ibadet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ibadet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2026 Cuma

FELSEFİ ALEVİLİK 1-AHLAK, KİMLİK VE İBADETTEN ÖNCE GELİR



Yirmi birinci yüz yılda dinler hızla güç kaybediyor. İnanç olmaktan çok bir kimlik oluyorlar. Bununla ilgili olarak şöyle bir fıkra vardır. Kuzey İrlanda'da bir kişi, diğerine sorumuş:

-Katolik misin, Protestan mı?

-Ateistim.

-Katolik Ateist misin, Protestan Ateist mi?

Burada Katolik olmak, has İrlandalıyı, Protestan olmak ise İngiltere-İskoçya kökenli olmayı temsil etmektedir. Din, bir ibadet değil, milliyet meselesidir. Din, metafizik (gayb) alemi terk etmiştir artık. Bu konudaki söylemler, bazı safları kandırmaktan ibarettir. Bunu sosyal medya trollerinde de görebilirsiniz. Konuşulanın doğruluğundan çok, konuşanın kimliğiyle ilgili yorum yapıyorlar; Rum, Kızılbaş, Ermen, Sabataycı gibi yaftaları yapıştırıyorlar hemen. Kendilerinden yana olanların suçları yerine muahlefetin suçlarını (onda da somut delil yok, sadece itirafçı falan) ortaya atıyorlar.

Bunun kökeni dinlerin sadece kendilerine inananları ölüm sonrası cennete gideceğine olan inançtır. Bu bence bencilce düşünceye göre, dünyada ne yaparsa yapsın, sadece o inanca sahip olanlar cennet denen dünya sonrası güzel evrene gidecektir. Hatta Nakşibendiliğin Halidi kouysa, sorgusuz, sualsiz cennete gidecektir. Dindarlara suç işleme cesaretini bu verir, mesele ilk olarak o kimliği taşımak, ikinci olarak da ibadetleri yerine getirmek, inanmış olmaktır. Bu yüzden ötekine karşı her türlü gaddarlık, kendilerine haktır. Hatta düşmanlık bazen din içindeki mezhep savaşlarında daha yoğundur. Seksenlerde ortaya atılan, Alevilerin Müslüman olması için önce Hristiyan olması gerekir sözü de, bu zihniyetin ürünüdür.

Hiç bir Alevi'de, cennete sadece Aleviler gidecek yada sadece Müslümanlar gidecek veya Alevi veya Müslüman olrsak, tüm günahlarımıza rağmen sonunda cennete gideceğiz diye düşünmez. Bir şekilde herşeyinin ahlaka ait olduğunu bilir.

Bütün bunlar bir insanı Alevi olduğu için tamamen masum yapmaz. Öyle olsa, hangi din dünyada hırsızlığı, cinayeti, tecavüzü emrediyor? Hangi dindar insan, keşke Yunan kazansaydı, diyebilir? Osmanlı askerine karşı İngiliz askerine ya da Irak işgali için Amerikan askerine zafer dua etmek de İslam'da var mı?Dini vaazlar, ibadetler, insanı ahlaklı yapmaz, yapmayabilir. Yani bir insan Hristiyan yada Müslüman diye suçsuz diyemediğimiz gibi, Alevi diye de suçsuz diyemeyiz.

Alevilikte düşkünlük, dini-metafiziksel bir makam değil, ahlaki bir yoksunluğu anlatan biri ifadedir. Felsefi Alevilikte birinci ilkemiz, ahlakın, kimlik, ibadet, hatta inançtan önce gelmesi gerekliliğidir.

