tasarruf mevduatı sigorta fonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tasarruf mevduatı sigorta fonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2026 Çarşamba

KİTLESEL DOLANDIRICILIK UYGULAMALARI İLE DÜZENLİ YOKSULLAŞTIRMA



Benim çocukluk yıllarımda kumar, daha çok bitirimhane de denen bazı kahvelerde oynanırdı. Genel anlamda şans oyunu şeklindeki kitlesel kumar; sport toto'da on altı maçtan on dördünü doğru bilmek,( yani on üç artı bir yapmak) pazar günü at yarışlarında (İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana ile sınırlı) altı yarışın, altısının da kazananın bilmek (yani altılı ganyanu tutturmak) ve ayda bir kere iken bir anda ayda üç kere olan piyango çekiişlerine (her ayın 9'u,19'u ve 29'u; 23 nisan, 30 ağustos ve yılbaşı çekilişleri hariç) bilet almaktan ibaretti. Borsa İstanbul 1986'da fiilen kuruldu. Öncesinde insanlar Kastelli gibi bankerler, inşaatları yarım bırakan kooperatifler tarzında dolandırılırdı.

Zamanla hem kumar, hem de yatırımla dolandırnılma yolları, yordamları arttı. Ayda üç kere yapılan çekilişler yetmedi, kazı-kazan çıktı. Atlar sadece hafta sonu koşardı, haftanın her günü koşmaya başladı. Dört büyük şehrin hipodromları yetmedi, Şanlırfa, Elazığ ve Kocaeli, Antalya,Bursa, Diyarbakır'da da yarışlar başladı. Seksenlerin sonunda Kasionalar açıltı, doksanlar sonunda kapanıp, Kıbrıs ve komşu ülkelere dağıldı. Bu arada faizzsiz bankacılık, yüz dolara ve marka (yuro öncesi Alman parası, yeni nesillere not) bile faiz veren bankalar, katılım hesaplı holdingler (en meşhurları Kombassan ve Yimpaş'tı) çıktı. Borsa da bankamatiklerle lot altı hisse senetleri çıktı. Yani dolandırılma yolları artıyordu. 

İlk kitlesel yoksullaşma 5 Nisan kararları ve arkasından gelen bankacılık kriziyle geldi. Bu krizde yok olan parai son fon krizinde yok olan paranın yarısından biraz fazlaydı (enflasyon muhasebesine göre). Her gün bir yada bir kaç banka batıyor, döviz kuru bir günde inanılmaz yükseliyordu. Pek çok kişi, düşük faizli diyerek, dövizle ev kredisi almıştı. Onlarca kredi mudisi intihar etti. Sonra bankalar kapaınca, belli bir miktarın üzerinde parası olanların parası yok oldu. Offshore denen bankacılığa yatırılan paraların ne olduğu sorulamadı bile.  1982 Kastelli ve bankerler krizinden (Sadece Kastelli yoktu, Banker Bako, Banker Yalçın ve bir sürü küçük banker batmıştı) beri ilk büyük kitlesel yoksullaşmaydı ve Kastelli döneminin neredeyse on katı büyük yoksullaşmaydı. Merkez sağın sonu oldu. Batık daha büyük olmasın diye, tüm mevsuata hazine garantisi getirildi, bu garanti 1999'da daha büyük bir krize sebep olacaktı.

1999 krizi gelmeden 1997'de Titan Saadet Zinciri skandalı patlak verdi. Kenan Şeranoğlu yönetimindeki örgütlenme bir şey üretmiyor, birilerine de bor. vermiyordu. Para yatırıyor, kendin gibi yedi kişinin para yatırmasını sağlıyordun, sonra onlardan üç yada dördünün parasını geri alıyor, kar ediyordun. Ayrıca sisteme kattıkların sisteme  karpara getirecek kişiler eklediğinde de paran katlanıyordu. Sistem basit ve güzel olmakla beraber, sisteme katılanlar geometrik olarak artığı için en fazla 14 yada 15 de batmaya mahkumdu, sonrasına tüm o kadar parası olabilecek Türk vatandaşı  veya tüm insanlık, sisteme katılmış oluyordu. Titan olayı, böylesi kitlesel dolandırıcılığın ilk patlamasıydı. Yimpaş ve Kombassan'ın kuruluşu daha eskiydi ama daha sonra battı. Çiftlikbank ve diğerleri daha sonradır. Ponzi gibi ponzinin, yani sadece sisteme katılanların parasını paylaşan sistemlerin ilkidi.

