tmsf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tmsf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2025 Pazartesi

MUHALEFETİN MEDYASIZLIĞI VE GÜÇSÜZLÜĞÜ



Şu anki iktidar partimiz ve reisi, 2010'a kadar , tam olarak da 12 Eylül 2010 Yetmez Ama referandumuna kadar gayet demokratikti. O kadar demokratikti ki, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna siyaset karışmasının amacının demokrasi olduğu, toplumun öneml, bir kesimine benimsetilmişti. Bu süreçte iktidarın hedefinde iki şey vardı, Cem Uzan ve medya. Uzan ailesi ve Rumeli Holding'in önemli bir medya gücü de vardı. Uzan Holdingin batan bankaları sebebi ile TMSF aracılığıyla parça paça canlı yayınlarda  satıldı. Uzanlara saldırı, tüm servetlerine çökülünce de bitmedi. Yıllarca gazeteler, internet siteleri, o meşhur, Cem Uzan'a Hapis Şoku manşetlerini attı. Diğer hedefte medyaydı. O dönemde medya çoğunlukla Aydın Doğan holdingin elindeydi. (Kurtlar Vadisi'nde Davut Tataroğlu olarak karikatürleştirilmiştir. Aydın Doğan, Kırım Tatarı kökenlidir.) Aydın Doğan, gazete, dergi, radyo ve televizyon  kanallarındaki muhalif kişileri önce yavaş yavaş, 2006'dan sonra da hızla muhalif gazetecilerden temizlendi. Bu temizlikte çok sessizce olmadı. Büyük ölçüde gazetecilerin aşağılanması ve tüm kamuoyuna rezil ederek yapıldı. Meşhur, Ergenekon kumpasının bir ayağı da gazetecilere yönelikti.

2002'den itibaren medya o kadar çok CHP aleyhtarı olmuştu ki 2005'de Halktv kuruldu. Gezi olaylarına kadar da güdük kaldı. İktidar partisinin yetmez amaya kadar halkı özgür bırakmak zorunda kalınan yıllarda,  sosyal medya gelişti. Teknolojinin aşırı hızlı geliştiği çağda yaşıyoruz. Seksenlere Türk toplumu için internet, bilim kurguydu. İki binlerde facebook önce zorunlu, sonra demode oldu. Kamuoyu  da şimdilerde x.com olan Twitter'a kaydı. Klasik medyayı ele geçiren iktidar, Gezi'ye kadar bunu kaçırdı. Gezi'den sonra, halen çok etkili olan klasik medyanın yardımıyla hızla yeni medyaya alıştı. Bot hesaplar ve trol ordusu devreye girdi. Sonra iktidar, zaten 1989 SHP yerel seçim zaferinden beri klasik meedyada artış içerisindeydi. Bir kısmı Marksist-Lenininst ve diğer sol fraksiyonlardan olup, SHP-CHP'yi az solcu bulan, CHP, Sosyalist enternasyonelden çıksın diyenlerdi. Yetmez amacı, CHP=MHP diyen liboşlar vardı. Gezi'den sonra CHP'yi az Atatürkçü bulan ırkçı-faşist ve Avrasyacı tipler çıktı.

Söylemezsen olmaz, son günlerde çıkan Nefes adlı gazetenin de amacı bu gibi. Kağıt gazeteler giderek ölmekteyken, bir kaç ünlü köşe yazarı ile gazete çıkarmanın amacı, bir seçmen bastırma (adam kazandı) oyunu oynamaktır. Yeni Yüzyıl (Binyıl) gazetemsinin son günlerde maskesi düştüğü gibi maskesi düşecektir.

Son günlerde CHP'nin kırmızı kart kampanyası ile alay edenler var. Oysa 1989'da SHP; süpürge ve limon gibi sıkılacak mısınız kampanyaları ile başarılı olmuştu. O zaman basın bu kadar da yandaşlaşmamış, muhalefete muhalefetlikte bu kadar yaygınlaşmamıştı.

7 Ekim 2023 Cumartesi

CEM UZAN'IN TMSF'YE BORCU

 


Bu küçük blogdaki geçen yazımdan (https://onbinkitap.blogspot.com/2023/08/uzan-ailesinin-ve-genc-partinin-siyasi.html) sonra Uzan ailesinin eski çalışanı olan bazı gazeteciler, Cem Uzan borcunu ödeyecekti diye konuştu ve yazdı. Kaç tanesi benim blogumu okuyor, bilmiyoru m ama ben eminimki Cem Uzan'ın o devasa borcu ödemeye zerre kadar niyeti yoktu.Hangi dolar milyarderi, böyle büyük bir borcu ödemişti ki, o ödesin? Kapitalist sistemde burjuvaların serveti dokunulmaz değil miydi? O paralar Cem beye lazımdı. Daha çok miting yapacak, döner sandiviç, ayran, kola, sim kart, hatta belki de cep telefonu dağıtıp, oy toplayacaktı.