21 Mart 2020 Cumartesi

UNUTULAN İBADET ZEKAT-MÜSLÜMAN ZEKATTA DİRİLSİN

Ben de o meşhur deyimdeki gibi birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde zekat konusu tekrar, en azından şu blogu okuyan üç beş kişiye hatırlatayım dedim.
Bu birlik ve beraberlik, hep fakirlere hatırlatılır. Malum, zengin evlerinden, hatta zengin semtlerden pek uğramadığı gibi, vergiler de lüks arabalar, eşyalar ve hatta elmas ve pırlantalardan uğramaz. 
Böyle zor günlerde fedakarlık da pek zenginlere uğramaz. Kapanan iş yerleri işçilerini çıkarmak ya da zorunlu ücretsiz izne çıkarmakla meşgul. Hiç biri de az yiyelim de şu işçilere bu zor günlerde destek olalım demiyor.
Ülkemizde özel sektörde şirketler genelde nakit sıkışıklığında önce maaşları geciktirir. Maaşlara zam yapma, en son akla gelendir.
Din denen şey icat edildi edileli, önce fakirler arasında taban bulur. Sonra iktidara gelince de zengin dostu olur. Kuran'da bile Mekke dönemi ayetlerinde köle azat etmenin sevabı anlatılırken, Medine döneminde kölelerin nasıl yönetileceği anlatılır.
zekat ayetleri ile ilgili görsel sonucu
Hiç bir peygamber, hatta din adamı, kölelik kalksın, tüm insanlar eşit olsun dememiştir, bunu diyen filozoflar olmuştur.
Din adamlarının en az bahsettiği ibadet zekattır. Oysa zekat diğer dinlerde pek fazla örneği olmayan bir ibadet. İnsanlar da  (en azından Türk insanı) hemen her konuda din adamlarına soru sorarken, zekat konusunda pek soru sormaz. Sorsa da din adamların cevabı genelde kısa olur.
Oysa aynı din adamları, tırnakları hangi sıra ile keseceğimiz, hangi akrabamıza, hangi tokalaşıp, hangisi ile uzaktan selamlanacağınızı  bile saatlerce konuşabilirler.  Lakin kazara zekat ile ilgili soru sorarsanız, cevabı hızlıca geçeler.
Zekatla ilgili bir hadis duymadığım gibi, zekatla ilgili  evliya menkıbesi de duymadım.
Zekatla ilgili olarak dikkatimi çeken diğer bir nokta da, diğer ibadetlerin daha fazla yapılması için tavsiye edilirken, zekatta genelde azaltma için tavsiye edilir.
kölelik ayetleri ile ilgili görsel sonucu
Mesela Ramazan orucu yetmez, üç ayların, Muharrem orucunun da tutulması tavsiye edilir. Namaz 5 yerine 7 vakit ve fazladan onlarca rekat kılınır.
Kuranda açıkça ihtiyaç fazlası  denen cümle, gönülden kopana dönüşür. Sonra bu miktarın tabanının kırkta bir olması İslamın tüm mezhep ve tarikatlarında karara bağlanmıştır. Yani %2,5 yeterlidir ve daha ilginci din alimleri bunu küçülttükçe küçültür. Bu %2,5 hesaplanırken evin geçimi düşülür, işin ana sermayesi düşülür falan filan, yani daha da küçültülür.
türkiye ve jaaponya dolar milyoneri sayısı ile ilgili görsel sonucu
Oysa din adamları, yazın kutuplara yakın 18-20 saatlik oruçları dindarlara reva görürler. Modern, motorlu taşıtlara bindiğimiz için bizi pek çok kere seferi saymazlar. En zor durumda bile vakit namazının ertelenmesini hoş görmezler. Kredi kartı ile kurban alınması, onlar için caizdir. Oysa borç ile kurban olmaz.
Suudiler, İran'lı hacılara kötü davranınca,  pek çok İranlı, hacca gitmek için isteksizlik göstermiş; İranlı yazar Ali Şeriati'de Hac diye kitap yazmıştır.  Kitabın yarısına kadar okudum ve sıkıldım çünkü, hacda yüksel, hacda diril falan deyip duruyordu, kitap boyunca.
Dirilmek demişken, ey Müslümanlar hep namazda, cihatta, hacda dirildiniz ama hiç zekatta dirilmediniz. Gerek İslam dünyası, gerek zor günler geçirdi, camilere koştu, hacca koştu, kurban pazarlarına koştu, cihat diye.
Oysa yiyorsa zekatta dirilsin Müslümanlar. Türkiye'nin hem nüfusu, hem de ekonomik büyüklüğü Japonya'dan daha az olduğu halde,  Japonya'dan daha fazla dolar milyarderimiz ve milyonerimiz var. O paraları zekata harcayın hadi.
Ey siz din adamları! Hadi zenginleri zekata çağırım. Karantina uğruna çalışmayan elemanlarınıza ücretli izin versin iş verenler.  Kiracılarından kira almasınlar, servetlerini fakirlere dağıtsınlar.
Gerçek şu ki ne  din adamları zenginleri cömertçe zekata çağırabilir; ne de Müslüman zenginler zekatta cömert olabilir.
Son olarak, Müslüman noel kutlamaz, çünkü Noel Baba (Sn Nicola ya da Klaus) tüm serveti fakirlere dağıtmıştı. Müslüman servetinşn kırkta birini bile bağışlamaz. Müslüman zekatı bile unuttu.

