aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2021 Cuma

FAŞİZMİN VE EMPERYALİZMİN YALAN AŞKLARI

 


Hem İslamcılık, hem de Türkçülük, Uygurlar konusunda faka bastı. Uyguristan yok olma eşiğinde, tam bir etnik kıyımın ortasında. Bulgaristan'ın zorla soy adı değiştirmesinden daha kötü ve belki de Nazilerin Holokostu kadar kötü. Sorulduğunda da, Çin'le savaşa mı girelim oluyor. Oysa siz Türkiye'yi Sovyetler Birliği ile savaşa sokmak için çabalıyordunuz.

Hıfzısıhha Enstitüsünü kapatıp, Çin aşısına muhtaç olununca böyle oluyor. Ya gelecek Çin'den gelecek kredilere falan ihtiyaç olunca böyle oluyor. Maraş, Çorum ve benzeri katliamları yapan Ülkücü örgütün adı ETKO (Esir Türkleri Kurtarma Ordusu) idi. 

Amerika Birleşik Devletleri  Robert Alexander Peck önderliğinde, devletin askerinin ve polisinin gözetiminde Alevi katliamı yapmanın esir Türkleri kurtarmakla ne ilgisi varsa? Ha, pardon, siz dinsizlik ve komünizm ile mücadele ediyordunuz. Lakin Çin pratikte komünist değil ama ülkeyi yöneten partinin adı halen komünist parti ve anayasal olarak ateist olan tek ülke.

Ayrıca El Kaide ve diğer cihatçı örgütler neden Çin'e savaş açmıyor ya da Çin aleyhine bir şeyler demiyor. Oysa pek çok Uygur, bu cihatçı örgütlerde savaşıyor. Oysa zamanında Afganistan'ı ve Çeçenistan'ı Ruslara dar etmişlerdi.

Hadi diyelim savaşmak için Çin topraklarına giremiyorlar; Çin şirketleri ya da Ermeniler 'in 70'li ve 80'li yıllarda Türkiye'ye yaptıkları gibi Çin diplomatlarına da mı saldıramıyorlar (Ben de teröriste akıl veriyorum, nedense. Oysa kendileri çoktan akıl etmiş olmamalılar. Görülüyor ki bu örgütler öyle çok da kendi başlarına buyruk değiller.).

Faşist ve Emperyalistlerin azınlık , ırkdaş, dindaş ve benzeri aşkları hep yalandır. Şu günlerde (2021 Şubat), özellikle Suriye'de Kürtlerin koruyuculuğunu üstlenen Amerika, yazının başlangıcında anlattığım gibi 1978 Aralığında Alevi Kürtlere  karşı progromu bizzat planlıyor ve destekliyordu. A.B.D, Irak Kürtlerin, üç kere kışkırtıp, isyan ettirdi. Saddam'ın elinde kimyasal silahlar varken ve Kürtlere karşı cayır cayır kullanıyorken sesini çıkarmadı. Olmadığı zamanda olduğunu söyleyip, Irak'ı işgal etti. Suriye Kürtlerini de bir gün yüz üstü bırakacağı kesindir.

Tarihte de bu böyle oldu. Otuz yıl savaşlarında Fransa'yı yöneten Kardinal Richellieu, kendi ülkesindeki Protestanları (Hugonotlar) katlederken, onlara zulümler yaparken; Almanya'ya Protestanları korumak için saldırmıştı. Kıbrıs harekatında, askerlerin ardından adaya giden sivil Türkler, Rumların yanında ada Türklerinin mallarını da yağmalayında; ada halkında olumsuz Türkiye olgusu oluştu.

Kaldı ki, Türkiye'deki (Türk de olsa) Alevilerle anlaşamayan Ülkücülerin; Hristiyan Gagauzlar, Şii Azeriler ile anlaşabileceğini mi sanıyorsunuz? (İşine gelmeyince tabi) Özal'ın, Şiilik meselesini bahane ederek, Azerbaycan'ı nasıl yüz üstü bıraktığını unuttunuz mu? Sonra Balkan Türkleri ve Kerkük Türkmenleri arasında da önemli miktarda Alevi-Şii bulunmakta.

