18 Ekim 2023 Çarşamba

Erich Fried Dinle İsrail

 


Peşimize düştüklerinde o zamanlar
sizden biriydim
Siz başkalarının peşine düştüğünüzde
nasıl sizden olayım ben?

Özleminizdi,
sizi katleden
öteki halklar gibi olmak
Oldunuz şimdi onlar gibi

Daha fazla yaşadınız
size vahşeti yaşatanlardan
İçinizde mi yaşar şimdi
vahşeti onların?

»Çarıklarınızı çıkarın«
diye emrettiniz dövülenlere
Çarıkları kumdan olanları
günah keçisi gibi

çöllere, ölümün
büyük camisine sürdünüz
Ancak üstlenmediler
yüklemek istediğiniz günahları

Bombalarınız
ve tanklarınızın izinden
daha kalıcıdır
kumdaki çıplak ayak izleri

Erich Fried

14 Ekim 2023 Cumartesi

LİBERALLERİN ERMENİ SEVGİSİ VE DİĞER GARİPLİKLERİNİN SEBEPLERİ



 Önce bu blogda daha önce neler demişim bir hatırlatayım: 

https://onbinkitap.blogspot.com/2021/02/ermeni-azeri-savasi-ve-israil.html

https://onbinkitap.blogspot.com/2020/05/ermeniler-turklerden-halen-ne-istiyor.html

https://onbinkitap.blogspot.com/2018/03/liberalleri-lincetmeyin-onlar.html

Doksanlı ve iki binli yıllarda Ermenilerden özür dileme kampanyalarını hatırlayan var mı? İmza kampanyalarına bazı ünlülerin adı da, onlar izin vermeden dahil etmişlerdi. Bir de bu günlerde unutulan Doğu Konferansı grubunu hatırlayalım.Nasıl Doğu Perinçek'in geçmişinde Abdullah Öcalan'la meşhur fotoğrafı varsa, Nihat Genç'in de geçmişinde Doğu Konferansı, Ermenistan gezisi vardır. Doğu Perinçek doksanlarda dergisi 2000'e doğru  ve gazetesi AydınlıkPKK propagandası yaparken (https://onbinkitap.blogspot.com/2020/09/dogu-perincek-kimdir.html), Nihat Genç'de Leman dergisindeki köşesinde  HADEP (Şu günlerde Yeşil Sol Parti) ve ÖDP (Şimdilerde Sol Parti) propagandası yapıyordu. Nihat Genç'in şansına, Perinçek'in adı her geçtiğinde bu meşhur fotoğraf servis edilirken, Doğu Konferansı girişiminin unutulması. Doğu Perinçek, Bekaa Vadisi gezisini tek başına yapmıştı. Nihat Genç ise Doğu Konferansı gezilerini (Ermenistan, İran ve Suriye'yi net hatırlıyorum Galiba Mısır ve Bosna'da vardı), İslamcı ve Liberal bir kaç gazeteci-yazar ile birlikte yapmıştı. Onlar da bu gezileri unutturma derdinde. Liberallerde genelde bir azınlık sevgisi var. (https://onbinkitap.blogspot.com/2023/05/liberallerin-kurt-ulusalcilarin-alevi.html) Gene bu sevgi, siyasal İslam ve serbest piyasa sevgisinin önüne geçmiyor. Mesela Alevileri pek sevmiyorlar, genelde solcu oldukları yada CHP'li oldukları için.

Daha önce de yazdığım gibi, bu özür dilemenin karşılığı gelmedi. Ermenilerde bir barışma, uzlaşma mesajı gelmedi. Aksine, soykırım duvarında inkar çatlağı denilerek, o zamanlar devam eden birinci Karabağ savaşında, Ermeni saldırısının meşruluk kaynağı olarak kullanıldı. İşin ilginci, bu liberallerin en ateşli üyesi olan Hasan Cemal'in dedesi, İttihat ve Terkakki'nin üç önemli liderinden biri olan Cemal Paşa, soy adını da ondan alıyor. (Diğerleri Talat ve Enver'dir.) Falih Rıfkı Atay, Zeytindağı adlı kitabında Cemal Paşanın gaddarlıklarını çok güzel anlatır. Kendisi, dedesi adına idam edilen Arap milliyetçilerinin torunlarından özür dileyebilir.

