fetöcüler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fetöcüler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2023 Cumartesi

LİBERALLERİN ERMENİ SEVGİSİ VE DİĞER GARİPLİKLERİNİN SEBEPLERİ



 Önce bu blogda daha önce neler demişim bir hatırlatayım: 

https://onbinkitap.blogspot.com/2021/02/ermeni-azeri-savasi-ve-israil.html

https://onbinkitap.blogspot.com/2020/05/ermeniler-turklerden-halen-ne-istiyor.html

https://onbinkitap.blogspot.com/2018/03/liberalleri-lincetmeyin-onlar.html

Doksanlı ve iki binli yıllarda Ermenilerden özür dileme kampanyalarını hatırlayan var mı? İmza kampanyalarına bazı ünlülerin adı da, onlar izin vermeden dahil etmişlerdi. Bir de bu günlerde unutulan Doğu Konferansı grubunu hatırlayalım.Nasıl Doğu Perinçek'in geçmişinde Abdullah Öcalan'la meşhur fotoğrafı varsa, Nihat Genç'in de geçmişinde Doğu Konferansı, Ermenistan gezisi vardır. Doğu Perinçek doksanlarda dergisi 2000'e doğru  ve gazetesi AydınlıkPKK propagandası yaparken (https://onbinkitap.blogspot.com/2020/09/dogu-perincek-kimdir.html), Nihat Genç'de Leman dergisindeki köşesinde  HADEP (Şu günlerde Yeşil Sol Parti) ve ÖDP (Şimdilerde Sol Parti) propagandası yapıyordu. Nihat Genç'in şansına, Perinçek'in adı her geçtiğinde bu meşhur fotoğraf servis edilirken, Doğu Konferansı girişiminin unutulması. Doğu Perinçek, Bekaa Vadisi gezisini tek başına yapmıştı. Nihat Genç ise Doğu Konferansı gezilerini (Ermenistan, İran ve Suriye'yi net hatırlıyorum Galiba Mısır ve Bosna'da vardı), İslamcı ve Liberal bir kaç gazeteci-yazar ile birlikte yapmıştı. Onlar da bu gezileri unutturma derdinde. Liberallerde genelde bir azınlık sevgisi var. (https://onbinkitap.blogspot.com/2023/05/liberallerin-kurt-ulusalcilarin-alevi.html) Gene bu sevgi, siyasal İslam ve serbest piyasa sevgisinin önüne geçmiyor. Mesela Alevileri pek sevmiyorlar, genelde solcu oldukları yada CHP'li oldukları için.

Daha önce de yazdığım gibi, bu özür dilemenin karşılığı gelmedi. Ermenilerde bir barışma, uzlaşma mesajı gelmedi. Aksine, soykırım duvarında inkar çatlağı denilerek, o zamanlar devam eden birinci Karabağ savaşında, Ermeni saldırısının meşruluk kaynağı olarak kullanıldı. İşin ilginci, bu liberallerin en ateşli üyesi olan Hasan Cemal'in dedesi, İttihat ve Terkakki'nin üç önemli liderinden biri olan Cemal Paşa, soy adını da ondan alıyor. (Diğerleri Talat ve Enver'dir.) Falih Rıfkı Atay, Zeytindağı adlı kitabında Cemal Paşanın gaddarlıklarını çok güzel anlatır. Kendisi, dedesi adına idam edilen Arap milliyetçilerinin torunlarından özür dileyebilir.

