istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2026 Çarşamba

İKTİDARIN GERÇEK SAHİPLERİ ORTAYA ÇIKARKEN (YA DA NE İSTANBUL'MUŞ AMA )



Bu seçimde ne seçimmiş  ama dedim. Hiç olmayacak sürprizler, daha seçim başlamadan oldu.
Klasik AKP-MHP koalisyonunun iki sürpriz destekçisi var. Türkiye Komünist Partisi ve Abdullah Öcalan. Karşı tarafta Öcalan'ı artık dinlemeyen Selahattin Demirtaş ve HDP. İşin daha komiği HDP, Öcalan'ı dinlemiyor diye, Devlet Bahçeli'nin öfkeden köpürmesi.
Mevcut düzenin var olup, yok olma kavgasında, (beka ) artık saflar daha belirgin. TKP'ye varıncaya kadar, herkes rengini belli etti.
Sistem  kadar zor durumda kaldı ki, Öcalan kardeşler  ve Devlet Bahçeli kol kola girdi. Gene de tarihi yenilgiyi engelleyemediler.
Bu yenilgi bir dönüm noktasıdır. Tüm iktidarlar, önce İstanbul'dan bitmiştir. Tek parti CHP'si, 1989-2002 arasında merkez sağ, önce İstanbul'dan erimeye başladı. Şimdi tozu bile kalmamış DYP, İstanbul'da dördüncü parti iken, Isparta'da birinci partiydi ve üstelik o zamanlar ilden çıkan 7 milletvekilliğinin beşini alıyordu. ANAP ise, benzer durumdaydı.
1989'da SHP'nin belediyeler zaferi, merkez denen holding medyasının saldırısı ve siyasal İslamın yükselişi ile kesintiye uğramıştı.İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu'nun dediği gibi, saatleri durdurabilirsiniz ama zamanı durduramazsınız.
Şu andan itibaren ise hiç bir şeyi durduramazsınız. Hatta  Endonezya'da 1965'de yapılan bir katliam olsa bile solun ilerleyişi durdurulamaz.
Seçimi AKP kazanması, AKP'liler için bile iyi oldu. Yoksa o son anda yaptığınız Osman-Abdullah Öcalan biraderler, Türkiye Komünist Partisi, MHP, BBP  ve bilumum ittifaklarla ne yapacaktınız?
Ayrıca hani koalisyonlar döneminiz bitiyordu.
+Bundan sonra bitiş başladı.
Bitiş derken, 2002'den beri devam eden AKP dönemini kast etmiyorum. 1950, hatta 1945-56'dan beri süregelen sağcı iktidarlar silsilesini kastediyorum.
1945'de 2. dünya savaşından Sovyetler Birliği zaferle çıkınca, Türk siyaseti, komünizm gelecek,  korkusu ile Amerika'ya yanaştı. Amerika'da, İngilizlerin eski müttefiklerini yardıma çağırdı, tarikatlar.
İngilizler, yüz bin kadar subayla, yüz milyonluk Hindistan'ı (O hindistan kavramı içince bu günkü Pakistan, Bangladeş, Nepal, Srilanka ve daha fazlası vardı), din adamı başta olmak üzere yerel iş birlikçileri sayesinde yönetmişti. İngilizler, böl-yönet sistemini en fazla din üzerinden yapmıştır.
Şimdi ise zirve yapan din iktidarının sonun başlangıcıdır İstanbul seçimi.
Aslıda 1 mart seçimine hiç dokunmamalıydı. Ancak yapamadı. Sebep sadece İstanbul büyükşehir belediyesinin büyüklüğü değildi. Diktatörün egosunun büyüklüğüydü. 7 Haziran seçimlerini patlayan bombalarla 1 Kasım'da zafere ulaştırdığı gibi, zafere ulaşmalıydı. Muhalefeti ezmeliydi.
Oysa zaman geçmiş, ekonomi çökmüştü ve taktikleri de eskimişti.
Muhalefet ise,  Rus Çarı Büyük Petro gibi, yenile yenile, yenmeyi öğrenmişti. İktidar, daha ağır bir darbe aldı.
Şimdi muhalefette konfetiler yere inecek ve esaslı mücadele başlayacak.
İktidarda ise şok geçecek ve gerçek acı başlayacak. Yaşayanlar bilir, büyük yaralanmalarda ilk anlarda, bazen saatlerce canının acıdığını anlamazsın.
O zaman iktidar için ise gerçek bir beka sorunu başlayacak.
(199'da yazmıştım)