Kendine Liberal diyen bu grup yada gruplar, ülkemize ne çok zarar verdiler ve halen de zarar vermeye doymuyorlar. Özelleştirmeler sonrası ucuzluk yada daha fazla üretim olmadığı gibi Türkiye bazı şeyleri hiç üretemez oldu. Türkiyelilik kavramı ile Kürtlerin topluma kaynaşmasını (sanki çok toplum dışıymışız gibi), devletin faşist politikalarına karşı çıkma falan dediler. Meğer Türkiye'ye yerleşmek isteyen ama kendisine Türk demek istemeyen Araplar içinmiş. Suriye sınırında mayından temizlenen arazilerde organik tarım yapılmadı ama kontrolsüz göçmenler geçti. Ne dedilerse yalan çıktı. (https://onbinkitap.blogspot.com/2018/03/liberalleri-lincetmeyin-onlar.html) Siyasal İslam kimseye özgürlük vaat etmedi ama liberal  takımı bu iddialarda bulundu. Bu ve buna benzer pek çok şeyi, halk için yaptıklarını falan söylediler.

Oysa o yıllarda katıldıkları Fetö ve iktidar yanlısı toplantılara katıldıkları için, zarf içinde huzur hakkı adı altında paralar aldıkları ortya çıktı. Üstelik bu paraların vergisini bile ödememişlerdi. Çünkü zarf içinde ve faturasızdı. Yıllarca, kar etmeyen     Radikal ve Yeni Yüzyıl gazetelerinden dolgun maaşlar aldılar.  (https://onbinkitap.blogspot.com/2023/09/nilufer-golenin-korosuradikal-yeni.html) Şimdi de takipçilerinden bağış diledikleri internet siteleri ve sosyal medya hesaplarına, Amerika'da adresi bile belirsiz fonlardan binlerce dolar aldıkları ortaya çıktı. Bu hesaplarından bol bol kaçak göçmen övgüsü ve acındırması yapıyorlar. Tarihi de kafalarına göre şekillendiriyorlar. Mesela 2.Abdülhamit'e kızıl sultan lakabı,  döneminde katledilen Ermenilerin fazlalığıdır. Abdülmedic-Abdülhamit döneminde göç eden ve öldürülen Ermeni sayısı, 1915 Tehcir Kanunundan fazla olabilir. Zira şehir progromu ve sivil milislerin saldırıları ile ilgili bir istatislik-sayım yapılmamış. Burada iki trajik tarih anı vardır. Biri 17-19 Ekim 1860 Halep progromu (genel olarak hedefte tüm Gayrı Müslümler vardır), diğeri de 21 Temmuz 1905 tarihinde Abdülhamit'e cuma namazı çıkışında patlayan bombalı at arabası sonrasında başlayan, Anadolu'da ve Türk-Müslümanların yoğun olduğu bölgelerde Ermeniler başta olmak üzere Gayrı Müslümlere yapılan saldırılardır. Saldırılarda o kadar Ermeni öldürülür ki bizzat Abdülhamit, yeter artık daha fazla Ermeni öldürmeyin diye açıklama yapar. (Kemal Tahir, Esir Şehrin İnsanları romanında anlatır.) Öte yandan Abdülhamit'in sarayı ve çevresi de Ermeni-Rum ve Yahudi doludur. Osmanlı'da azınlıkları, içinden önemli bireyleri devşirerek yönetme usulü vardır. 

Oysa liberaller, Osmanlı'nın cumhuriyetten daha barışçıl olduğunu söylerler.

Liberaller ile iktidarın arası 2010 yermez ama evet referandumundan beri açık. (https://onbinkitap.blogspot.com/2020/04/yetmez-ama-yanildiniz-kendiniz-icin.html) Hele 15 Temmuz'dan beri hepten kopmuş durumda. Gene de iktidara muhalefetten çok, muhalefete muhalif havasındalar ve herhangi bir muhalif oluşumu, öyle canla başla desteklemiyorlar.

Desteklemesinler daha iyi, o da ayrı konu.



