inceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
inceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Eylül 2022 Çarşamba

VEBA GECELERİ VE DALKAVUKLAR GECESİ KIYASLAMALI İNCELEME

 


Veba gecelerini çok merak ediyordum çünkü Atatürk aleyhine olduğuna inanıyordum ama Pamuk'a para kazandırmak istemiyordum. Derken almış bir arkadaştan ödünç aldım. Kitap, basbayağı Atatürk'ten öte, Atatürkçüleri aşağılamak için yazılmış ve romanda gizli bir Abdülhamit övgüsü de var. Kitabı, kendisinden çok önce yazılmış ve kendisinden çok fazla tarzda yazılmış Dalkavuklar Gecesi'ne benzettim.



Her iki roman da,  Atatürk'e hakaret olarak yazılmış, sonrasında yazarları ben Atatürk'e hakaret etmek için yazmış, ancak sonrasında da sahiplenmeişlerdir. Dalkavuklar gecesi denen uzun öykü-kısa romanın (ya da Almanların deyimi ile novelanın) Atatürk'e hakaret olduğunu anlamak için, romandaki isimleri tersten okumanız kafi: Filozof İlanasam (Hasan Ali Yücel) ,başhekim Ziza, şevket Aziz Kansu,  kralın gözdeiz Yamzu (Afet İnan. İnan'ın kızlık soyadı Uzmay'dı) vs vs. Ekşisözlükte biri güzelce sıralamış. Sağcıların Atatürk ve İnönü'ye, iki ayyaş demesinin temelinde de, bu roman vardır.

Her iki yazarında siyasal dincilerle aşk-nefret ilişkisi vardır. Atsız, oğullarına göre dinsiz, yazdıklarına göre Şamanist (ya da Tengrici) biriydi. Ataürk'e ait pek çok hakaretin kaynağı olan Rıza Nur,  onun manevi babasıydı.  

Dinciler ile Atsız-Atsızcılar arasında bir aşk-nefret ilişkisi vardır, tıpkı Pamuk'la olduğu gibi. Dinciler, tarikatlar, Atsızla dalga geçerler ama pek çok konuda da, özellikle iki ayyaş muhabbeti ve İnönü'le alay ettiği Z Vitamini romanını kullanırlar. Zvitamini dahil pek çok eserini ilk yayımlayan, Necip Fazıl Kısakürek'in Büyük Doğu dergisidir. Pamuk'a da Nobel ödülünü ilk aldıklarında tebrik edenler, sonra ona terörist dedi.

Dalkavuklar Gecesinde ki Hitit kralının Atatürk olduğu ne kadar belliyse, Kolağası Kamil'in de Atatürk olduğu bellidir. Sağır sadrazamın, topçu subayı olarak ilk görev aldığı Yemen'de sağ kulağı ağır işiten ve ömür boyu işitme cihazı taşıyan İsmen İnönü'dür. Şaşı kralda, Trablusgarb savaşında aldığı yaradan dolayı sol gözü yüzde yetmiş görme kaybı yaşayan ve şehla, yani hafif şaşı bakan Atatürk'tür. Ayrıca Atatürk, gene Trablusgarb'da ağır bir kabakulak atlatmıştır. Benim tahminim bu kabakulak olayından dolayı çocuğu olmamıştır.  Hayatı boyunca savaş çığırtkanlığı yapmış ama hiç savaşmamış Atsız, Atatürk'ün savaş yaraları ile alay eder.

