sömürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sömürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2021 Perşembe

NEDEN ELEMAN BULAMIYORSUNUZ? ELEMAN ARANIRKEN YAPILAN HATALAR

     


Pek çok işverenden aynı şikayeti duyarız. Millet iş beğenmiyor, yetişmiş eleman bulamıyoruz, işsizlik yalan vs vs. Ben girişi çok uzatmadan, firmaların neden personel bulamadıklarını, kendi tespitlerimle bir sıralayayayım:

1)Düşük maaş + boş vaatler ve mesleğini yapacaksın avuntusu: Pek çok firma, yok sigortan olacak, yok tecrübe kazanacaksın masalıyla işsiz gençleri avutmak istiyor. Sayın işverenler, lütfen yıllarca okumuş insanlara kasiyerlik, barmenlik, kuryelik ve benzeri işlerde çalışarak alacağından daha yüksek maaş verin ve teklif edin.

2)Şirketin kötü şöhreti: Bazı firmaların personeline kötü davranma (düşük maaş- mobbing, boş vaatler) üzerine kötü şöhretleri vardır. Eleman bulamamak üzerine en çok şikayetçi olanlar da onlardır. Bu şirketlerin genelde her kademede, üçte bir oranında sabit personeli ve bir çok geçici personeli vardır. Bu firmaların sorunu sadece düşük ücret değildir. Ödemeler genelge gecikir,  aniden iş yerinde mesaiye kalmanız gerekir. Daha ucuza eleman bulduklarında, sizi aniden işten çıkarırlar, sonra o buldukları ucuz eleman kaçınca, sizi çağırırlar. Bu şirketlerde kariyer zaten yoktur, aile şirketidir ve önemli mevkiler, patronun ailesi tarafından işgal edilmektedir. Patronun ailesinden olmayan yöneticiler de, patronun metresinin yeğeni, baldızın okul arkadaşı falandır. Belli branşlarda ani eleman daralmalarında basına gidip ağlayanlar da, genelde bunlar olurlar. Bu firmaların kötü şöhretleri de, internet ortamlarında hızlı yayılıyor ve firma isim değiştirse bile değişmiyor.

3) Stajyer sömürüsü: 2.madde ile aynı gibi ama nu durum biraz farklı. Pek çok firma, para, hatta yemek bile vermeden, stajyer çalıştırma alışkanlığı kazanmış durumda. Hatta gazeteci, mühendis, öğretmen ve benzeri uzun süre eğitim isteyen işlerin elemanlarını böyle çalıştırmaktalar. Pek çok genç, bu sömürü yüzünden kağıt stajı tercih etmekte. Mutsuz stajyerler, o firmayı daha sonra tercih etmedikleri gibi, başkalarına da tercih ettirmiyor ve bu firmalar her zaman değilse bile, arada bir eleman sıkıntısı çekiyor.

4) Tecrübe takıntısı: Firmalar hem genç eleman istiyor, hem de tecrübe olsun istiyor, hem de düşük maaş veriyor. Tecrübesini gerçekten hak eden elemanlar çoğu kez ya kendi işini kuruyor ya da tekrar bir şekilde iş buluyor. Ayrıca tecrübe öyle kazanılmıyor, genç yaşta da te crübeli olunmuyor. Biraz eleman yetiştirmeyi deneyin.

5)Belirsiz  iş tanımı  ve angaryalar: İş ilanlarında, işsizliğin yoğun olmasının verdiği cesaretle, hem iş tanımı genişletiyor, hem de mühendis gibi elemanlardan, çay servisi gibi işler bekliyor. Bu tür ilanlara, gerçekten kaliteli eleman gelmez, gelse de ilk fırsatta kaçar. (Bu kaçmayı da anlatacağım)

6)Çok fazla özellik talep etmek. Özellikle bilgisayar programları ve yabancı dil konusunda çok fazla beklentiye girmek ve bunu iş ilanlarına yansıtmak ta, ayrı bir garabet.

7)Tercihen ne?: İş ilanlarına tercihen deyip, ilanı destan gibi uzatırsanız, pek çok kalifiye eleman ilanı okumaz bile.

8)İş fırsatları ve kaçan elemanlar: 5. maddede yazmayı vaat ettiğim konu. Diyelim ki bu zırva iş ilanınıza bir sürü işsiz geldi, siz de üç kişilik işi bir kişiye yıktınız ve ucuz işçilikten de memnunsunuz. Lakin herkesin arkadaşı-dostu var, yoksa da bir şekilde ediniyor ve mutsuz personel iş aramaya devam ediyor. Devlette ara ara kitle halinde personel alıyor ya da belediyelerin kadroları genişliyor. Bütün bunlar olmasa bile, işsiz kişi, başka bir iş bulup, düşük maaşlı kölelikten kaçıyor. Bu iş fırsatı bazen yurt dışında oluyor. İşveren de, acele bekleyen siparişlerle beraber, bir başına kalıyor.

9)Diğer bir husus da, aç it, ambar deler durumu: Düşük, hele de aşırı düşük maaşlı eleman, bir de mültexi falan olduğunda suça meyilli olup, paranız bir yana canınızı da alabilir.

Sayın işverenler. Emek değerli bir varlıktır, yüksek işsizlik sizi yanıltmasın.