10 Ekim 2023 Salı

ADNAN OKTAR TARİKATININ BEKLENEN HAMLESİNİN BEKLENMEYEN YÖNÜ



Önce bu konuda daha önceden yazdıklarımı hatırlatayım: https://onbinkitap.blogspot.com/2018/08/adnan-hoca-yeni-bir-15-temmuz-tehlikesi.html

140 journos'un Kedicik belgeseleni pek beğenmedim, çünkü bu iddialar, benim hatırladığım doksanlarda bile basında, özellikle Adnan hoca ve Fetö ile arası iyi olmayan Star grubunda anlatılan şeylerdi.  Bu örgüt, kamuoyunun gözü önünde kurulmuştur. Siyasette sağ partilerden, özellikle de Necmettin Erbakan'ın yolundan-izinden giden Milli Görüş partileri tarafından, onlara bağlı-onlara yakın yayın kuruluşları tarafından desteklenmiştir. Örgüt, ara ara polis baskınına, adli kovuşturmalara uğrasa da, bunlardan güçlenerek çıkmıştır. Özellikle 1999'daki kovuşturmadan sonra gücünün doruğuna ulaşmış, kendisine en ufak eleştiri getiren kişileri rezil ve perişan etmiştir. 

Ne olmuşsa olmuş, 2018'de bu örgütün fişi çekilmiş, yapılan operasyonlarla beraber, gücü büyük ölçüde kesilmiş, Adnan Oktar ve örgütünün tüm kilit isimleri tutuklanmış, tüm medya da Adnan Oktar aleyhine yayımlar yapmıştır. Oysa 1999'da solcu ve Uzan ailesi destekli medya haricinde, Adnan Oktar'a karşı ciddi bir yayım olmamıştı. 2018 operasyonundan sonra örgüt sadece Twitter'da (X.com) aktif oldu. Zira A9 denen televizyon kanalı ve ortalıkta bedava dağıtılan, Harun Yahya takma isimli yazarın kitapları haricinde birkitle iletişimi yoktu bu örgütün. Önceleri tuhaf tabelaları gündeme taşıdılar. Özellikle Cübbeli Ahmet hocaya kafayı takmış durumdaydılar, sürekli onunla ilgili mesaj gönderiyorlardı. Epeydir tabelalarını trendelere taşımak yada bir tabela altında buluşmak yerine, başka tabelalara kendi mesajlarını ekliyorlar. Hiç takip etmediğim yada takip edenleri de tanımadığım kullanıcıların mesajları nasıl önüme düşmesinden, örgütün x.com'un algoritmasını çözdüğünü gösteriyor. Sürekli kadın adı ve fotoğrafı ile hesap açıyorlar. Hep de insanların üzt sınıftanım mesajı verme kaygısı taşıyan tuhaf isimleri (ajda, maya,arya- sanki çok opera dinlermiş gibi) kullanıyorlar. Şu günlerde de miray ve simay ismine takmışlar. Ben hayatımda hiç miray yada simay isimli birisi tanımadım. Sanki tüm miray ve simaylar, Adnancı olmuş.