Herkes yukarı doğru kıvrık bıyıklarla ilgilenmiş. Öte yandan Atatürk'ün askeri rüştiyede (şimdiki ortaokul seviyesi) elli iki öğrenciden üçüncü olması,  yaz tatilinde annesinin tekrar evlendiğini evdeki yabancı erkeğin varlığından öğrenip, annesi ile yıllar boyunca konuşmaması gibi ayrıntılar, romana tesadüfen işlenmiş olamaz. Bu ayrıntılar da genelde ders kitaplarında yazmaz ve herkes de bilmez. Kitaptaki asıl ayrıntılar, kitabın Pamuk tarafından yazılmasından çok, Pamuk'a yazdırıldığının delili. En başta Mingerlilerin kökeninin Aral gölü'nün güneyi olması. Araplara göre Oğuz boylarının atayurdu burasıdır ve buradan dünyaya yayılmıştır. Kitapta Minger halkı olarak gösterilerek, Türklerle de dalga geçilmektedir. Adadaki Mingerliler, Türk olmamakla beraber ( Ada halkı, Türk, Rum ve Mingerlidir), Orta Asyalıdır. Okuma-yazma oranları düşük ve otoriteye her türlü uyma davranışındadır. Kolağası Kamil'de Mingerlidir, Türk değildir. Türkler, padişaha sadakattan yanadır. Pamuk, kolağası rütbesine önyüzbaşı demiş. Kolağalığı, Osmanlı ordusuna özgü, bölük komutanlığı ile tabur kontanlığı arasına bir rütbeydi ama yüzbaşılığın önlüğü falan değildi. Osmanlı ordusunda tabular, iki kola ayrılır, bu kolların başına da kolağası rütbesinde subaylar olurdu. Osmanlı ordusunun, dünya, daha doğrusu çağdaşı büyük devletlerin ordularından farklı bu yapısının sebebi, daha çok tüfekli piyade erine dayanması, top, havan, makineli tüfek gibi modern silahlarının az olmasıdır. Eskiden de ordular, bu günkünden daha az askerden oluşurdu. Mesela günümüzün bir komando taburu yaklaşık altı yüz askerden oluşur. Eskiden modern ordular da kalabalıktı ama silahı olmayıp, asker tüfeğine sayanan Osmanlı ordusu daha kalabalık birliklerden oluşuyordu. Pamuk'un buradaki amacı, nasıl ki Dalkavuklar Gecesi romanı nasıl ki iki ayyaş yalanına kaynaklık etmişte, bu roman da, muhtemelen yıllar sonra Kolağası Kemal söylemine kaynaklık edilmesi için yazdırılmıştır. Atsız, nasıl ki hiç görmediği Çankaya köşkünü, devasa bir saray gibi anlatmışsa, Pamuk'da kolağalığını üsteğmenlik gibi anlatmıştır. (Çankaya köşkü, yanılmıyorsam Ankara'nın eski bir Gayrı Müslüm'ün eski evi, ufak bir köşktür. Sonradan yanına Atatürk'ün kız kardeşi Makbule hanım için Penbe Köşk yapılmıştır. Bu küçük yapısından olsa gerek, sonraki cumhurbaşkanı İsmet İnönü, zaten Çankaya'ya çok yakın olan kendi evi olan, kendi Penbe köşkünden yaşayıp, her gün mesaiye Çankaya köşküne gitmiştir. Kenan Evren, daha cumhurbaşkanı olmadan önce, köşkün bahçesine devasa bir hizmet binası yaptırmış, eski köşkleri de müzeye çevirmiştir.) Bu arada Kamil adı, sokak argosunda aşırı saf erkek anlamına geliyor, öyle tesadüfen seçilmiş bir ad değil. Romanda Kamil, Karantina Erleri denen, yerli gönüllülerin başında.  Karantina erleri, Mingerlilerden oluşuyor. Gönüllüler karantina konusunda anlaşamıyor ama görevden azledilen vali ile bir olup, darbe yaparak cumhuriyeti ilan ediyor, ilk cumhurbaşkanı oluyor ve onun kişiliğinde bir efsane oluşturuluyor. Oysa kendisi sadece darbe yapmış, cumhuriyet ilan etmiş, kendisini de cumhurbaşkanı ilan etmiştir.



Romanı özetlemek istemiyorum, eleştirmek istiyorum. Kitapta Abdülhamit'te çaktırmadan övülmeye çalışılıyor. Osmanlının, romanda anlatıldığı gibi mükemmel ya da çok iyi bir karantina yönetimi yoktu.  Denizlerde dolaşan ve korku salan, Marsilya'da son moda toplarla falan donatolmamıştı. Tamam, roman kurgu, Minger adasının varlığına kadar. Oysa bu gerçekliğe uzak kurgunun amacı, siyasal İslamcıların gözünde Abdülhamit'i yükseltmek, Abdülhamit'in donanmayı Haliç'de çürüttüğü gerçeğini halkın gözünden silmektir. Bunu da sözde solcu Pamuk ile yapmaktır. Okurlarım, analarının tumanını FETÖ'ye satmış Liberalizm yaranlarına, solcu demeyelim artık. Osmanlının öyle cevval iki zırhlısı olsa, Yunanlılar sadecd Averof zırhlısı ile sözda Osmanlı donanmasını Çanakkale'ye hapsetmezdi. Sonradan piyangolarla, bağışlarla falan İngilizlerden gemi alındı ama İngilizler savaş başlayınca gemi falan vermedi. Almanlar da adaları kaybetmiş Osmanlı halkını iki zırhlı ile tavladı.



