meksika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meksika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2022 Cumartesi

CHAPO DİZİSİ VE UYUŞTURUCU MAFYASINA HOLLYYWOOD BAKIŞI

 


,El Chapo dizisini izleyip bitirdim ve ve hem bu dizi, hem de genel anlamda Amerikan dizilerindeki Meksika görüntülerinin değişimini gördüm. Bir kere, olayın Meksika'da geçtiğine dair sarı filtreyi çıkarmışlar. Meksika'ya girdiğinizi görüntüler sararınca anlamıyorsunuz. Diğer bir yenilikte, koca ülkede başkent Meksiko City dışında da büyük şehirler olması, olayların minicik köylerde geçmemesi ve de üçte ikisinden fazlası tropik ve yarı tropik orman, tarla ve bahçelerle dolu ülkeyi nihayet yeşilliklerini de gösterilmesi olmuş.

Asıl büyük fark, bu dizide Netflix'in daha önceki Narcos dizilerinde her yere yetişen DEA ajanlarının ortada pek görünmemesi ve işleri genelde Meksikalıların yapması. Oysa Narcos ve Narcos Meksico'da DEA ajanları aslan gibiydi.  El Patron (Chapo), Cali'nin Beyfendileri, Sıska Adam Felix Galardo ve daha nice dolar milyarderi mafya babasına karşı babalar gibi savaşan DEA; cüce ya da bücür El Chapo Guzman'a karşı bire bir savaşmaktan kaçınmış gibi. Üstelik Guzman daha mafya hiyerarşisinin altlarındayken bile bu böyleymiş sanki. Sırf bu yüzden El Chapo'nun hikayesi, Narcos serisinden ayrılmış.

Bu dizide ise DEA ajanlarının tek yaptığı, Meksika devleti bürokratlarını ve politikacılarını sıkıştırmak, onları tehdit etmek. Guzman'ın tüm siyasi ilişkileri, homoseksüel bir politikacıyla sınırlandırılmış. Bu biraz da dizi senaryosunu dağıtmamak ve dizi kadrosunu daraltmak amaçlı da olabilir.

Diğer yandan dizi, az da olsa uyuşturucunun toplumsal etkisine katılmış. Zira kartel denen çeteler, gençleri zorla örgütüne katmakta. Pek çok genç de futbolcu, sanatçı olmak gibi hayallerini gömüyor.

 Diziyi izlerken, Amerika'nın gerçekten uyuşturucu ile mücadele edip, etmek istemediğini düşündüm. Çünkü bu uyuşturucu ticaretinden Amerika ve Avrupa devletleri daha çok kazanç sağlıyor. Escobar bir zamanlar, Amerikan merkez bankasının banknot matbaasından daha hızlı para kazanıyordu, pek çok uyuşturucu baronu da benzer kazançlar sağlıyor. Öte yandan hem bu uyuşturucu parası için çetelerin kendi aralarında savaş, hem devletlerin uyuşturucuyla savaşı, pek çok ülkede iç savaş görüntüsü veriyor; hem de uyuşturucu parası, iç savaşları besliyor. Dünyada en çok para kazandıran birinci illegal iş uyuşturucu kaçakçılığı, ikincisi ise silah kaçakçılığı. Silahın parası da uyuşturucu kazancından geliyor. Bu yüzden uyuşturucu kaçakçılığının yoğun olduğu ülkelerden Amerika ve diğer gelişmiş ülkelere doğru bir servet akıyor. Kimse birilerin ne zaman öldürüleceği ya da kaçırılacağı belli olmayan ülkelere yatırım yapmak veya oralarda yaşamak istemiyor. Amerika ya da Avrupa ülkelerinde uyuşturucuya başlayan bir üniversiteliye karşılık en az on tane tertemiz beyin göçü alıyor.

O kadar DEA dizisi izledikten sonra kafamda komplo teorisi oluştu Amerika aslında o kadar da uyuşturucu ile mücadele etmediği, edermiş gibi yapıp, ortalığı karıştırıyor. Bu dizileri de kendisini aklamak için yaptırıyor.

8 Nisan 2019 Pazartesi

ROMA FİLMİ



Netflix'in son dönemin meşhur filmi Roma üzerine bir  şeyleri geç olmadan yazmam gerektiğini hissettim. Ayrıca şimdilerde spolyer denen şeyden vereceğim. İçeriğinden de bahsedeceğim.En baştan söyleyeyim, bu filmin benim açıdan tek önemi, filmdeki kontrgerilla tiplemesi. Daha ilk başta, bu karakter , andan doğma,penisini sallaya sallaya, elinde sopa sallayarak, karate yaparken, aynı Ülkücülere gibi yüz hali var demiştim kendi kendime.
Sonra kitlesel bir karate sahnesi vardı. Benzer bir sahne, Okan Bayülgen'in baş rolünü oynadığı, 1997 yapımı Ağır Roman filminde de vardı.  Filmdeki kötü karakter REİS, böylesi bir toplu karate antrenmanı yapılan bir yeri ziyaret ediyordu. Ülkücü komando kampları da birbirine benziyor demek ki.
Bu şahıs solcu bir göstericiyi vurunca da iyice emin oluyoruz. Ülkü ocakları Meksika'da da kurulmuş. Daha doğrusu benzer paramiliter sağ örgütler, Amerika'nın tüm müttefiklerinde kurulmuştu.

Malum, Meksika için Allah'a uzak, Amerika'ya (birleşik devletleri) yakın memleket derler. Bu ülke Küba'ya da yakındır ve tüm Latin Amerika gibi sola meyillidir. Bu ülkeyi de boş bırakacak değildir elbet.

Ha, bir de; Alparslan Türkeş gibi bir CIA-NATO ajanına da Başbuğ deyip, kutsayanlar, kafasızdır o kadar.
Bunun dışında film, vıcık vıcık bir burjuva kadını ve hizmetçisi trajedisi. İki hizmetçisi, iki çocuğu ve cerrah doktor olan kocası ile gül gibi geçinip, gidiyor. Aslında bir biyokimyacı ve kocası ile hastanede tanışmış. Zengin kocayı bulunca da,  kim çekecek hastanenin kahrını deyip, öğretmenlik yapmaya başlamış.

Kocası ile mutlu iken kıl aldırmıyor ve hizmetçilerle pek muhatap olmuyor. Kocası genç bir kız için kendisini terk edince,  hizmetçisi ile kadınların kaderi yalnızlıktır diye ağlaşıyor.
gladyo ile ilgili görsel sonucuAklıma bu sene duyduğum bir fıkra geldi. Ankara'da merkezi ve büyük bir okulda, kadın öğretmenler, kendi aralarında kocaları ile övünüyormuş. Benim kocam başhekim, benim kocam vali, benim kocam yargıtay üyesi, benim kocam general, falan da filan. Bir tanesinin de kocası öğretmenmiş.  O da demiş ki;
-Benim kocam da zümre başkanı.
Geriye de 1972 Meksika'sının zemininde kendi yaşamları kalıyor. Mesela bir yerde köylüler toprak işgal ediyor, toprak ağalarının  (orada kökleri İspanya'ya dayanan  aristokratlar) tazılarını falan zehirliyor, ekinlerini falan yakıyor. Onlar da köşklerinde korku ile bekliyorlar falan.

Sonuç itibarı ile  bu Ülkücülerin Nato ve Gladdyo yapılanması olduğunun bana göre ispatından başka bir önemi olmayan, az biraz sıkıcı ve yarım dakika bile sürmeyen penis görüntüsü ile vurulan solcu eylemci görüntüsü yüzünden de aile filmi olmayan bir film.