Bu tarikat yada ne ad vereceğimi pek de bilemediğim örgüt-oluşum, neden bu kadar bastırılımış, hatta ezilmişken gündeme geldi? Üstelik sadece bir yönü, kadınları istismar yönü ile gündeme geldi? Üstelik daha ziyade muhalif medya üzerinden gündeme geliyor, neden? 140 Journos'un videosuna tek konuşan gazeteci, Barış Terkoğlu, yandaş gazetelerden kimse yok.Belgeselde anlatılanlar, 2021'de yayımlanan, Hakan Erol'un Turnike adlı kitabında yazılan şeylerdi.  Benim aklıma gelen, örgütün bir eylemine karşı iktidarın kamuoyunu hazrılamaya çalışması oldu. Fetö, nasıl mafya dizileri ile halkı darbeye hazırlamışsa ( https://onbinkitap.blogspot.com/2020/11/carpisma-ve-diger-mafya-derin-devlet.html), devlette Arka Sokaklar dizisi başta olmak üzere, çeşitli dizilerde halkı darbe aleyhine hazırladı. Ezel dizisinde Dayı, ona sorulan dışarda mıydın sorusuna, hayır, içerdeydim diye cevaplamıştır. Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde Polat Alemdar, üzerinde kocaman harflerle Erdoğan yazan bir taşın önünde poz  vermiş, Kara (Yeşil) adlı karakter, medya patronu Davur Tataroğlu'nu (Aydın Doğan'da Tatar kökenlidir) öldürmüştü. Arka Sokaklar'da ise Rıza başkomser ve ekibi, Fetöcü polis ve subaylarla mücadele ederek,  örgüte ve kamuoyuna karlı mesaj verilmişti. Siz sadece sert (hard) dizi ve filmlerde siyasi mesaj var sanıyorsunuz ama Çiçek Taksi yada Ferhunde Hanımlar gibi dizilerde bile siyasi mesaj vardır. Mesela Adını Feriha Koydum'da AKP logolu bir kutu, Ferihaların evlerinde, masada veya buzdolabı üzerinde ama zor fark edilecek şekilde görülüyordu. Bu kutuyu, AKP üzerinden sosyal yardım alanlar çok iyi tanıyordu. Mesela Sazan Sarmalı filminde Kıvanç Tatlıtuğ, düpedüz sevimlileştirilmiş. Sedat Peker karkikatürü olmuştur (https://onbinkitap.blogspot.com/2019/03/sazan-sarmali-ve-mesajlari.html) Seksenler adlı komedide de aniden Tayyip isimli bir esnafın cenazesinin duyurusu yapılmıştır. Tabi bu mesaj her zaman Kurtlar Vadisi gibi yağmurlama olmuyor, çoğu kez damlatma halinde oluyor.

Adnancıların ise elinde böyle bir medya gücü yok, çünkü gücü yok. Medyanın gücü olmaz, gücü olanın medyası olur. Adnancılar ise gücü gizli, bir yılanın gücü gibi bir güçleri var. Ne zaman ve nereden saldırcakları belirsiz.

NELER YAPABİLİRLER:

DARBE TEŞEBBÜSÜ (DÜŞÜK İHTİMAL): Şu aşamada Türk ordusundan birilerinin iktidara baş kaldırmak bir yana, bir araya gelebileceğinden bile şüpheliyim. 2016 baharında Fetö'nün büyük bir olay çıkaracağını tahmin ediyor ve etrafımdaki insanlara söylüyordum. Aklıma darbe gelmemişti çünkü artık okullara gelmeyen Zaman gazetesi ile diğer örgüt yayınları artık okullara gelmediğinden okumaz olmuştum. Okusaydum darbeyi tahmin ederdim. Gerçi biraz dikkarli olsaydım Zaman gazetesinin sirenli-bebekli reklamından da darbeyi tahmin edebilirdim. Adnancıların gerektiği kadar çok ve örgütlü subayları olacağını sanmam. Lakin az üyeli tarikatların ne yapacağı belli olmaz.

SUİKASTLER:

Bu tarikat son derece acımasız. Birilerini öldürmekten yada öldürtmekten hiç çekinmez. Cumhurbaşkanı çok sıkı korunuyor ve böyle bir suikastin bedeli ağır olur. Cumhurbaşkanına yakın kişileri de öldüremez yada göz göre göre öldüremez ama kaza süsü verebilir. Kendisiinin bir tehdit olduğunu hissettirmek için işaret bırakabilir. Görece toplumdaki önemli kişileri, elinin altındak şantaj videoları olan kişilere öldüretebilir.

TERÖR OLAYLARI: İktidarı yıldırmak için kışkırtıcı bombalamar da bunların yapacağı bir şeylerdir. En öok beklediğim yönleri saldırıları bu olacaktır. Her şeyi yapabilirler.

EN UMULMADIK BİR ŞEY: Örgüt, hiç kimsenin hayal bile etmeyeceği bir saldırı yada eylem yapabilir.