4 Kasım 2020 Çarşamba

STAJYER EMEĞİ SÖMÜRÜSÜ

 


Geçen yazım diğer Habergalerisi yazarları tarafından beğenilince ve onlar da bir öğretmen gibi yazı yazmamı isteyince, en azından önümüzdeki bir kaç yazıyı bu şekilde yazmaya ve kafamdaki bazı şeyleri yazıya dökmeye karar verdim.

Yazı ile ne değişir, en azından birileri bazı şeylerin farkında olur. Velileri uyarmam gereken diğer bir konu da, stajyer emeğinin sömürüsü. Hem öğrenciler, hem de veliler bundan habersiz.

Sevgili gençler ve veliler, bunu bir öğretmenden duymak size tuhaf gelebilir ama kağıt ya da naylon staj da diyebileceğimiz staj, pek çok kere en iyisidir. Çünkü işletmelerin çoğunun amacı iş öğretmek değil, bu bahane ile genç insanın emeğini, hem de hevesi ile oynayarak almaktır. Hiç bir işletme yeni personelini stajyerleri arasından seçmez. Göze girmek için çok çalışan, çırpınan stajyer, sadece daha fazla kullanılır. Böyle aşırı hevesli stajyer her işletmede bir kaç tane mutlaka bulunur ve tüm ayak işleri onlara yaptırılır.

Bu bir sır değildir ve işletmeler buna o kadar alışmıştır ki, eskiden staj, öğrenciyi meslek lisesine çekerdi,  şimdi öğrenciyi itiyor. Önceleri staj öğrencinin kısmen serbest kaldığı, boş zamanı olduğu ve aynı zamanda bir işe yaradığını hissedip, saygı gördüğü yerdi. Hele sağlık meslekte, oğlanlar memur bey, kızlar hemşire hanım sözünü duyup, şevke gelirlerdi. Üzerine cüzi de olsa bir maaş alırlardı.



Oysa şimdi tüm meslek liselerinde staj hem para almadan gün boyu çalıştıkları, hem de diğer çalışanlar tarafından itilip, kakıldıkları yerler. Özellikle turizm meslek liseleri nisan sonunda okulu kapatıp, staja gidiyorlar ve turistlik yerlerde otelin tüm pis işleri onları bekliyor. Turizm sektörü de giderek çekiciliğini kaybediyor. 2010'dan beri her mart-nisan ayında yabancı ülkelerin bir ya da bir kaçı ile gerilen ilişkiler yüzünden krize giriyor. Buna İzlanda yanardağı (adını yazması ve okuması zor) , korona hastalığı gibi bir sürü krizler de sezonu tehlikeye atıyor. Güvenli liman gibi görünen şehir otelleri de çok az eleman alıyor ve bu okulların çekiciliği giderek yitiyor. Buna bir de dindarlık adına şarap garsonluğu derslerinin kalkması ve bu okulun servis (garsonluk) mezunlarının iş bulmasını daha da güçleştiriyor.

Sadece turizm değil, tüm meslek liselerinde öğrencilere stajda kötü muamele,  genelde öğrencilerin başka okullara kaçma ve okulu bırakma sebebi. Meslek lisesi, memleket meselesi diyen işverenler, esnaf ve sanayiciler, gençler daha iş hayatına atılmadan gerçek yüzlerini gösteriyorlar.

Üniversitede de bu sömürü devam ediyor. Her yıl zorunlu olan-olmayan ( biyologların hastane stajı gibi zorunlu olmayan stajlar da var) staj sayısı ve süresi artıyor. Firmalarda öğrencileri rica minnet staja alıyor, bazıları da bunun için özel program yapıp, eleman ihtiyacını büyük ölçüde üniversite-lise öğrencilerinden karşılıyor, bazıları stajyerlere yemek bile vermiyor, köle gibi de çalıştırıyor. Kölelere en azından yemek ve su verilirdi.

Sonra bu staj, üniversite bitince de bitmez. Özellikle özel okullar ve dershaneler, kaç yıl tecrüben olursan ol, ilk bir kaç sene stajyer diye ucuza çalıştırıyorlar. 

Bir de stajyer diye başka bir tür sömürü var. Satıcılar ve satış şirketleri,  bazıları bir eğitim de vererek, altı ay kadar bir staj-deneme süresi veriyor. Satıştan komisyonda veriyor. Sonra en fazla altı ay sonra işine son veriyor. Bunu giyim ve teknoloji perakende zincirleri çok yapıyor. Çünkü işe giren kişi, kadroya gireceğim diye en az bir kişiyi o firmaya bağlıyor. Bir insan, hele de biraz da hali vakti yerindeyse, yılda bir kaç kere kıyafet ve teknolojik alet alıyor. Flaş diskler sık sık bozuluyor, cep telefonları ve bilgisayarların ömrü en fazla bir kaç yıl. Şarj cihazları, telefon kılıfı, ekran filmi derken, o da sık yapılan bir ihtiyaç. O elemanı kovup, yeni birilerini dükkana getirecek, yeni ve hevesli eleman alıyorlar.

Sevgili öğrenciler, size kimsenin anlatmadığı şeyi anlattım bu yazı ile. Ülkemize staj sömürüden başka bir şey değildir. Öğüt vermesi ayıp olacak ama çok önemsemeyin ve bir an önce kurtulmaya bakın.