11 Eylül 2023 Pazartesi

İSTANBUL'DAN KİMLER KAÇMALI



 Burada beklenen İstanbul depremi ile ilgili pek çok yazı yazdım ve galiba bu deprem gelene kadar da yazacağım. Daha önce neler yazmışım, şöyle bir linklerini bırakayım:

https://onbinkitap.blogspot.com/2020/01/deprem-artik-panige-kapilalim.html

https://onbinkitap.blogspot.com/2020/11/aklimiza-gelmeyen-felaketler.html

https://onbinkitap.blogspot.com/2020/02/tuzlu-su-imar-affi.html

https://onbinkitap.blogspot.com/2019/09/barbarlari-beklercesine-depremi.html

https://onbinkitap.blogspot.com/2023/02/kitlelerin-sucu-da-suctur.html

Okuyucularım, deprem geliyor. Kırmızı Pazartesi'nin gelişi gibi, herkesin gözü önünde geliyor. (https://onbinkitap.blogspot.com/2018/08/krmz-pazartesi-krizleri.html) Bu jeofizik yada jeoloji biliminden önce mantık ve matematik bilimi var. Kuzey Anadolu fay hattı, 1939 Erzincan depreminden beri daha batıya doğru altı ve üzeri depremler üretiyor.


Yani görüleceği üzere deprem her an yaklaşıyor ve biz İstanbul civarına her türlü binayı yığmakta ısrar ediyoruz. Şehir, deniz kumundan yapılan, betonu yetersiz binalarla dolu. Sıradan bir birey olarak yapmamız gereken, İstanbul'dan uzaklaşmak. En başta fırsatı olan herkes diye en son söyleyeceğimizi en başta imkanı olan herkes kaçsın diyeceğim. Öte yandan ciddi risk taşıyanlar var, bunlardan bahsedelim:
1)Emekliler, engelliler, yatalaklar ve yalnız yaşayan yaşlılar; Deprem anında, binaları yıkılmasa bile, en güçsüz olanlar olarak, yağmanın ilk hedefi olacaklar. Fiziksel güçlük bir yana, pek çoğunun parası da olmayacak. Şehirden tahliye de zor olacak. Evleri sağlam kalsa bile, kargaşalıkta ilk hedef olacaklar.
2)Ünlüler ve zenginler: Deprem sonrası kargaşalık, tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük. Bu kargaşalıkta ilk hedef gıda-giyecek satan yerler olacak. Sonra bazı kötü niyetliler, fırsattan istifade zengin olmaya çalışacak. İstanbu depremini, on il depremine ve diğer depremlere benzetmeyin. O illerde genelde herkes birbirini tanıyordu. İstanbul'da ise kaç kişinin yaşadığı belli değil. İSKİ'nin su tüketim ölçümüne göre yaşadığını beyan edenlerden yüzde yirmi kadar fazla insan yaşıyor. Bunların tamamı da ne mülteci-ne sığınmacı olan kaçak göçmen güruhu. Dizilerden gördükleri ve kendilerine yakın gördükleri İstanbul'a geliyorlar. Bir de bu devasa şehirde yollarını bulacaklarını sanıyorlar. 
Bir şekilde suç işleyenlerin ilk hedefi lüks konutlar olacak. Günümüz teknolojisinde işlerinizi uzaktan da yönetebilirsiniz.
Eğer İstanbul depreminden sağ kurtulanların yapması gereken, kendisini ve sevdiklerini bir an önce şehirden uzağa gitmesini sağlamak olmalıdır. Ölüleri gömmekten bile vazgeçilmeli, mal-mülk derdine düşülmemelidir.
3)Yabancılar, kaçaklar, göçmenler: Kaçaklar ve göçmenler, deprem sonrası yağmanın önce faili, sonra kurbanı olacak. Düzeni sağlamak için Trakya ve çeşitli birlikler, yağmayı engellemek için Türk olmayan yada Türke benzetmedikleri herkesi vuracaklar ve subayların emirlerini de dinleyemeyecekler. Hatta bu durum tüm ülkeye yayılacak ve büyük bir yabancı avı başlayacak. Sadece Afganlar, Araplar falan değil, tüm yabancılar bu durumdan etkilenecek.
https://onbinkitap.blogspot.com/2020/05/unuttugunuz-tehlike-suriyeliler-ve.html