ALLAHIN BİR LÜTFU OLMAYACAK: Bu yazıyı yazmamın en önemli nedeni de bu. Bunu devlet, daha doğrusu iktidar da biliyor. 2018'de, birden bire, devletin bu örgüte tüm gücü ile örgütün üzerine gitti. Bu diğer tarikat-örgütler için de geçerli. Diğer tarikat-örgütlerin benzer isyan yada eylemleri de, benzer etkide bulunacak ve iktidar, onların olumsuz hareketlerini de daha doğmadan, boğmak zorunda. Tarikatlara dayalı dinsel bir iktidar olduğu düşünülürse, işi çok zor.


7 Ekim 2023 Cumartesi

CEM UZAN'IN TMSF'YE BORCU

 


Bu küçük blogdaki geçen yazımdan (https://onbinkitap.blogspot.com/2023/08/uzan-ailesinin-ve-genc-partinin-siyasi.html) sonra Uzan ailesinin eski çalışanı olan bazı gazeteciler, Cem Uzan borcunu ödeyecekti diye konuştu ve yazdı. Kaç tanesi benim blogumu okuyor, bilmiyoru m ama ben eminimki Cem Uzan'ın o devasa borcu ödemeye zerre kadar niyeti yoktu.Hangi dolar milyarderi, böyle büyük bir borcu ödemişti ki, o ödesin? Kapitalist sistemde burjuvaların serveti dokunulmaz değil miydi? O paralar Cem beye lazımdı. Daha çok miting yapacak, döner sandiviç, ayran, kola, sim kart, hatta belki de cep telefonu dağıtıp, oy toplayacaktı.

Oysa kendisi bilmiyordu ki bir düzen, sistemi yıkmaya kalkan en üst sınıftan kişileri bile yok etmeye meyillidir. Osmanlıda Genç Osman ve Bestekar Selim'in padişah oldukları halde nasıl hunharca katledildiklerini hatırlayın. 3. Selim, yani Bestekar Selim, geleneksel olan, saltanat ailesi üyelerinin kanı akıtılmaz ilkesine aykırı olarak,  kılıçla öldürüldü. Çünkü Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa, İstanbul'a gelmeden öldürülmeliydi. Sonra derebeyleri, daha Rönesans'ın başında, Makyavelli, onların halledilmesi gerektiğini, merkezi otorite kurulması gerektiğini söylemişti. Kapitalist çağda farklı değildi. Tolstoy okuyanlar hapse girerken, Tolstoy serbestçe dolaşıyoru ama çar Dekabiristlere (Aralıkçılar) katılan soyluları affetmemişti. Orta çağlar, haddini bilmeyip, canından, malından ve makamından olan soylularla doludur.

Kapitalist sistemin tarihi de, sisteme çomak sokan burjuvaların halledilmeleri ile doludur. En yakın tarimizde bir Asil Nadir örneği var. İngiltere'de büyüyen Asil Nadir, bir dolar milyarderi için fazla vatanseverdi. İngiltere'de kazandığı paralarla, Türkiye ve Kıbrıs'ta yatırımlar yapıyordu. Hem de devasa sanayi ve otel yatırımlarıydı bu yatırımlar. En ünlüsü de bir elektronik devi olan Vestel'di. Nadir, aynı zamanda basına da el atmış, Özal yanlısı bir basın kurmuş, Haldun Simavi'den Günaydın (ve grubunu), Gelişim grubunu (Güneş ve Tan gazeteleri ile Nokta dergisi ve daha bir kaç küçük dergi de vardı, yanlış hatırlamıyorsam) satın almış, Gırgır'dan ayrılan Hasan Kaçan ve arkadaşları için Hıbır dergisinin kurulmasını sağlamıştı. Derken bir günde bitti. Kendisi Turgut Özal ile yakınlığına güvenmişti. Unuttuğu şey, İngiliz devletinden büyük olamayacağı ya da en zengin iş insanının (burjuvanın) bile sistemin tamamından büyük olamayacağıydı. Özal , muhtemelen İngiliz devletinden, Nadir'in vereceklerinden daha fazlasını verip, bir de muhtemelen gözdağı verdi. Nadir'in bitmesi bir gün sürdü, bir ay içinde de hapse girdi. Sonra Türk basınında Nadir aleyhine propaganda başladı.