Kendine Liberal diyen bu grup yada gruplar, ülkemize ne çok zarar verdiler ve halen de zarar vermeye doymuyorlar. Özelleştirmeler sonrası ucuzluk yada daha fazla üretim olmadığı gibi Türkiye bazı şeyleri hiç üretemez oldu. Türkiyelilik kavramı ile Kürtlerin topluma kaynaşmasını (sanki çok toplum dışıymışız gibi), devletin faşist politikalarına karşı çıkma falan dediler. Meğer Türkiye'ye yerleşmek isteyen ama kendisine Türk demek istemeyen Araplar içinmiş. Suriye sınırında mayından temizlenen arazilerde organik tarım yapılmadı ama kontrolsüz göçmenler geçti. Ne dedilerse yalan çıktı. (https://onbinkitap.blogspot.com/2018/03/liberalleri-lincetmeyin-onlar.html) Siyasal İslam kimseye özgürlük vaat etmedi ama liberal  takımı bu iddialarda bulundu. Bu ve buna benzer pek çok şeyi, halk için yaptıklarını falan söylediler.

Oysa o yıllarda katıldıkları Fetö ve iktidar yanlısı toplantılara katıldıkları için, zarf içinde huzur hakkı adı altında paralar aldıkları ortya çıktı. Üstelik bu paraların vergisini bile ödememişlerdi. Çünkü zarf içinde ve faturasızdı. Yıllarca, kar etmeyen     Radikal ve Yeni Yüzyıl gazetelerinden dolgun maaşlar aldılar.  (https://onbinkitap.blogspot.com/2023/09/nilufer-golenin-korosuradikal-yeni.html) Şimdi de takipçilerinden bağış diledikleri internet siteleri ve sosyal medya hesaplarına, Amerika'da adresi bile belirsiz fonlardan binlerce dolar aldıkları ortaya çıktı. Bu hesaplarından bol bol kaçak göçmen övgüsü ve acındırması yapıyorlar. Tarihi de kafalarına göre şekillendiriyorlar. Mesela 2.Abdülhamit'e kızıl sultan lakabı,  döneminde katledilen Ermenilerin fazlalığıdır. Abdülmedic-Abdülhamit döneminde göç eden ve öldürülen Ermeni sayısı, 1915 Tehcir Kanunundan fazla olabilir. Zira şehir progromu ve sivil milislerin saldırıları ile ilgili bir istatislik-sayım yapılmamış. Burada iki trajik tarih anı vardır. Biri 17-19 Ekim 1860 Halep progromu (genel olarak hedefte tüm Gayrı Müslümler vardır), diğeri de 21 Temmuz 1905 tarihinde Abdülhamit'e cuma namazı çıkışında patlayan bombalı at arabası sonrasında başlayan, Anadolu'da ve Türk-Müslümanların yoğun olduğu bölgelerde Ermeniler başta olmak üzere Gayrı Müslümlere yapılan saldırılardır. Saldırılarda o kadar Ermeni öldürülür ki bizzat Abdülhamit, yeter artık daha fazla Ermeni öldürmeyin diye açıklama yapar. (Kemal Tahir, Esir Şehrin İnsanları romanında anlatır.) Öte yandan Abdülhamit'in sarayı ve çevresi de Ermeni-Rum ve Yahudi doludur. Osmanlı'da azınlıkları, içinden önemli bireyleri devşirerek yönetme usulü vardır. 

Oysa liberaller, Osmanlı'nın cumhuriyetten daha barışçıl olduğunu söylerler.

Liberaller ile iktidarın arası 2010 yermez ama evet referandumundan beri açık. (https://onbinkitap.blogspot.com/2020/04/yetmez-ama-yanildiniz-kendiniz-icin.html) Hele 15 Temmuz'dan beri hepten kopmuş durumda. Gene de iktidara muhalefetten çok, muhalefete muhalif havasındalar ve herhangi bir muhalif oluşumu, öyle canla başla desteklemiyorlar.

Desteklemesinler daha iyi, o da ayrı konu.