Her etnik topluluk dünya siyasetinde devletler kadar yalnızdır ve siyaset sahnesindeki durumları, satrançtaki piyonlara benzer. En kolay onlar harcanır. Azınlıklar kendine güvenmeli ve kendine göre politika yapmalıdır.


5 Nisan 2020 Pazar

EVLİLİK AŞKI, İKTİDAR DA İDEOOJİYİ ÖLDÜRÜR



Okulların virüs sebebiyle kapanmasına az kala, okulun pansiyonunda belletmen arkadaşlar oturmuş, konuşuyorduk.
Konu bir yerde gençler arasında sürat le yayılan Deizm, Ateiz, Tengricilik gibi akımlara geldi. 15 Temmuzdan sonra türbanlı sayısında ki dramatik azalmadan, 11. sınıflar ile 9. sınıflar arasında bile fark edilen değişimlere geldi konu.
Öğretmen arkadaşlardan biri,  dönemden memnun olmadığını söyledi. Baş örtüsünü kazandık ama çok şeyi kaybettik, dedi. Özellikle 15 Temmuzdan sonra gençliğin muhafazakarlıktan kaçışından, her geçen gün camiye gidenlerin azalmasından, sıradan insanların din ve muhafazakarlıktan sıkılmasından bahsetti. İktidarın ekonomik  ve toplumsal uygulamalarından da rahatsızdı.
Sonra da muhafazakar, taşra da kalmış kitlenin iktidar özleminden bahsetti. Bu kitlenin memur olamama,  akademisyen olamama sorunları kullanılarak kandırıldığını söyledi.
Sonra, keşke hiç iktidar olmasaydık,  ben özel sektörde gene paramı kazanırdım, dedi.
Dönüşen bir dünyada solun sorgulanması: Elveda Alyoşa
Aklıma Oya Baydar'ın Elveda Alyoşa adlı hikaye kitabının sonunda, Berlin Duvarının yıkılmasından üzüntü duyan ve intihar eden bir Alman'ın öyküsünü anlatır. Yıllardır ayrılan toplumun birleşmesinden bile rahatsızdır.
Kendisi komünist bir ailenin çocuğudur ve Nazi rejiminden çok çekmiştir. Nazi gençliği onu, komünistin  oğlu diye çok aşağılamıştır. Kızıl orduyu sevinçle beklemiştir.
Sosyalist doğu bloku ülkeleri, sadece Rus-Sovyet zoru ile kurulmamıştı. Bayağı bir imanlı sosyalist-komünist kitle barındırıyordu. Ekim devriminden sonra orta ve doğu Avrupa büyük çalkalanmalar yaşamış,  komünist ihtilallerin uçlarından dönülmüştü. Sonra faşist-milliyetçi iktidarlar ve Nazi hakimiyeti gelmişti.
Gerilla Tanya - Nadiye R. Çobanoğlu | Nadir Kitapİşte bütün bunların sonunda, özellikle işçi sınıfı arasında Sovyet askerlerini coşkuyla karşılayanlar vardı. Yıllardır özlemini duydukları iktidara kavuşmuşlardı. Herkesin Gerilla Tanya olarak tanıdığı Haydee Tamara Bunke Bider, Arjantin'de doğmuş, Alman Demokratik Cumhuriyetinde yetişmiş, Che ile Doğu Almanya seyahati sırasında tanışmıştı. Babası Nazilerden kaçmış ve Sovyet rejimi kurulunca heyecanla  Doğu Almanya'ya dönmüştü. Kendisi de romantikçe devrim heyecanına kapılmıştı. Bolivya'da Che le beraber ölenler arasındaki tek kadındı.