Nadir gerçekten suçlu muydu, tabiiki, zira masum milyarder yoktur. Büyük burjuvaların yargılanması, politikacıların yargılanması kadar zordur. Politikacıların yargılanması kadar nadir olur ve sebebi de sistemi zora sokmalardır. Gene Özal döneminde, devlet bankasını dolandıran Kemal Horzum, iddalar ayyuka çıkmışken, devlet bankasının yabacı dil bilen avukat tutmaması yüzünden sırıta sırta geziyor, Malatyaspor tribünleri, en büyük Horzum diye slogan atıyordu. Turgut Özal'a suikast teşebbüsünden sonra birden bire yabancı dil bilen avukat, hatta avukatlar tutuldu, Horzum hapse girdi, Malatyaspor'da küme düştü. 

2002'de borcu ödemeyecekti çünkü 1993'de, 5 Nisan'da da ödememişti. Çünkü o zamanlar Star televizyon ve radyo grubu, siyasi partilerin rekabetlerinde önemli bir müttefikti. Böyle önemli bir düşman değildi. 12 Eylül'den hemen sonra İstanbul Bankasınının iflasından sonra Tansu Çiller ve ailesi de birden zenginleşti ve CHP bunu sorduğunda da evde bulunan, kaynanasına ait esrarengiz altın yığını iddiasında bulundu. CHP örgütleri yıllarca görünmeyen bu altın yığınının temsilini sokaklarda gösterdi ve Çiller yanlısı önlenemeyen gençler denen Ülkücü gruplar, bu temsillere saldırdı. (https://onbinkitap.blogspot.com/2022/04/tansu-cillerin-siyasi-tarihi.html)

Aslında pek çok süper zenginin, süper borcu, hiç tahsil edilmedi. O borçları sıradan, ücretli halk ödedi. Bunu da daha sonra yazacağım. 

5 Ekim 2023 Perşembe

ÇEDES'İN ÖLÜ DOĞUMU

 


Malumunuz ülkemizde en sık değişen şey, eğitim sistemi.O kadar sık sistem değişiyor ki, bence bir sistemsizlik sisteemi. Ellinci doğum günüme yaklaştığım ömrümün 25 öğretmenlik ve öncesinde de 15 öğrencilik yılı yaşadım. İki yıl aynı düzenin yürüdüğünü görmedim. Her sene mutlaka bir şeyler değişti: Sınıf geçme yönetmeliği, liselere giriş sınavı, üniversite giriş sınavı,  disiplin ve ödül yönetmeliği, sınav yönetmeliği, öğretmen özlüğü ile ilgili yönetmelikler,  bütünleme ve sorumluluk sınavları ile ilgili yönetmelikler, ders dağıtımı ve ders saatleri,  öğretmenlikte idareci olma ve görevde yükselme, ve buna benzer şeylerin iki sene hepsinin aynı olması bir yana her sene en az bir kaç tanesi değişir. Müfredat ise ikide bir değişir. Öğretmene de zerre kadar sorulmaz. Yalnız bir kere sorulurmuş gibi yapıldı. İlçe zümre başkanı olarak sayfalarca yazı yazdım. Gelen müfredatın öğretmenlerin isteğiyle alakası yoktu.

İktidarın en başarılı olduğu konu, iktidarma kalma. Bunun için televizyon, radyo ve gazetelerin %90'ını, binlerce trolü, kendi uydu partilerini ve muhalefetten satın aldıklarını kullanıyor. En başarısız olduğu alanlar eğitim ve kültür. Bunu kendileri de itiraf ediorlar. İktidar için eğitim, din eğitimi ama onda da başarısız. (https://onbinkitap.blogspot.com/2020/11/dinsiz-birakan-din-egitimimiz-dinsizlik.html) Her alt sınıfta dinsizlik artıyor. (https://onbinkitap.blogspot.com/2020/01/altin-neslin-dinsiz-cocuklari.html) Böyle giderse Alevi-Sünni kavgası yerine Deist-Ateist-Panteist kavgası çıkacak yakında.