14 Temmuz 2019 Pazar

DİNSİZLİK TÜRLERİ-1 (MARKSİZM VE ZEKAT)


İlgili resim

Dini inancımı şahsen iki yıl önce  yitirdim ve çevremde benim gibi dini inancını yitirmiş çok kişi var. Ben de kendi çapımda bu dinsizlikleri sınıflandırdım. Yalnız klasik, deizm, panteizm, panateizm, ateizm, agnostisizm gibi türlere ayırmayacağım.
Bence bir kere dinlere inanmayı bırakmışsanız, bir tanrıya inanıp, inanmadığınızın, emin olmamızın ya da şüphede olmamızın bir değeri yoktur. Sonuçta metafizik ile ilişkinizi kesmiş, din adamları sizin için önemsiz olmuştur.
Ben, insanlar neden metafizik ile bağını kopartıyor, bununla ilgili bir sınıflandırma yaptım.
Şimdi sınıflandırmaya geçeyim:
1)Marksist dinsizlik:Marks'ın meşhur sözünü hatırlayalım, din kitlelerin afyonudur. Hayatım boyunca Marks'ın bu sözünün doğruluğunu gördüm.
Aslında her din, hayatına kölelerin, fakirlerin ve kadınların dini olarak başlar. İktidara geldikçe ya da iktidarlar bu dini benimsedikçe zenginlerin, efendilerin ve erkeklerin dini olur.
Ben buna zekat ve sadaka örneğini vereceğim. Zekat, İslam'da sadece mal ile yapılan tek ibadettir. Bence de ibadetlerin en kolayı olmasına rağmen en az yapılanı ve en az sorgulananıdır.
Mal ve mülkünüzün sadece kırkta biri yani %2,5 'unu sizden daha fakir birilerine veya bazı kuruluşlara bağışlayarak bunu yapabilirsiniz.
zekat ile ilgili görsel sonucu
Hatta bu fakir kişi akrabanız olabilir ve dahası pek çok İslam alimi (o ne saçma bir sıfatsa), bu damga vergisini daha da azaltır. Evin ihtiyaçlarını, şirketin ana sermayesini bunun dışında tutar.
Oysa namazı, tüm sünnetleri ile beraber ister.
İşin doğrusu İslam'ın en başında zekat öyle damga vergisi kadar değildi. Öyle olsa,  Muhammed ölür ölmez müşrikler ilk iş zekat ödememek için isyan etmezdi.
Profesör Bahriye Üçok'un ve İlhan Arsel'in yazdıklarına göre aslında zekat, öyle kırkta bir değil, ihtiyaç fazlasıymış ki, kuranda da öyle yazar fakat Türkçe'de daima gönülden kopan diye yazılır.
Öte yandan Müslüman ülkelerde, hadi o kadar genellemeyelim,  Türkiye'de zenginler, bu damga vergisi kadar parayı, malı, mülkü (akrabası bile olsa) fakirlere verse, Türkiye'de bu kadar yoksulluk olmazdı. Zira Türkiye'nin dolar milyarderi sayısı, nüfusu Türkiye'nin 2 katı ve ekonomisi Türkiye'nin en az 100 küsur katı büyük olan Japonya'dan 3-5 kat daha fazladır.
Ülkenin zenginleri, servetlerinin %2,5'unu bile zekat olarak verse, Türkiye'de asgari ücret en az beş bin lira olurdu.bahriye üçok ile ilgili görsel sonucu
Ha bire namaz, her ramazan oruç sorgulayanlar, zenginlere hiç zekat sorgulamadığı gibi, pek çok din adamı da, zekat ya da cerre-icar vs denen yardımlarla gayet lüks bir yaşam sürer.
Diğer bir soruyu da geçenlerde izlediğim bir konuşmada sorulan soruyu ben de kendime sordum.
Muhammed'in meşhur bir sözü vardır, işçinin terini teri kurumadan veriniz.
Bu sözü din adamları, pek sık olmasa da bu sözü söylemeyi sever ama bir grup var ki ağzına almaz.
Bunlar sendikacılardır. Hadi sol sendikacılar, Marksistliklerinde bu sözü söylemiyor, ya sağcı sendikalar?
Hani kırklarda, ellilerde sendika kurmak dinsizliktik, doksanlarda memurların sendika kurması dinsizliktir diyen sendikalar ve sendikacılar.
Bu sendikalar ne peygamberlerinin işçinin emeği ile ilgili sözlerini, ne de kul hakkı yemek ile ilgili sözlerini dikkate alırlar.
Bu sendikalar işçiler hak arasın diye değil,  hak aramasın diye kurulmuştur.
Her din, önce zenginlere ver der, sonra fakirlere katlan, tahammül et.
Alevilik gibi bazı inançlar, belki bunun dışında sayılır. Bunun sebebi de Aleviliğin hep azınlık inancı olması, bir devlette egemen güç olmamasıdır. Esat ailesinin yönettiği Suriye'nin sadece %8 kadarı Alevi (Nusayri)'dir. Şu anki Baas yönetimi de geniş bir koalisyonun bir parçasıdır.
Dindar toplumlar, fakirliğe daha dayanıklı toplumlardır.
İnsanların pek dindar olmadığı batı toplumlarında şirketler ve varlıklı insanlar, fakirlere daha çok yardım yapmaktadır.
Sadakanın amacı da fakire yardım değil, fakiri yalvartmaktır.