Oysa yıllar içinde bütün bu sosyalist-komünist eğitime rağmen, pek çok politeknik okullara rağmen onlarca genç pek çok sağcı, kapitalist yetişiyordu. Gençler  yasak radyolardan batı radyoları çalıyor, Doğu Alman, Almanca yarışmalarının ödülü bile İngiliz grupların şarkıları oluyordu.
Bu kadar imam hatip,  din dersi ve benzeri propagandaya rağmen Ateist-Deist yetişen gençler,  sosyal medyayı saran Atatürkçü akımlar da bu durumun benzeridir.
Bazı gençlerin Atatürkçü olmadıkları halde Atatürk tişörtleri, hatta dövmeleriyle dolaştıklarını öğrendiğimde küçük çaplı bir şok yaşamıştım. Meğer sebebi kız  arkadaş edinmekmiş.
Gezi günlerinde bazı AKP trollerinin Atatürkçü görünüp, kız tavladığı ve yatağa attığı yalanları pek çok Akpli erkeğii böyle iki yüzlü yaşam tarzına itmiş. 
Benzeri iki yüzlülüğü Akp'li, sağcı-muhafazakar kızlarda da görüyoruz. Burada ise sebep biraz farklı. Kadın cinayeti işleyenlerin tamamına yakınında bir muhafazakarlık ve erkek egemen sağcı ideolojileri sahiplenmek var. 
Şimdi pek çok ebeveyn çocuklarına, Elveda Lenin filmindeki annenin oğluna baktığı gibi bakıyor. 
Stasi - Simple English Wikipedia, the free encyclopediaFilmde, inançlı bir sosyalist olan anne, oğlunu iktidar karşıtı bir gösteride görünce bayılıyor, ardından 
komaya giriyor ve komada olduğu 8 ay içinde Berlin duvarı yıkılıp, Doğu Almanya tarihe karışıyordu. 
Sonra annenin ömrünün az kaldığını öğrenen çocukları ondan Doğu Almanya'nın yıkılışını saklıyorlardı. Batı Alman ürünlerini doğunun kutularına koyuyor, sahte televizyon programları falan yapıyordu.
Almanya'da komünist ideallerin dışında bir yaşam vardı. 1945-50 arası doğan çocukların yaklaşık üçte birinin babası Rus askeriydi. (Ruslar bunu ta Çar Korkunç İvan'dan beri, bir çeşit cezalandırma olarak kullanıyormuş. En son Bosna savaşında Sırplar da böyle bir uygulama yapmıştı.)
Ülke, inanılmaz bir polis devletiydi. KGB'den sonra komünist Varşova paktının en büyük ikinci istihbarat örgütü de her ne kadar Batı Almanya'da yakalanan  ajanları ile ünlü de olsa, asıl işi halkı kontrol etmekti. Yüz binlerce insan hakkında  çok  ayrıntılı bilgiler toplanmış, o zamanın teknolojisi gereği metreler, hatta kilometrelerce film, milyonlarca kaset, rejim yıkılınca, imha çabalarına rağmen ortaya çıktı.
Elveda Lenin filminde olduğu gibi özellikle gençler, anne-babaları sıkı komünist ya da üst düzey olsa da sloganları dinlemiyor, ütopyalara kanmıyor, vaatlere inanmıyordu.
Vaatler muhalefetteyken işe yarar, benzeri şekilde de sevgili iken vaat edilir, hayal kurulur.
Evlenince ya da iktidara gelince icraat beklenir. Sevgiliniz artık parfüm-deodorant değil,  yağ-ter kokmaya. başlar. Muhalefet lideriyken şiir okumanız karizmatik bir şeydir. İktidardaysanız bu bir saçmalıktır.
Ütopya hiçbir yer olmayan o iyi yerİdeolojinin-partinin iktidar olacağı anlaşıldığı ve ilk iktidar yılları da, evliliğin ilk yıllarına benzer. Yeni evlilerin kurdeleli çay kaşıkları ve canım cicim aylarına benzeyen ilk yılları olur. Partinin giderek artan sempatizanları, devlet için fedakarca çalışır ve bir çok yeni projeye imza atar.
Sonra sıkıntılar başlar. O yakışıklı genç, alında asgari ücretli bir işçidir,  o taş gibi güzel kız, yemek yapmaktan bir haberdir vs vs..
Bir söz vardır; kavuşamazsan aşk olur,kavuşursan b.k olur diye. Gerçek ölümsüz aşklar, kavuşulamayan aşklardır.
İktidara gelince yapamadığınız icraatlar yüzünden romantizme sarılır, halen muhalefeti ve dış güçleri suçlarsanız, onca propagandaya rağmen gençliği kaybedersiniz.