Devletin bulduğu formül, daha çok din dersi. Oysa çokca okul değiştiren biri olarak şunu gözlemledim, din dersi arttıkça, dinsiz öğrenci çoğalıyor. Bir de Arapça dersleri meselesi var. Arapları ülkeye uyum sağlaması için uğraşıyorsun ama onlar kendilerini bir sığıntı değil, efendi olarak görüyor. Zira sen Müslüman değil, mevalisin. (https://onbinkitap.blogspot.com/2023/09/turk-ve-arap-fasizan-ustunluk-duygusu.html) Kaldı ki Araplar arasında da bir çeşit kast olduğunu gözlemledim. Zengin Araplar, fakirleri pek umursamıyor.

Devlet zannediyor ki, doktor dövmekle övünen, kamu görevlilerini ikide bir şikayet eden halk veya Z kuşağı denen yeni nesil, okula gelen imama yada manevi danışmak denen şeyhe saygı duyacak, onun yolundan gidecek.Öğretmen rol model olmuyor, şeyh yada imam model olacak.

 ( https://onbinkitap.blogspot.com/2023/06/ogretmenlerin-rol-model-olamamasi.html)Oysa ülkede imam hatip sayısı artarken, öğrenci sayısı azalıyor. İmam hatiplerin en büyük işlevi,  küçük burjuva ailelerinin, devlet okulundan, özel okula yönelmesini sağlamak. (https://onbinkitap.blogspot.com/2019/06/egitimde-bakolarya-ozel-okul-imam-hatip.html) İmam hatipe baskı ve yönlemdirmeler sonucu çok kayıt olsa da, mezun olan az. Herkes ya açık liseye, ya da özel okula kaçıyor. Şimdi açık liseye geçişi, yönetmeliklerle zorlaştırmaya çalışıyorlar. İsteksiz öğrenciyi okulda tutmaya kalkarsan, daha çok ateist-deismam Hatipli görürsün. Bilinmesi gereken, bu dinsizliğin sosyolojik temelleri olduğudur. (https://onbinkitap.blogspot.com/2021/11/dinsizlik-sosyolojisi.html)

Bu projenin sonu, yeni nesil çocuklar ve ergenlerle başedemeyen din adamları takımının iktidarı daha da zora sokmasıdır. Bu din adamlarının pedogoji eğitimi almadıkları gerçektir. Devlet okullarında, tarikat yurtlarındaki otoriteleri olmayacaktır. Kaldı ki son üç yıldır dinsiz (ateist-deist vesaire) gençlerin hikaleyerini okyup, dinliyorum. Pek çoğunda tarikat yurdu deneyimi var. Yurttan çıktıktan sonra muahfazakar ailelerine rağmen dinden uzaklaşıyorlar. Hatta belki de bu yüzden uzaklaşıyorlar. (https://onbinkitap.blogspot.com/2020/05/dinsizlik-turleri-8-dinin-somut-siyasi.html)

Diğer yandan o kadar Arapça dersi neyin nesi? İngilzce öğretemediniz, bir de Arapça mı öğretecek milli eğitim? Bunca yıl Alevi ve Kürt düşmanı olarak eğittiğiniz insanları, Arapları yüce görenler olarak mı eğiteceksiniz? (https://onbinkitap.blogspot.com/2023/09/turk-ve-arap-fasizan-ustunluk-duygusu.html) Yıllarca Alevi ketledenleri ödüllendirip, hayırl olsun dediniz, şimdi Arap ve Afganlar aleyhine bir kaç haber yapanları, 12 Eylül rejimi gibi saçlarını üç numaraya vurarak mı korkutuyorsunuz? O zamanlar Kürtleri yılmadığı gibi, daha da radikalleşip, PKK'lı oldular. Üstelik onlar, akıl almaz işkenceler gördüler. Öyle ki, Aziz Nesin bile, ilk dinlediğinde abartı sanmış, bunu da itiraf etmiştir. Yıllarca 1944 Irkçılık-Turancılık olaylarında yaşadıklarını anlatan Türkçüler, tekrar devlete muhalif olmayı  öğreniyorlar. Bu ırkçılık-Turancılık davasına katılanların hayatlarını tek tek inceleyin. Atsız ve hemen yanındaki bir kaç kişi hariç hepsi, daha sonra Nurculuk başta olmak üzere tarikatlara girdiğini görürsünüz. Atsız'ın 1944 olaylarını anlattığı anıları ve pek çok önemli yazısı ilk defa, Necip Fazıl'ın Büyük Doğu dergisinde yayınlamıştır. (https://onbinkitap.blogspot.com/2021/05/atsizin-canakkale-gezisi-ve-turkculugu.html) (https://onbinkitap.blogspot.com/2017/06/) Hani Müslümanlar diyor ka, küfür tek millettir, aslında sağcılık tek parçadır. 