Derken kitapçık fırlatmalı 1999 krizi geldi ki bunu uzun uzun anlatmayacağım, internetten araştırabilirsiniz. Dünya Bankasında çalışan Kemal Derviş'in kurtarıcı olarak gelmesi, fırlayan enflasyon, faiz, döviz, batan bankalar falan. Başbakan Bülent Ecevit'in önüne yazar kasa fırlatılması, kriz biraz atlatılır gibi olunca, Devlet Bahçeli'nin birdenbire koalisyonu batırması ve 2002 seçimleri ile final. 2026 Fon krizinde kaybolan paranın üçte ikisi kaybolmuştu.

Şimdi ise döviz artıyor ama ne 1994, ne de 1999 gibi; bankalar da iflas etmedi; ilginç. Üstelik o zamanlar pek çok banka çalışanı, banka sahibi ceza aldı, Uzanlar başta olmak üzere pek çoğunun malına-mülküne el kondu. Şimdi ise sıkandal patlayalı bir aydan fazla zaman geçti ama ne tutuklanan var, ne malına el koyan. Tutuklananlar ise olayı araştıran gazeteciler.

Sanal kımar ve kitlesel dolandırıcılık (ponzi'nin bence karşılığı bu, kitlesel dolandırıcılık.) kapitalist sistemşn bir parçasıdır. Neoliberal sistemler, ponzi denen kitlesel dolandırıcılık ve kitlesel sanal kumarı teşvik etmektedir. Üstelik buna cep telefonu uygulamaları ve kişiliğinizi inceleyen yapay zeka uygulamaları da işe karıştı. Eski kumar makinaları mekanikti ve zayıfta olsa kumarbazın kazanma ihtimali vardı. Şimdi bu uygulamalar, sizi kişiliğinize göre soyuyor. Mesela riski sevmeyen, küçük oyuncuysanız, az kaybedip, az kazanıyorsunuz ama diyelimki günün sonunda 50-60 dolar yada yuro kaybediyorsunuz; ay sonunda 1500 dolar-yuro kadar kaybetmiş oluyorsunuz. Büyük oyuncuysanız, arada büyük vurgunlar yapıp, büyük vurgunlar yiyorsunuz, sonuçta büyük açık veriyorsunuz. Kumar ve borsa-kripto-forex uygulamaları temelde böyle çalışıyor. Sen hangi hisseyi çok düşse de satmazsın, hangisini panikle satarsın, senden iyi biliyorlar.

Bunu sosyal medya sitelerinden örnek vereyim. İnstagram'da benim keşfetime yok denecek kadar az sağcı çıkıyor. Cep telefonunda Youtube'dan genelde sadece müzik dinliyorum. Youtube bilgisayarı, benim dinlediğim müziklerden Yeni parti sempatizanı ve Kürt kökenli bir Alevi olduğumu biliyor; beni Alevilik, Yeni Parti ve arada bir DEM parti sayfalarına yönlendiriyor. Kırım-Tatar müziklerini de çok dinliyorum ama benim Tatar olmadığımı biliyor ve Tatarların sayfalarına yönlendirmiyor. Bu sosyla medya şirketlerinin bilgisayarı üç milyar kadar hesaptan ve insandan beni ayırd ediyor ve beni mümkün olduğunca ekranda tutmak için böyle taktik uyguluyor.

Kumar ve borsa uıygulamalarının çoğunun üye sayısı bir kaç yüz binle sınırlı. Bu sistemde küçük yatırımcılar iyice soyulıp, büyük yatırımcıya kar sağlanıyor. Sistem bunu bilinçli yapıyor. Böylece emekçi birikimi yok olunca sürekli borçlanıyor ve işveren karşısında güçsüz kalıyor. Dolandırıcılık ve kumarın bu kadar yaygınlaşmasının sebebi de bu.

7 Ekim 2023 Cumartesi

CEM UZAN'IN TMSF'YE BORCU

 


Bu küçük blogdaki geçen yazımdan (https://onbinkitap.blogspot.com/2023/08/uzan-ailesinin-ve-genc-partinin-siyasi.html) sonra Uzan ailesinin eski çalışanı olan bazı gazeteciler, Cem Uzan borcunu ödeyecekti diye konuştu ve yazdı. Kaç tanesi benim blogumu okuyor, bilmiyoru m ama ben eminimki Cem Uzan'ın o devasa borcu ödemeye zerre kadar niyeti yoktu.Hangi dolar milyarderi, böyle büyük bir borcu ödemişti ki, o ödesin? Kapitalist sistemde burjuvaların serveti dokunulmaz değil miydi? O paralar Cem beye lazımdı. Daha çok miting yapacak, döner sandiviç, ayran, kola, sim kart, hatta belki de cep telefonu dağıtıp, oy toplayacaktı.