28 Ağustos 2020 Cuma

NİHAT GENÇ'İN EZEL DİZİSİ ÜZERİNE İDDİALARI 2




Okuru pek az olan blogumda en fazla okuna yazılardan biri de Nihat Genç'in Ezel dizisi ile yazdığım yazı. Hemen her gün illa bir iki kişi okuyor bu yazıyı.
Bunda dizinin halen süren popülaritesi kadar Fetö örgütünün komplo düzenleme ustalığı da etkili olmakta. Örgütün televizyon dizilerini halkı yönlendirmek için kullandığı da bir sır değil.
Dizilerin yayımlanırken ortaya atılan, halk bunu istiyor yalanını artık yutmamalıyız.  Kenan İmrizalıoğlu'nu ünlü yapan Deli Yürek dizisi bir buçuk yıl boyunca düşük reytingle yayımlandı. Ezel 'in ise ikinci sezonun başında reytingleri hızla düşmüştü. Sonra toparlanır olsa da, eski durumuna gelememişti.
Galiba diziyi en çok izleyenler ekşi sözlükçülerdi. Ben de o zamanlar sözlüğün bayağı sıkı okuyucusuydum. Hatta sözlükte dizi ile ilgili bir tüplü televizyon muhabbeti dönmüş, dizide de buna atıf yapılmıştı.
Diziden komplo teorisi  çıkarmamızın en temel sebebi olan sahneyi bir hatırlayalım:
Temmuz adına bir asker, İstanbul boğazında külotuna kadar soyundurulur, sonra vurulup, boğazı kesilerek denize atılır.
Simpsonlardan bile dehşet bir kehanet.
Bence Simpsonların kehanetinde Fox Compertion ve  onun haber ağındaki onaylanmamış  ve kayıt dışı (off the record) haberleri senaryolaştırdıklarını düşünüyorum.,
1-SENARYONUN ANA YAPISI
atatürk e benzeyen adamın ezel de oynaması - uludağ sözlük galeri
Film, dizi, roman ya da benzeri sanat ürünlerinde,  subliminal ya da gizli mesajlar, öyle geri planda haç, penis, orak çekiç veya ona benzer şeyler değildir, eserin bütünü, çoğu kez olmayan şeydir. Mesela Red Kid çizgi romanında hiç siyahi karakter olmaması, sadece konuşmayan uşaklar olarak görülmesi gibi.
Deli Yürek, Kurtlar Vadisi gibi diziler, mafya ve derin devleti sevimli gösterip, kanun dışı devlet infazlarını kahramanlık gibi gösterdi. Halkın bu tip devlet-mafya ilişkilerini normal görmesini sağladı.
Ezel dizisinde ise sürekli kumpas, dolap çevirme, iki yüzlülük ve dolap çevirme vardı. Kumpas demişken, dizi yayımlandıktan hemen sonra (yetmez ama döneminde yayımlandı dizi) bir dizi kumpas davası ile ordunun masum subaylarının ve pek çok Atatürkçünün haysiyeti çalınmıştı.
Dizide Dayı (Ramiz Karaeski), Ezel, Kenan Birkan, Tevfik hariç hiç bir karakterin safı belli değildir. Dizideki Dayı ile Kenan zaten birer kutup iken, diğerleri her az taraf değiştirmektedir.
Kenan'ın tetikçisi ve sağ kolu Temmuz bile, Kenan ve Cengiz arasında gelip, gitmektedir.
2-KARAKTERLERİN GARİP ADLARI
Fenomen Dizi Ezel'de FETÖ Mesajları mı Verildi - Haber
Dizideki karakterlerin adları da ilginç ve manidar. Bazıları sadece dizide. Mesela Temmuz, Sekiz ve Ocak. Temmuz'un manasını öğrendik. Bence Ocak, ocak ayı değil, başlangıç anlamında. Ocak, dizde Ramiz'in sağ kolu Tevfik'i öldürüyor.