Oysa kendisi bilmiyordu ki bir düzen, sistemi yıkmaya kalkan en üst sınıftan kişileri bile yok etmeye meyillidir. Osmanlıda Genç Osman ve Bestekar Selim'in padişah oldukları halde nasıl hunharca katledildiklerini hatırlayın. 3. Selim, yani Bestekar Selim, geleneksel olan, saltanat ailesi üyelerinin kanı akıtılmaz ilkesine aykırı olarak,  kılıçla öldürüldü. Çünkü Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa, İstanbul'a gelmeden öldürülmeliydi. Sonra derebeyleri, daha Rönesans'ın başında, Makyavelli, onların halledilmesi gerektiğini, merkezi otorite kurulması gerektiğini söylemişti. Kapitalist çağda farklı değildi. Tolstoy okuyanlar hapse girerken, Tolstoy serbestçe dolaşıyoru ama çar Dekabiristlere (Aralıkçılar) katılan soyluları affetmemişti. Orta çağlar, haddini bilmeyip, canından, malından ve makamından olan soylularla doludur.

Kapitalist sistemin tarihi de, sisteme çomak sokan burjuvaların halledilmeleri ile doludur. En yakın tarimizde bir Asil Nadir örneği var. İngiltere'de büyüyen Asil Nadir, bir dolar milyarderi için fazla vatanseverdi. İngiltere'de kazandığı paralarla, Türkiye ve Kıbrıs'ta yatırımlar yapıyordu. Hem de devasa sanayi ve otel yatırımlarıydı bu yatırımlar. En ünlüsü de bir elektronik devi olan Vestel'di. Nadir, aynı zamanda basına da el atmış, Özal yanlısı bir basın kurmuş, Haldun Simavi'den Günaydın (ve grubunu), Gelişim grubunu (Güneş ve Tan gazeteleri ile Nokta dergisi ve daha bir kaç küçük dergi de vardı, yanlış hatırlamıyorsam) satın almış, Gırgır'dan ayrılan Hasan Kaçan ve arkadaşları için Hıbır dergisinin kurulmasını sağlamıştı. Derken bir günde bitti. Kendisi Turgut Özal ile yakınlığına güvenmişti. Unuttuğu şey, İngiliz devletinden büyük olamayacağı ya da en zengin iş insanının (burjuvanın) bile sistemin tamamından büyük olamayacağıydı. Özal , muhtemelen İngiliz devletinden, Nadir'in vereceklerinden daha fazlasını verip, bir de muhtemelen gözdağı verdi. Nadir'in bitmesi bir gün sürdü, bir ay içinde de hapse girdi. Sonra Türk basınında Nadir aleyhine propaganda başladı.

Nadir gerçekten suçlu muydu, tabiiki, zira masum milyarder yoktur. Büyük burjuvaların yargılanması, politikacıların yargılanması kadar zordur. Politikacıların yargılanması kadar nadir olur ve sebebi de sistemi zora sokmalardır. Gene Özal döneminde, devlet bankasını dolandıran Kemal Horzum, iddalar ayyuka çıkmışken, devlet bankasının yabacı dil bilen avukat tutmaması yüzünden sırıta sırta geziyor, Malatyaspor tribünleri, en büyük Horzum diye slogan atıyordu. Turgut Özal'a suikast teşebbüsünden sonra birden bire yabancı dil bilen avukat, hatta avukatlar tutuldu, Horzum hapse girdi, Malatyaspor'da küme düştü. 

2002'de borcu ödemeyecekti çünkü 1993'de, 5 Nisan'da da ödememişti. Çünkü o zamanlar Star televizyon ve radyo grubu, siyasi partilerin rekabetlerinde önemli bir müttefikti. Böyle önemli bir düşman değildi. 12 Eylül'den hemen sonra İstanbul Bankasınının iflasından sonra Tansu Çiller ve ailesi de birden zenginleşti ve CHP bunu sorduğunda da evde bulunan, kaynanasına ait esrarengiz altın yığını iddiasında bulundu. CHP örgütleri yıllarca görünmeyen bu altın yığınının temsilini sokaklarda gösterdi ve Çiller yanlısı önlenemeyen gençler denen Ülkücü gruplar, bu temsillere saldırdı. (https://onbinkitap.blogspot.com/2022/04/tansu-cillerin-siyasi-tarihi.html)

Aslında pek çok süper zenginin, süper borcu, hiç tahsil edilmedi. O borçları sıradan, ücretli halk ödedi. Bunu da daha sonra yazacağım.