmadığım gibi, tarım sektörü ile tek alakam, öğretmenliğimin ilk yıllarını kırsalda yapmış olmaktır. Gel gelelim sorun acilse, yetkiniz ya da ehliyetiniz yoksa da, işe el koyarsınız. Tuz Gölünde ölen yavru flamingoların fotoğrafını görünce, bu yazıyı yazmaya karar verdim, çünkü basında vahşi sulamadan bahseden yok.

Buna benzer durumları, yıllar önce baca temizlememe benzetirim. Yıllar önce, ilk atandığım ilçede, baca temizlemeye parasıyla adam bulamamıştım. Üç katlı lojmanın çatısına çıkıp, kendim temizlemiştim. Şimdi de hiç kimse vahşi sulamadan bahsetmediği için, ben yazmak durumunda kaldım.

Vahşi sulama denilen şey,  tarlanızın-bahçenizin dibinde su kaynağı ya da su kuyusu varsa, ürünün türüne göre aylarca ve gece-gündüz salma sulama yapıyorsunuz. Geleneksel salma sulamanın vahşice olanı. Bundan youtuber Ruhi Çenet,  obruk oluşma nedeni olarak bahsetmişti. 

Yer altı suları başta olmak üzere, su kaynaklarını hunharca tüketen vahşi sulama, obrukların, çölleşmenin,  kuruyan göllerin de en büyük sebeplerinden biridir. Bu vahşi sulama, özellikle kuyu suyu ile yapılıyor ve her sene daha derine kuyu açılıyor, ta ki kuyudan tuzlu-jeotermal su çıkana kadar.

Vahşi sulamanın bir nedeni de, ticari hırs. Kurak arazide,  mısır, patates, elma, kiraz gibi bol su isteyen ya da aynı ürünün, bol ürün veren ama her sene ithal tohum isteyen hibrit ( çoğunlukla İsrail-İtalyan-Hollanda patentli) çeşitlerinin kullanılması, vahşi sulama kullanımını arttırıyor.

Vahşi sulamanın tek zararı, su kaynaklarını tüketmesi değil, toprağın mineral ve mikrobiyolojik dengesini de bozması, toprağın tuzlanmasına sebep olmasıdır.

İşin daha acı tarafı, bu yazıyı benim yazmış olmam, onlarca ziraat fakültesi, hocaları ve mezunlarının gerçekten hiç bir işe yaramamasıdır.

Vahşi sulama, Aral gölünü kurutan, Özbekistan ve Türkmenistan'ın yarısını çöl yapan kabustur. Hükumet ve yerel idareler (son yasa ile büyük şehir belediyeleri bu konuda hayli yetkili oldu) bir an önce bir şeyler yapmaya başlamalıdır.