Oysa şimdi Çedes'le, sağın bir kanadı Türkçülüğü kesmek istiyorsunuz ve dahası zenginlerin sosyal medyada gösteriş pornosu yaparken; başka ülkelerdeki işçi sınıfının, Türkiye'deki küçük burjuvadan daha rahat yaşamını görüyor, devir seksenli yıllar değil. (https://onbinkitap.blogspot.com/2021/06/12-eylulun-sucluluk-duygusu-egitimi-2.html)

İktidar seçimleri bir şekilde kazansa da, muahlefeti parçalasa da, 12 eylülün suçluluk duygusu eğitimi anlım kitleleri kandırsa da, gençliği memnun edemiyor.

3 Ekim 2023 Salı

KOMPRADORLAR İŞGALCİLER KADAR TEHLİKELİDİR



 Komprador kelimesi İspanyolca kökenli bir kelimedir ve tam olarak satın alıcı demektir. İspanyol işgalciler, fethettikleri ülkelerde, halkla muhatap olmamak adına,  yerel halkın içinden yandaşlarını, önce yerel ürünleri satın almak için kullanmışlar, sonra da küçük yerlerden başlayarak, işgalciler adına bölgeyi yöneten yerel yöneticiler için kullanılmış bu terim. Deniz imparatorluğu kuran Avrupa ülkeleri, bu sistemi yaygınlaşırınca, bu terim de yaygınlaşmış.

Bu terim, işgalci ya da sömürgeci ülkelerin işbirlikçileri için kullanılır ve iki tür komprador vardır, siyasetçi komprador ve burjuva komprador. Her ikisi de birbirinin o kadar olmazsa olmazıdır ki, çoğu kez her ikisi de aynı kişilerdir. Sömürülen ülkelerde her siyasetçi tüccar, her tüccar siyasetçidir. Buna komprador medyayı da ekleyebiliriz. Komprador medyanın asıl işlevi, komprador burjuva ve siyasetçinin çıkarlarını, ülkenin çıkarıymış gibi göstermektir. 

Kompradorlarla mücadele, işgalciyle mücadeleden daha zordur. Komprador, arkasına yaslandığı asıl devletin çıkarlarını nasıl savunduğunu çok iyi saklayıp, vatanseverleri halkın gözünde küçük düşürebilirler.

Dahası kompradorlar ülkeyi yabancı güçlere peşkeş çekerken, işgalcilerden daha korkusuzu ve fütursuz olabilir. İşgalcilerin asker kaybı ya da işgali terk sonrası politik utanç sorunları, kompradorlarda bulunmaz.

Kompradorlarla savaşta, işgalciler ile savaşta olurcasına ciddi ve tutarlı olmalıyız ve çok daha dikkat etmeliyiz.

Ve hem çok daha cesur, hem de çok daha acımasız olmalıyız. Çünkü ilkemiz düşmanla barışılır ama hainler azla affedilmez olmalıdır.

30 Eylül 2023 Cumartesi

ÖVÜNME BAHSİ (GEZİ)

 


ÖVÜNME BAHSİ

 

Her zaman öncü olamadım

Yok bende önderlik vasfı

Önder olamadım hiçbir olaya

Sadece bir hevesli oldum

Olanların kıyısında ve köşesinde

Lakin uzakta kalamazdım tarih yazılırken

Bir devrin eşiğine gelmişken

Seyredemezdim uzaktan

Olanları ve olacakları

Seyredemezdim uzaktan

Gerçek bir isyanı

Sonu ne olursa olsun

Bu yüzden Ankara’daydım

Gezinin tam ortasındaydım.