Tevfik denilince sıradan Türk insanının aklına ilk gelen isim, şair ve eğitimci Tevfik Fikret'tir. Nurcuların aklına ise, Sair-i Nursi'nin katibi Tevfik Göksu'dur. Babasının görevi sebebi ile yirmi yıl Şam'da kaldığı için, Şamlı Hafız Tevfik diye anılır. Nur'un birinci katibi unvanı vardır. Yeni nesil, Çay Hause gibi youtubekanalların trol saldırısı ile yeni nesi Fetö'yle beraber, Nurculuktan da uzaklaşmakta.
Ramiz, rumuzla yada ima ile konuşan anlamına gelir ki bu hem Fettullah Gülen'in hem de Said-i Nursi'nin yaptığı iştir. Ramiz'in lakabı dayı'nın ilk akla gelen anlamı annenin erkek kardeşi demektir. Osmanlı'da bölge yöneticilerine de dayı denildiği olmuştur (Cezayir dayıları gibi). Öte yandan dayı kelimesinin kökeni Arapça DAİ'den gelir. Davet Eden demektir ve dine davet eden anlamına da gelir.  Kenan, Nuh'un babasına ve onun haber verdiği tufana inanmayan oğludur. Yani bir taraftan, dinden dönen, inkar eden anlamına gelir. Ezel, sonsuz geçmiş demektir ve İslam'da Allah'ın bir sıfatıdır. Bayraktar ise, bayrak tutmaktan öte, önder, öncü demektir. Eyşan ise, hecelendiği gibidir, ey  şan. Ezel'in gençliğindeki adı ise Ömer,  adaletliliğin ve masumiyetin simgesidir.
Diğer isimler üzerinde yorumlamaların zorlama olacağını inanıyorum, belki bu yaptıklarım da zorlama, hatta fazla zorlama yorum.
3-DİZİDEKİ BAZI GARİP OLAYLAR VE OLGULAR
Fenomen Dizi Ezel'de FETÖ Mesajları mı Verildi - Haber
Dizideki en garip olgu, daha önce de dediğim gibi kumpaslar ve çevrilen dolaplar. Daha ilginci dizideki kişiler kumpas  kurmaktan gurur duyması, bununla övünmesi, kumpasla mahvettikleri kişiler, bak ne güzel yaptım demesi.
Dizinin iki sezonunun birbirinden keskin çizgilerle ayrılması, ilk sezonun Ezel (Ömer)'in öyküsüne yönelikken, 2. sezonunun Ramiz Dayı odaklı olması, ilk sezonunun Monte Cristo Kontu'nun kopyası gibiyken, 2. sezonunun ciddi ciddi derin devleti konu alması
Ramiz dayının sevdiklerine yeğen, sevmediklerine kardeş demesi, kardeşliği bir düşmanlık olgusu olarak tarifi de ilginç. Bir de o kadar kin ve düşmanlıktan sonra bile Kenan Birkan'ın Ramiz'e abi demesi, düşmanlık anında bile saygı göstermesi.
Ramiz'in Sait-i Nursi gibi gençken de, yaşlıyken de bıyıklı ve sakalsız oluşu, Kenan Birkan'ın gençken bıyıklıyken, yaşlandığında Atatürk gibi bıyıklarını kesmesi; Ramiz'in Nursi ve Fetullah gibi bol, cübbemsi şeyler giyerken, Kenan'ın Atatürk gibi üzerine tam oturan takım elbiseler giymesi ve Atatürk gibi saçlarını  geriye taraması.
Kenan Birkan'ın devlet başkanı gibi tüm kamu kuruluşlarını isteğine göre yönetmesi, istediği gibi yönlendirmesi, o ve adamlarının (özellikle Temmuz'un) her yaptığının (Ezel intikamını alana kadar) her yaptığının yanına kar kalması. Bu özelliklerin özellikle 2. sezonda seyircilerin gözüne sokulması.
Kenan Birkan ve ülkenin zengin elitlerinin, kendi lüks dünyaları ve özel anlarını ara ara Eyşan'a sergilemesi sonra şairlerin şiirlerini, ressamların resimlerini yaptıkları özel mekanın gösterimi. İkinci sezon boyunca devlete ve orduya bir sürü kötü kavramın yüklenmesi