Veba gecelerindeki isimler de, Dalkavuklar Gecesi gibi imalı. Mesela Minger kelimesi, kronik başağrısı anlamına gelen Migren'den türetilmiş. Polonya kökenli Bonkovski paşa, Nazım Hikmet'in dedesi Borzecki ( Mustafa Celaettin Paşa) 'den türetilmiş. Amerikalı ünlü yazar Bukovski'nin adından bozma. Rober Kolej mezunu bili Bokovski ile alay etmez. Bu ismi muhtemelen Rasim Ozan Kütahyalı uydurmuş olmalı. Mina Mingerli'de, iki binlerin başında yazdığı anı kitabı ile adını duyurmuş olan Mina Urgan. 

Her iki kitap da Siyasal İslamcılar tarafından yazdırılmıştır. Giyimi, saçı ve yürüyüşü ile Hitler hayranı Atsız, ahbabı Rıza Nur tarafından yazdırılmış; bakın Türkçüler bile Atatürk ve İnönü'ye iki ayyaş diyor denmesi sağlanmıştır. Bu kitapla da amaç, sözde solcu, batılılaşmacı yazar aracılığı ile Atatürk'ü horgörmektir.

Yetmez amacılar pişman falan olmamıştır. Halen Fetö'nün emrindedir.



8 Nisan 2019 Pazartesi

ROMA FİLMİ



Netflix'in son dönemin meşhur filmi Roma üzerine bir  şeyleri geç olmadan yazmam gerektiğini hissettim. Ayrıca şimdilerde spolyer denen şeyden vereceğim. İçeriğinden de bahsedeceğim.En baştan söyleyeyim, bu filmin benim açıdan tek önemi, filmdeki kontrgerilla tiplemesi. Daha ilk başta, bu karakter , andan doğma,penisini sallaya sallaya, elinde sopa sallayarak, karate yaparken, aynı Ülkücülere gibi yüz hali var demiştim kendi kendime.
Sonra kitlesel bir karate sahnesi vardı. Benzer bir sahne, Okan Bayülgen'in baş rolünü oynadığı, 1997 yapımı Ağır Roman filminde de vardı.  Filmdeki kötü karakter REİS, böylesi bir toplu karate antrenmanı yapılan bir yeri ziyaret ediyordu. Ülkücü komando kampları da birbirine benziyor demek ki.
Bu şahıs solcu bir göstericiyi vurunca da iyice emin oluyoruz. Ülkü ocakları Meksika'da da kurulmuş. Daha doğrusu benzer paramiliter sağ örgütler, Amerika'nın tüm müttefiklerinde kurulmuştu.

Malum, Meksika için Allah'a uzak, Amerika'ya (birleşik devletleri) yakın memleket derler. Bu ülke Küba'ya da yakındır ve tüm Latin Amerika gibi sola meyillidir. Bu ülkeyi de boş bırakacak değildir elbet.

Ha, bir de; Alparslan Türkeş gibi bir CIA-NATO ajanına da Başbuğ deyip, kutsayanlar, kafasızdır o kadar.
Bunun dışında film, vıcık vıcık bir burjuva kadını ve hizmetçisi trajedisi. İki hizmetçisi, iki çocuğu ve cerrah doktor olan kocası ile gül gibi geçinip, gidiyor. Aslında bir biyokimyacı ve kocası ile hastanede tanışmış. Zengin kocayı bulunca da,  kim çekecek hastanenin kahrını deyip, öğretmenlik yapmaya başlamış.