Oysa kendisi bilmiyordu ki bir düzen, sistemi yıkmaya kalkan en üst sınıftan kişileri bile yok etmeye meyillidir. Osmanlıda Genç Osman ve Bestekar Selim'in padişah oldukları halde nasıl hunharca katledildiklerini hatırlayın. 3. Selim, yani Bestekar Selim, geleneksel olan, saltanat ailesi üyelerinin kanı akıtılmaz ilkesine aykırı olarak,  kılıçla öldürüldü. Çünkü Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa, İstanbul'a gelmeden öldürülmeliydi. Sonra derebeyleri, daha Rönesans'ın başında, Makyavelli, onların halledilmesi gerektiğini, merkezi otorite kurulması gerektiğini söylemişti. Kapitalist çağda farklı değildi. Tolstoy okuyanlar hapse girerken, Tolstoy serbestçe dolaşıyoru ama çar Dekabiristlere (Aralıkçılar) katılan soyluları affetmemişti. Orta çağlar, haddini bilmeyip, canından, malından ve makamından olan soylularla doludur.

Kapitalist sistemin tarihi de, sisteme çomak sokan burjuvaların halledilmeleri ile doludur. En yakın tarimizde bir Asil Nadir örneği var. İngiltere'de büyüyen Asil Nadir, bir dolar milyarderi için fazla vatanseverdi. İngiltere'de kazandığı paralarla, Türkiye ve Kıbrıs'ta yatırımlar yapıyordu. Hem de devasa sanayi ve otel yatırımlarıydı bu yatırımlar. En ünlüsü de bir elektronik devi olan Vestel'di. Nadir, aynı zamanda basına da el atmış, Özal yanlısı bir basın kurmuş, Haldun Simavi'den Günaydın (ve grubunu), Gelişim grubunu (Güneş ve Tan gazeteleri ile Nokta dergisi ve daha bir kaç küçük dergi de vardı, yanlış hatırlamıyorsam) satın almış, Gırgır'dan ayrılan Hasan Kaçan ve arkadaşları için Hıbır dergisinin kurulmasını sağlamıştı. Derken bir günde bitti. Kendisi Turgut Özal ile yakınlığına güvenmişti. Unuttuğu şey, İngiliz devletinden büyük olamayacağı ya da en zengin iş insanının (burjuvanın) bile sistemin tamamından büyük olamayacağıydı. Özal , muhtemelen İngiliz devletinden, Nadir'in vereceklerinden daha fazlasını verip, bir de muhtemelen gözdağı verdi. Nadir'in bitmesi bir gün sürdü, bir ay içinde de hapse girdi. Sonra Türk basınında Nadir aleyhine propaganda başladı.

Nadir gerçekten suçlu muydu, tabiiki, zira masum milyarder yoktur. Büyük burjuvaların yargılanması, politikacıların yargılanması kadar zordur. Politikacıların yargılanması kadar nadir olur ve sebebi de sistemi zora sokmalardır. Gene Özal döneminde, devlet bankasını dolandıran Kemal Horzum, iddalar ayyuka çıkmışken, devlet bankasının yabacı dil bilen avukat tutmaması yüzünden sırıta sırta geziyor, Malatyaspor tribünleri, en büyük Horzum diye slogan atıyordu. Turgut Özal'a suikast teşebbüsünden sonra birden bire yabancı dil bilen avukat, hatta avukatlar tutuldu, Horzum hapse girdi, Malatyaspor'da küme düştü. 

2002'de borcu ödemeyecekti çünkü 1993'de, 5 Nisan'da da ödememişti. Çünkü o zamanlar Star televizyon ve radyo grubu, siyasi partilerin rekabetlerinde önemli bir müttefikti. Böyle önemli bir düşman değildi. 12 Eylül'den hemen sonra İstanbul Bankasınının iflasından sonra Tansu Çiller ve ailesi de birden zenginleşti ve CHP bunu sorduğunda da evde bulunan, kaynanasına ait esrarengiz altın yığını iddiasında bulundu. CHP örgütleri yıllarca görünmeyen bu altın yığınının temsilini sokaklarda gösterdi ve Çiller yanlısı önlenemeyen gençler denen Ülkücü gruplar, bu temsillere saldırdı. (https://onbinkitap.blogspot.com/2022/04/tansu-cillerin-siyasi-tarihi.html)

Aslında pek çok süper zenginin, süper borcu, hiç tahsil edilmedi. O borçları sıradan, ücretli halk ödedi. Bunu da daha sonra yazacağım.