Çoğu ikinci sezonda ortaya çıkan tuhaf isimli ( ocak, sekiz, temmuz) kötü karakterlerin ordu kökenli olması, çocukluktan itibaren ordu tarafından yetiştirilmesi
Temmuz'un ölmeden az önce ortaya çıkan her şeyden ikişer tane edinme takıntısı
Ezel'in kendisine düşman kampta olduğu halde ikide bir yardım et Eyşan deyip, durması.
Aslen Ezel'in olan fakat Cengiz tarafından yetiştirilen oğlu Can'ın, kendini yetiştiren ve çok da ilgili olan Cengiz'i çabucak unutması, annesinin başka bir erkekle birlikte yaşamaya başlamasını çabucak kabullenmesi (bence dizinin an mantık dışı kısmı buydu).
Kenan'ın has adamı Kaya'nın önce yanlış anlama ile Kaya'dan kopması; sonra patronu ile barışmış iken  Dayı'nın ölümünün ardından tüm gün depresyona girmiş rolü yapan Ezel tarafından zehirlenerek öldürülmesi (Bana Akp'den ayrılıp, parti kuranları getirdi, bir zamanlar Erdoğan ile kabgalı iken, şimdilerde ortak olan Bahçeli'de akla gelebilir.) Sonra da hep Ezel'in galip gelmesi.
Dayı'nın dizinin finalinden çok önce ölümü, Tuncel Kurtiz'in yaşlılığı ve hastalığı ile açıklanmıştı. Haluk Bilginer sağ olduğu halde, finalden çok önce öldü. Tucel Kurtiz ölmeden az önce de Muhteşem Yüzyıl gibi ciddi bir dizide, ciddi bir tarihsel karakteri canlandırdı. Kenan Birkan'ın kendi odasında, kendi silahı ile intihar etmiş gibi gösterilmesi de (hele de Ezel'in önce bunu açıkça Kenan Birkan'a söylemesi.)
Dizi son bir kaç bölümde Ezel-Cengiz mücadelesi boyutuna iniyor ve filmin sonunda Dayı ve Kenan'ın düzeninden, mal varlığından iz bile kalmıyor.
Ezel'in kendini öldü gibi gösterip, oğlunun yıllar sonra kendisini  bulması ve Sızıntı dergisinin meşhur kapağına benzetilen kavuşma sahnesi de tartışmalı. Dayı, ölmeye bin sebebin olsa bile bunu yutma, yeni bir hayat kuracaksan bunu yut diyor. (Oysa final Kenan Birkan, Cengiz ve benzerlerinin öldürülmesi ve Ezel'in muhteşem zaferi ile bitebilirdi)
Gene Nihat Genç'in iddialarından yola çıkarak dizideki iki ilginç noktayı da hatırlayalım.
Ramiz, hapisten çıktıktan sonra, balık ekmek satıcısı ile sohbet ediyor. Satıcı dışarıda mıydın diye sorunca hayır içerideydim diyor (15 Temmuzda içeride olduğunu gördük)
Kenan Birkan Vurulma Sahnesi - YouTubeBir de Cengiz, Kenan'ın yanına geçtiğinde, ona kumarhanelerin yeniden açılacağını söylüyor. Otel kumarhaneleri açılmadı ama sokaklar ve internet kumarhanelerle doldu. Atlar artık haftada 2 gün değil, her gün koşuyor. Uganda, Paraguay gibi adını haritada bulamayacağınız ülkelerin icabında buz hokeyi gibi ne olduğunu bile bilmediğiniz karşılaşmaları için iddaa (iddia) oynayabiliyorsunuz ve bayide bilemeyeceğimiz çeşit oyun var.
SONUÇ YERİNE
Bu yazıyı yazma sebebim Temmuz'un ölüm sahnesi ve örgütün bu tür yönlendirmeleri çok kullanması. Bir de dizi yayımlandığı zaman, televizyonda biter bitmez youtube'da yayımlanıyordu. Bir şey bedavaysa, ürün sizsiniz sözü aklıma geldi.
 Zorlama olup, olmadığını da yakında anlarız.