Kocası ile mutlu iken kıl aldırmıyor ve hizmetçilerle pek muhatap olmuyor. Kocası genç bir kız için kendisini terk edince,  hizmetçisi ile kadınların kaderi yalnızlıktır diye ağlaşıyor.
gladyo ile ilgili görsel sonucuAklıma bu sene duyduğum bir fıkra geldi. Ankara'da merkezi ve büyük bir okulda, kadın öğretmenler, kendi aralarında kocaları ile övünüyormuş. Benim kocam başhekim, benim kocam vali, benim kocam yargıtay üyesi, benim kocam general, falan da filan. Bir tanesinin de kocası öğretmenmiş.  O da demiş ki;
-Benim kocam da zümre başkanı.
Geriye de 1972 Meksika'sının zemininde kendi yaşamları kalıyor. Mesela bir yerde köylüler toprak işgal ediyor, toprak ağalarının  (orada kökleri İspanya'ya dayanan  aristokratlar) tazılarını falan zehirliyor, ekinlerini falan yakıyor. Onlar da köşklerinde korku ile bekliyorlar falan.

Sonuç itibarı ile  bu Ülkücülerin Nato ve Gladdyo yapılanması olduğunun bana göre ispatından başka bir önemi olmayan, az biraz sıkıcı ve yarım dakika bile sürmeyen penis görüntüsü ile vurulan solcu eylemci görüntüsü yüzünden de aile filmi olmayan bir film.

11 Mart 2019 Pazartesi

SAZAN SARMALI VE MESAJLARI

     SARI SARUHAN ile ilgili görsel sonucu
 İşin doğrusu Yılmaz Erdoğan saraya gitmeden evvel de bu filmi izlemeye gitmemeye karar vermiştim. Sonuçta gene gene gitmedin, Netfilix'den de izlemedim. Bedavacı siteden biri yayımladı, uludagsozlük' den biri link atmıştı, oradan izledim. (Hangisi sormayın, silmiş site)
       Film en baştan beklenildiği gibi vasat ve fazlası ile ilk filmin taklidi gibiydi. İlk  filmdeki süpermen, bu filmde saf damat olmuş. Gürdal Tosun'un yerini Asım Noyan'ın (Yılmaz Erdoğan) birlikte yaşadığı kadın rolündeki yeğeni Ezgi Mola, Müslüm denen hıyar da Sarı Saruhan olmuş.

         Ancak benim aklıma, filmde olmayan şeyler takıldı. Filmde tabanca var, hatta kovalamaca var, ama hiç ateş etmiyor. Çehov kuralı diye bilinen bu kural neden işlememiştir? Oysa işin gerçeği Çehov kuralı hayatta da geçerlidir. Eninde sonunda patlatmanız gerekir. Her zaman göstererek, korkutamazsınız. 
Diğeri de, son yılların Türk komedilerinde bolca olan bir şey, küfür. Filmde küfür yok. Sarı Saruhan, manitaya söz vermiştim diyor, susuyor ve bence etmiş kadar da oluyor.
            İlk filmde Asım Noyan, evli kadınlarla kırıştırıyordu. Bu filmde Asım Noyan evli değilse bile, evli gibi. Aynısı Saruhan için de geçerli. Saruhan'ın manitasının (kendisi böyle diyor) garip konuşma şekli, Yeşilçam filmlerinin konsomatris (pavyon kadını) tiplemesi sesine benziyor.
netflix sazan sarmalı ile ilgili görsel sonucu       Film, iyi gişe hasılatı etti ise  de, beklediği kadar etmedi. Çünkü hem vizyona bir, hatta iki hafta geç girdi. Sebebi de Mars ve Cinemaksimum'un yeni Koreli sahibi ile anlaşamaması. İkincisi de gene Koreli ile krizden dolayı istediği kadar salonda gösterime giremedi.
       Sonra birdenbire Nefliks denen ortamda yayımlandı. Aynı günde beleş video sitelerine düştü. Ben de acaba neden birdenbire bu film bedava oldu diye filmi incelemeye çalıştım.
        İnternet'te meşhur kuraldır, bir ürün bedavaysa, ürün sensindir.
        Bir film bedavaysa, filmin kendisi reklamdır. Film çıkar çıkmaz, filme ücretsiz ulaşıyor isen, amaç filmi mutlaka izlemen ve o filmde sana gösterilmesini istediklerini görmendir.
       Filmde, Cem Yılmaz filmleri gibi reklamı parayla izletmeyi  amaçlamış. Hem istediği kadar izletmediği, hem de istediği etkiyi bulamadığı için internet ortamlarına verilmiş durumda.

      Mesela Narcos, Netfliks'e düşer düşmez tüm bölümlerine internette bulunabilmekte. Hem de tüm bölümleri. Breaking Bad ve onun devamı Better Call Saul ile beraberdir DEA reklamı. Amacı Amerika ve Dünya halkına, içmeyin şu zıkkımları, bunları üretenler ve satanlar din ve devlet düşmanı mesajını vermek.
      Narcos-Meksico'yu izlerken kafamda bir soru oluştu. Sıska Adam Feliks, o meşhur Amerikan istihbaratının burunun dibinde, bir kaç yıl içinde, Meksika'nın tüm çetelerini birleştiriyor, Meksika'da, Trakya büyüklüğünde devasa bir esrar tarlası ekiyor, yıllarca işletiyor, tüm Meksika devlet mekanizmasını maaşa bağlıyor, kendisine engel olan bürokratları ortadan kaldırıyor.
        Bütün bunların farkında da, sezonun sonunda kaçırılıp, işkence ile öldürülecek olan Kiki takma isimli DEA ajanı gelene kadar fark etmiyorlar.
       Sorum şu, hiç mi DEA ajanı Feliks'in adamı değildi? Sezon sonunda ekibin tamamının apar topar A.B.D'ye geri gönderilmelerinin tek sebebi Kiki ile duygusal bağları mıydı, yoksa Kiki'yi satmış olmaları mıydı?

         Filmde de dolandırıcılar ve mafya sevimli gösteriliyor. Asım Noyan'ın çetesinde sahici silah yok, biz eşkıya mıyız, diyorlar. Telefon dolandırıcıları da, içlerinden birinin cüce olduğu üç kişi. Yani öyle çok karmaşık değiller. Oysa telefon dolandırıcıları, size ait pek çok bilgiyi, belli yerlerden satın alan karmaşık oluşumlardır.
        Filmdeki reklam da bu. Bahçeşehir koleji gibi ürün yerleştirmeleri sadece bir ayrıntı.
       Asıl ürün yerleştime, internet trollerinin en çok reklamını yaptığı Sarı Saruhan karakterinde.
      Ben ve başka pek çok kişi de muhtemelen sırf Kıvanç Tatlıtuğ için filmi izlemiş olmalı.
      Kıvanç Tatlıtuğ'a hayranım. Adam hem metot oyuncusu, hem de yakışıklı jön. Kelebeğin Rüyası filminde veremli şair olmak için bir deri, bir kemik kalmıştı; bu film içinde kocaman bir göbek bırakmış.
      Film boyunca bu karakterin neden övülüp, durulduğunu anlamadım. Oyuncu iyi olmakla beraber, Türk sinemasında böyle karakter çoktur.
       Bir de bu Sarı Saruhan kime benziyor diye düşünüyorken, önüne dökülen kaküllerinden fark ettim. Tabi ya, bu karakter oydu, bu film onun övülmesiydi.
       Kurtlar Vadisi dizisi, CIA ajanı Abdullah Çatlı'nın övülmesiydi. Şahsın bir polis amiri, bir korucu başı-milletvekili ve seks işçisi ile beraber, zift gibi sarhoş vaziyette ölmesi göz ardı edildi.

      Şimdi ise insanların kanları ile duş almaktan bahseden şahıs yüceltilmeye çalışılmış.
      Tabi pek olmamış. Sebebi de en başta önceden söylediğim gibi istediği vakitte ve salon sayısında gösterime girememesi. Bu yüzden de gösterim bitmeden önce Netfliks, sonra  beleş sitelere düşmesi, ardından da kaldırılması da bu etkiyi yaratamadı.
       Tek sebep bu değildi. Her şeye rağmen gayet iyi gişe hasılatı edindi.
      En başta bu film karakteri, insanların kanları ile duş almaktan bahseden bir kişi ile özdeşleştirmek için fazla sevimlileştirilmiş.
        İkinci olarak böyle kaba davranan film-dizi karakterleri doğrudan akla Recep İvedik'i getiriyor, seyirci başka karakterle özdeşleştiremiyor.
         Bence esas sebebi bu.
        Film de bence izlenilesi değil. Ayrıca senesi dolmadan bedava televizyon kanallarında gösterilecek gibi.